• $7,3818
  • €8,9785
  • 442.077
  • 1546.51
03 Nisan 2012 Salı

Polis şiddetine hayır!

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Protesto, sert yöntemlerle dağıtılması gereken bir aktiviteymiş gibi bir algı var maalesef... Halbuki demokrasilerin vazgeçilmez şartlarından biri gösteri ve toplantı özgürlüğüdür. Güvenlik güçleri göstericilerin şiddet yaratmasına elbette karşı çıkıp zararı önlemek için çalışacak ancak polis bizzat bir şiddet üretme mekanizmasına dönemez!
Ben eğitim tasarısıyla ilgili yapılan eleştirilerin içeriğine hiç katılmıyorum. Hele KESK'in eylemini son derece yanlış buldum. Neye itiraz ediyor? Tek derdi İmam Hatipler'in orta kısımlarının açılmasını engellemek. Keşke gerçek bir alternatif paketle ortaya çıksaydı. Son derece İslamofobik bir tavır sergiliyor. Ancak onun eleştirisini yanlış bulsam da eleştirme hakkının sonuna kadar yanındayım. KESK'in protesto gösterisini polisin engellemeye çalışması, göstericilere sert müdahale etmesi kabul edilemez. Üstelik sadece meydandaki göstericilere sert müdahale de değil polisin yaptığı. O gösteriye gelmek için diğer kentlerden otobüslere binenleri durdurdu. Bu, hareket özgürlüğüne müdahaledir. Hareket özgürlüğüne müdahale demokrasiye müdahaledir!
***
Keza bütün dünyanın ilgisini çeken ve Türkiye'nin çok kritik bir rol oynadığı Suriye toplantısı sürerken Esad yanlılarına yapılan müdahale... Ben Esad'ı başından beri en sert ifadelerle eleştiren gazetecilerden biriyim. Ülkesinde kıyım yapan, zalim bir diktatör olarak görüyorum Esad'ı... Dolayısıyla Esad yanlılarının pozisyonunu son derece yanlış hatta ahlak dışı buluyorum. Ancak onların protesto özgürlüğünün yanındayım. Üzerlerine gaz sıkılmasına ne gerek var? Evet polis diğer ülkelerde de gaza başvuruyor ama mecbur kalırsa. Her seferinde değil...
Gerçek bir demokrasi, özgürlüklerin şiddet ve terör içermedikçe herkes ve her fikir için var olması demektir. KESK'e yapılana da, birçok protestonun sert müdahalelerle sonlandırılmasına da 'pes!' diyorum.

Darbeciliği mi yoksa inançları mı yargılıyorsunuz sayın hakim?
BİR 'pes' de eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'u sorgulayan hakime. Geçtiğimiz hafta başlayan internet andıcı davası kapsamında yargılanan Başbuğ'a hakim Kudüs'teki Ağlama Duvarı önünde çekilmiş fotoğrafını gösterip 'bu fotoğrafı açıklar mısınız?' dedi. İnanç ve ifade özgürlüğünün olduğu hiçbir sistemde böyle bir soru kabul edilemez!
Ben açıklayayım sayın hakim: Bu yaptığınız yıllarca Ergenekon'un yapmaya çalıştığı faşizmin ta kendisidir! Ortada Başbuğ'a sorulacak birçok somut iddia, son derece vahim bir içerik varken hangi mantıkla böyle bir fotoğrafı sorguluyorsunuz? Kudüs'e giden herkes Ağlama Duvarı'na uğrar. Bu İstanbul'da Sultanahmet'e uğramak gibidir. O pozu da verir. Ben de gittim, bende de aynı fotoğraf var. Üstelik öyle olmasa bile... Bu, mahkemeyi neden ilgilendirsin? Başbuğ'un yargılanmasının şart olduğunu başından beri söyleyen bir gazeteci olarak bu ortaya çıkan tabloya isyan ediyorum!
Başbuğ'un o fotoğrafını birileri Genelkurmay Başkanı olacağı dönemde basına sızdırmıştı. Bize de gelmişti fotoğraf. Serdar Turgut'un bana gösterdiğini hatırlıyorum. O dönem de çok sert tepki göstermiştim. Maalesef daha sonra Vakit gazetesi o  fotoğrafı kullandı. O dönem Vakit'i nasıl eleştirdiysem şimdi mahkemeyi daha sert eleştiriyorum. Böyle önemli bir dava bu saçma sapan, inanç ve ifade özgrülüğüne aykırı yaklaşımlarla heba edilmemeli...

"plsddtne.jpg"

İskoçya hatırası
Türkiye'de hiçbir etki ve işlevlerinin kalmadığını anlayınca 'bari İskoçya'ya gidip 'en güzel bacak' yarışmasına katılalım' demişler...

<p>Dünyanın pek çok yerinde şehir yönetimleri marka olabilmek için birbirleriyle yarışıyor. Gastrono

Taşradan Türkiye'ye açılan bir edebiyat penceresi: İkindi Yazıları...

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Mustafa Şentop'u ziyaret etti

Pompalı tüfekle polisten kaçan zanlının yakalanma anı güvenlik kamerasında