• $7,3505
  • €8,9443
  • 438.027
  • 1536.11
09 Ağustos 2012 Perşembe

New York'tan keşifler

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Birkaç haftadır 30 gün süren seyahatimin çeşitli noktaları ile ilgili izlenimlerimi yazıyorum. Cancun ve yıllardır gazeteci sıfatıyla gittiğim Washington DC'de ilk kez turist olmak üzerine aldığım notları ilerleyen günlerde yayınlayacağım. Bugün son olarak New York'la ilgili birkaç kelam edip zihnimi yeniden Türkiye'ye kanalize etmeye karar verdim.
***
New York dünyanın mikro hali. Kendinizi her şey ve hiçbir şey gibi hissettiğiniz dünyadaki belki de tek yer. Bu şehre her gittiğimde onu çok geç keşfetmekle ilgili pişmanlığım artıyor. Keşifler sonsuza uzayabilir New York'ta. Ben neler mi buldum bu sefer? Bir kere Harlem'i adam akıllı, yürüyerek ilk kez dolaştım. Orada asılı duran protest ruhu bu kadar yakından ilk kez soludum. Malcolm X ve Martin Luther King t-shirtleri satan kızın gözlerindeki o öfkeli zaferi ilk kez bu kadar yakından gördüm. Sylvia's diye ünlü bir lokantası var Harlem'in. Güney'in yağlı ama lezzetli mutfağını sunan bir yer. Sağlık takıntılarını bir kenara koyan herkesi çok mutlu edecek yemekler var Sylvia'da. Hele bir de pazar öğlen, canlı Gospel dinlemeye giderseniz...
***
Bir geç keşif de Blue Note'du. Her akşam Jazz'ın önemli isimleri burada söyler. Hep duyardım, ilk kez gittim. Bence New York'un sesini ve ruhunu anlatan yegane müzik jazz. Jazz'ın en iyi yapıldığı yer ise Blue Note.
***
New York  lüks ve ünlü otellerle dolu bir şehir. Ancak kalacak yer seçenekleri tabii ki bunlarla sınırlı değil. Bu kez biz otel zincirleri  listesinin dışına çıktık ve Manhattan'ın göbeğinde, Flatiron'a iki dakika mesafede tam şehrin ruhunu yansıtan bir otel bulduk: Gershwin. İçinde Andy Warhol'un eserlerinin olduğu, kıpkırmızı boyalı ve pop-art havasını sonuna kadar yansıtan, her katta o dönemin ünlü isimlerinin fotoğraflarının yer aldığı, lüksten uzak New York'u çok iyi hissettiren bir keşifti doğrusu...
***
New York birbirinden yaratıcı gökdelenlerin şehri. Murat Belge'nin tabiriyle 'modernist bir şiirselliğe' sahip. Bu gökdelenlerin arasında dolaşmak güzel ama bence bu şehri bir de karşıdan, sudan görmek lazım. Bir tarafta Manhattan diğer tarafta Brooklyn'e bakarak... Bunun çeşitli yolları var ama bence en iyisi akşam saatlerinde South Port'tan kalkan, arka fonda hafif bir müzikle salınan yelkenliler.
***
Son olarak da komik bir keşiften bahsedeyim. New York'un ne kadar sigara düşmanı bir şehir olduğu zannederim herkesin malumu. Burada bırakın kapalı ya da açık lokantalardaki yasağı, Belediye Başkanı Michael Bloomberg parklarda bile sigaraya 'hayır' dedi. Sadece sokakta içmek serbest.  Şehrin başka yerlerinde de var mı bilmem ama bu yasağı East Village'taki birkaç 'uyanık' işletme nargile bahanesini kullanarak delmiş. Kafelerin bahçelerinde bile uygulanan yasak bu mekanların kapalı bölümlerinde uygulanmıyor. Çok tuhaf!
Bir kaç not:
- Öncelikle Miami'yi en iyi bilen Türk, Emir Tamer'den bahsetmemek olmaz. Emir tam bir South Beach uzmanı. Orada öyle bir çevresi var ki ta İstanbul'dan telefonla birkaç saat içinde herkesi harekete geçirip bize müthiş bir plan çıkardı. Organizasyon yeteneği böyle bir şey olsa gerek!
- Organizasyon demişken... Miami'de ne kadar iyiyse Mexico City'de o kadar berbattı. Bizi gelmeye ikna eden, 'size bütün şehri gezdireceğim' diyen kardeşimin Meksikalı arkadaşı Lorena Cueto ilk gün 2'de geleceğim deyip tam 4 buçukta geldi. Açıklama bile yapmadan! Sonra da sırra kadem bastı...
- Meksika'ya 'yumuşak giriş' yapmak isteyenlere Cancun'u öneririm. Gelişmiş hizmet sektörü, dalga severlerin bayılacağı bir kumsal ve misafirperver Meksikalılar ile zamanın kötü geçmesi imkansız.

<p>Terör örgütlerini silahlandıran Brett McGurk'ün adının ortaya çıkması, terör örgütü DEAŞ'la kariy

Biden yönetimi göreve hızlı mı başladı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor