• $7,3505
  • €8,9443
  • 438.027
  • 1536.11
19 Mayıs 2012 Cumartesi

Orhan Pamuk ve utanç günleri

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Perşembe günü Orhan Pamuk'un nasıl kendi ülkesini terk etmek zorunda bırakıldığını yazmış, o dönem yapılan karalama kampanyalarına, atılan çamurlara, dönemin Cumhurbaşkanının Nobel ödülü için bir tebrik telefonunu bile çok görmesine ve bugün Ergenekon kapsamında yargılanan bazı isimlerin Pamuk'un mahkemesi önünde attıkları yumurtalara ve ortaya çıkan ölüm listelerinde Pamuk'un isminin geçmesine değinmiştim. Bugün hala o karanlık günleri özleyenler, Orhan Pamuk'a çamur atmaya çalışanlar var maalesef. Öyle ki, Pamuk'un evden çıkmasının risk haline geldiği günlerde icabet etmediği bir daveti hatırlatıp, üzerinden rant sağlamaya çalışıyorlar. Bu kafalar Türkiye'ye çok zarar verdi. Görüyorum ki marjinalleştikleri halde hala kampanyalarına devam etmek istiyorlar.
***
2005-2006'da Pamuk üzerinden yapılan kampanya bir utanç kampanyasıydı. Dün neler yazılmış diye yeniden hatırlayayım dedim ve ülkem adına bir kez daha üzüldüm. Edebiyata, sanatçıya zerre saygısı olmayan kafalar gülünç iftiralar atmışlar Pamuk'a. Nobel aldığı için adeta taşlamışlar onu. Sanki o ödülü almadan önce kitapları 46 dile çevrilmiş, dünyaca ünlü bir yazar değil de verdiği bir demeçteki ifadeleri sayesinde birdenbire ortaya çıkan biri gibi göstermişler. Bu tip kampanyaların başaktörü Emin Çölaşan defalarca zehrini akıtmış. Bir keresinde şunları yazmış mesela: 'TC kimlikli yazarımız Nobel alabilmek için esti, gürledi. Bir milyon Ermeni, 30 bin Kürt kestik, dedi... Büyük kulisler yapıldı ve sonunda ödülü kapmayı başardı. Sayesinde aynı kafadaki yazar arkadaşları papyonlu mapyonlu frak giyip poz verdiler. Yazarımız Türkiye'ye gelecek, protestolardan korktuğu için gelemiyor...'
Böyle çamur atmaya çalıştığı ödül Nobel ödülü ve fraklı mraklı diye aşağıladığı isimler Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu, Fehmi Koru, Yasemin Çongar gibi değerli isimler. Tarihte ilk kez bir Türk yazar dünyanın en prestijli ödülünü alıyor ve ona bu ödülü zehir ediyorlar. Ödül törenine katılanları da karalamaktan çekinmeyerek! Böyle karanlık bir bakışın neresinden tutsam ki? Gerçi bu satırları yazan Çölaşan, Mehmet Barlas için de zamanında 'Otağtepe'deki yalısında oturuyor' da dememiş miydi? Yalıyı tepeye taşıyabilen bir cehaletten ne beklenebilir ki?
Sadece Çölaşan olsa ciddiye alınmaz belki ama maalesef o günlerde Hürriyet Gazetesi manşetlerinde de  ödülü zehir etmek için elinden geleni yaptı. Hatta törene katılan Ali Bayramoğlu isyanını şöyle dile getirmişti köşesinde: 'Orhan Pamuk'un ödül konuşmasını ve ödül törenini izlemek için Stockholm'de bulunan gazeteciler dün internetten Türk gazetelerine baktıkları zaman epey şaşkınlığa düştüler. Hürriyet Gazetesi ve yayın yönetmeni yine dayanamamış, Pamuk için belki de en önemli ve heyecanlı günde, dünyanın Nobel ödüllü bir Türk'ten Türkçe bir konuşmayı izleyeceği saatlerde yine yapacağını yapmıştı.  Gazetesinde attığı 'ödül edebi, izleyenler siyasi' sürmanşetiyle... Pamuk'u ve ödülünü, onu izleyen gazetecilerin uzmanlığına gönderme yaparak küçümsemeye, eleştirmeye soyunuyordu...'
***
Ertuğrul Özkök'ün Pamuk'u adeta hedef gösteren yayınları devam etti. Mehmet Barlas'tan dinledim. O dönem  Özkök'ü aramış ve 'Artık yapma, yeter, Ertuğrul, Orhan'ı öldürteceksin' demiş. Bunu daha sonra Ergun Babahan da köşesinde yazdı...
Sadece dönemin Hürriyet'i değil, Fatih Altaylı'nın Sabah'ı da korkunç bir çizgideydi o dönem. Altaylı'nın Pamuk Nobel'i alınca yazdığı şuydu mesela: '... çok sevinemiyoruz, çok mutlu olamıyoruz. Çünkü Pamuk'u bizden biri gibi göremiyoruz. Tam aksine ödüle kavuşmak için bizi satan, yalanlarla milletini suçlayan biri olarak görüyoruz.' Altaylı gibi başörtülü kızlara fahişe diyen, defalarca nefret suçu işleyen birinin 'biz' tanımına girmemek gurur verici gerçi...
Maalesef daha birçok örnek var. Dünya çapında bir yazara, dünyanın en büyük ödülünü aldığı için hayatını dar etmek üzerine bir roman yazılabilir herhalde. Tüm bunlar Pamuk'un yaratmasına engel olmadı çok şükür, Masumiyet Müzesi bütün bunlardan sonra geldi ama yine de yapılanlardan etkilenmemek imkansızdı. Pamuk, Yasemin Çongar'la  Nobel açıklandıktan sonra, ödülü almadan hemen önce yaptığı söyleşide hislerini şöyle anlatmıştı: 'Daha önceden bir dava oldu. Son 10-15 yılda pek çok siyasi durum içerisinde oldum. Bütün bunlar tabii beni psikolojik olarak yordu. Bütün bunların yoğunluğu benim yazı yazarken masama kötü bir rüzgar olarak arada bir gelip gidiyordur... Ama bende bir kendini koruma mekanizması var. Ben romanı zaten o yüzden, rüzgarlar beni etkilemesin diye yazıyorum. Kendime ikinci bir alem kurayım, orada yaşayayım ki hayattaki zorluklar yazdığım hayal dünyasına girmesin...'
Pamuk zengin hayal dünyası ve kendini soyutlama yeteneği ile zihnini koruyabiliyor belki ama ben o koruma mekanizmalarına ihtiyaç duyulmayacak bir Türkiye istiyorum!

<p>'Dünyada bir pandemi gerçeği var. Türkiye'de pandemiyle mücadele ediyor. Ekonomik ve sosyal hayat

'Marketlerdeki etiket anarşisi önlenmelidir'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!