• $7,3477
  • €8,9413
  • 437.04
  • 1536.11
17 Mayıs 2011 Salı

O görüntülerden neden rahatsız olmadınız?

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Daha önce de yazdım: Gizli kameralarla elde edilen bel altı görüntüler üzerinden siyaset yapmak feci bir şey. İnsanları seks ilişkileriyle değerlendirilip 'ahlakçılık' oynamak çok tehlikeli ve girift sulara çekebilir herkesi. O nedenle 'kim ne halt etmiş' yaklaşımından son derece rahatsızım. Ancak... Beni son günlerin 'kaset' tartışmalarında rahatsız eden başka bir nokta daha var. Korkunç bir çifte standart, müthiş bir ikiyüzlülük içeren bir nokta: Bugün MHP'lilerin görüntüleri için 'özeldir, bunun üzerine konuşmak ayıptır' diyenler, 28 Şubat sürecinde, Fadime Şahin' in Müslüm Gündüz' le basıldığı günlerde aynı tepkiyi gösteriyorlar mıydı acaba? 'Özel hayatları canım, kameraların girmesi yanlış' diyorlar mıydı?
***
Hayır! Aksine! Bugün 'Bu görüntüler üzerinden konuşmak etik değildir' diye ahkam kesenler o günlerde Fadime Şahinler'in, Müslüm Gündüzler'in, Ali Kalkancılar'ın ilişkilerini özel mözel demeden bütün ayrıntılarıyla tarıyor, Fadime Şahin' i kanal kanal gezdiriyorlardı.
Bu, kayırmacılık değildir de nedir Allah aşkınıza? O dönem karikatürize edip ortalığa sürdükleri ve 'Türkiye'yi ele geçirecekler' diye korkuttukları Aczimendiler ile ilgili ortaya çıkan seks haberleri 'İslamcıların gerçek yüzünü' ortaya çıkarıyordu da bugünküler neden MHP'ye komplo oluyor?
***
Ben MHP'lilerin özel hayat görüntülerinden de çok rahatsızım, 14 yıl önce Müslüm Gündüz'ün Fadime Şahin ile kameralar eşliğinde basılmasından da aynı şekilde rahatsız olmuştum. Kamera ile özel hayata dalmak her şekilde röntgenlemektir. Bir duruştan bahsedeceksek bu, kişiler değil kavramlar üzerinden olur. O nedenle bugün sırf işlerine gelmedikleri için MHP kasetlerine muhalefet edenler, 'özel hayattan bize ne' diyenler,  bir zahmet o dönem ne dediklerine bakıp günah çıkarsınlar! Ancak o zaman inandırıcı olabilirler...

'Ali Bilir'in tetiği çektiğini görmedim'
Cumartesi günü İhsan Barutçu' nun yazdığım iki yazı üzerine yaptığı yorumlara yer verdim. Aramızda geçen telefon görüşmesini özetledim. O görüşmede Barutçu, Metin Yüksel cinayeti ile bağlantılı olarak yargılandığı ve hapis yattığını doğruluyor ancak o dönemin kargaşasının ve yaşlarının küçüklüğünü de hatırlatıyordu. Hakkını teslim edeyim: Geçmişle ilgili bahane bulmaya, yaptıklarımız yanlış değildi demeye çalışmıyorum, diye defalarca vurguladı Barutçu. Yüksel cinayeti sırasında cami avlusunda olduğunu söyledi. Yeni bir gerginliğe yol açmamak için çok dikkatli olunması gerektiğini hatırlattı. Ancak ondan alıntıladığım metnin bir noktasında itiraz etti. Ben onun ağzından 'Ali Bilir cinayeti işledi, ben de yanındaydım' diye yazdım. Barutçu ısrarla böyle bir şey söylemediğini, tetiği kimin çektiğini bilmediğini, cinayeti işleyenlerin yanında olmadığını söyledi. Konuşmamız sırasında not tutmadım. Aklımda kalanları ana hatlarıyla yazdım. Demek ki o dönem ile ilgili okuduklarımın etkisiyle Ali Bilir ile ilgili ifadeyi ben eklemişim.  Barutçu söylememiş. Düzeltiyorum.
***
Bu vesileyle Metin Yüksel'in kardeşi Edip Yüksel'in konuyla ilgili ifadelerini de hatırlatıp bu bahsi kapatayım. Cinayet gününü şöyle tasvir etmişti Edip Bey: 'İhsan Barutçu, ülkücü lider Ali Bilir ile birlikte kardeşim Metin'i Fatih Camii avlusunda düzinelerce arkadaşının önünde kahpece katlettiler. İşin ilginci ben ve Metin kaç kez İhsan'ı Vefa Lisesi'nde komünistlerden kurtarmıştık! Şahsen ikisini de tanıyorum. İhsan o zaman çok gençti ama Ali Bilir 30 yaşlarında bir canavardı. Yedi TİP üyesinin Ankara'da evlerinde katledilmesi haberini işittiğinde sevinç naraları attı...'

<p>Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, hükümet krizini aşmak için yarından itibaren parlamentoda temsil

İtalya'da hükümet krizi... Conte gitti, şimdi ne olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor

Diyarbakır'ın ''çılgın projesi''ndeki ilerleme üreticiyi sevindirdi