• $7,3662
  • €8,9592
  • 437.3
  • 1536.11
27 Ocak 2011 Perşembe

Kurtlar Vadisi Lübnan

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

2006 yazında apar topar yola çıkışım geliyor aklıma. İsrail Lübnan'ı bombalamaya başlamış, ben de soluğu Mersin üzerinden karayoluyla Suriye oradan da Beyrut'ta almıştım. Foto muhabiri arkadaşım Celal Yıldız'la çelik yeleklerimizi çantaya sığdırmak için uğraşmış, o yeleklere ihtiyaç duymasak da 10 gün boyunca Beyrut'un üzerinde uçan İsrail uçaklarının ve bombaların sesinden uyuyamamıştık...
- - -
O günler dünden beri tekrar tekrar canlanıyor gözümde. Canım sıkkın. Lübnan'da olanlar beni korkutuyor. O topraklarda yaşayan dostlar yine bomba sesleri, yine silahlarla uyanmaya başlarlar diye endişeleniyorum. Bu endişemin sebebi Lübnan'da olanlar. Geçtiğimiz hafta hükümet düştü, biliyorsunuz. Bunun sebebi olarak bize sunulan bir senaryo vardı: Başbakan Saad Hariri'nin babası Refik Hariri suikastında Hizbullah'ın rolü olduğuyla ilgili raporu açıklanınca hükümetin ortağı Hizbullah Partisi üyeleri istifa ettiler. İstifa üzerine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Katar Başbakanı arabuluculuğa soyundular ancak tarafları ikna edemeyince geri döndüler. Bu süre zarfında Dürz” lider Velid Canbolat, Hizbullah yanına çekildi ve Saad Hariri'nin 14 Mart koalisyonu yalnız bırakıldı. Salı günü ise Hizbullah'ın desteklediği Necip Mikati, başbakan olarak atandı.
- - -
Bunlar suyun yüzeyinde görünenler. Bir de yüzeyi hareketlendiren alt kısım var, yani esasında Ortadoğu'da yapılan hesaplar. Gelin o hesaplara bakalım...
Hariri hükümetinin düşmesi tamamen bir Şam operasyonu. Şam Lübnan'ın kendi kontrolünde olmasını istiyor. O nedenle Saad Hariri hükümetinden rahatsızdı. Zira Hariri babasının ölümünden sorumlu tuttuğu Şam ve onun kontrolündeki Hizbullah'ın karşı cephesini temsil ediyor. Kısa süre önce gerçekleştirdiği Washington ziyaretinde de Obama'ya Suriye-Hizbullah cephesinden duyduğu tedirginliği aktarmıştı. Bu sebeplerle Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad zaten Saad Hariri'den kurtulma planları yapıyordu. Bu planlar başarıya ulaşmış görünüyor. Lübnan'da Hizbullah'ın hükümeti kurma planı tıkır tıkır işledi. Dürz” lider Velid Canbulat, Suriye tarafından adeta tehdit edildi ve Mikati'yi desteklemesi sağlandı (Babası Kemal Canbulat'ı Hafız Esad öldürtmüştü, oğluna ne mesaj verildi dersiniz?) Tüm bu süreç İran ile de koordineli yürütüldü. İran ve Suriye Lübnan'da yönetimi ele aldı kısacası.
- - -
Diğer taraftan İsrail de bu gidişi görüp sertleşme planları yapmaya başladı. Ehud Barak'ın istifası bu yüzden. Barak Hizbullah'ın güçlendiği bir Lübnan'a saldırmak için Netanyahu ile birlikte bir savaş kabinesi kurma planları yapıyor.
Bu gidişte bir değişiklik olmazsa İsrail yeniden Güney Lübnan'a saldırabilir. En son 2006'da yaşanan trajediler talihsiz Lübnanlıların başına bir kez daha gelebilir...
- - -
Son bir haftada yaşananlara bakıyorum da... Keşke, diyorum, keşke Davutoğlu arabuluculuğa soyunup ta oralara gitmeseydi... Zira ne ortada Hariri ile varılan bir uzlaşma var ne de Ortadoğu'da barış sürecini hızlandıracak bir tablo. Değerli bir dostum bana geçen gün şu sözü hatırlattı: Diplomaside cami gibi olmak lazım bazen. Sen gitmeyeceksin, insanlar sana gelecek. Davutoğlu'nun gidişi efektif olmadığı gibi diplomasinin sözlü bir kuralı sayılan 'not too much deal' prensibini de yıktı. Bir de böyle bir şer ekseni, yaratıp ondan nemalanmak isteyen Şam yönetimi ile sürdürülen ilişkiler var. Bakalım Türkiye bu ilişkilerden de güç bulup 'N'apıyorsun Esad?' diyebilecek mi?

<p>Yozgat'ta aydınlatma direğindeki Türk bayrağının katlanmış olduğunu gören yaşlı bir vatandaşın, ş

Yozgat'ta vatandaşın 'bayrak' hassasiyeti kameraya yansıdı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor