• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
25 Aralık 2010 Cumartesi

Kronik Amerika kompleksimiz

Hayat her zamanki gibi akıyor da ben bir süredir o akışı başka türlü görür oldum sevgili okurlar. Babamın kanser tedavisi gördüğünü biliyorsunuz. O nedenle epey bir süredir biz hastanede yaşar olduk. Annem bütün bütün kalıyor, ben ve kardeşim ise gündüzleri burada geçiriyoruz. Üç ay oldu... Üç aydır bir dağın tepesinden, kuşbakışı bakıyorum sanki hayata. Öyle bir 'gündelik'i aşmışlık hali... Buradan bambaşka görünüyor yıllardır bakıp durduğum hayat. 'Ah keşke' diyorum, 'keşke mecbur kalmadığım zamanlarda gelip de buradan bakabilmeyi öğrenseydim'...


***
İşte böyle bir değişimden olsa gerek, yılardır verilen bazı kavgalar anlamsız gelmeye başladı. Mesela şu Ermeni meselesi... Belli aralıklarla ABD ile aramızda yaşanan soykırım tasarısı sorunu...

***
O konuyla ilgili benim tavrım net: Ermeni kardeşlerimize dönemin İttihatçılarının büyük zulümler ettiğini, toplu kıyımlar yapıldığını, insanlık utancı yaşandığını düşünüyorum. Yaşananları kınıyor ve özür dilenmesi gerektiğine inanıyorum ama bunun soykırım olarak adlandırılmasını yanlış buluyorum. Öte yandan Ermenilerin tamamı, yaşananların soykırım olduğunu düşünüyor ve geçmişteki kanın yerde kalmaması için Türklerin bunu kabul etmesini istiyor. Böyle gerçek bir hassasiyete de saygı duyuyorum ancak her yıl rant sağlamak amacıyla bir grup Ermeni lobici ve onların oylarına muhtaç Amerikalı siyasetçinin bu gerilimi tırmandırmasını içime sindiremiyordum. Peki ama gerilimi alt etmenin yolu onunla savaşmak mı acaba?

***
Bu ABD'de bir avuç insan dışında kimsenin ilgilenmediği konu yüzünden koskoca Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Dışişleri'nin ayağa kalkması gerekli mi hakikaten? Bence hayır! ABD Kongresi bu tasarıyı geçirse ne olacak? Ben size söyleyeyim: Hiçbir şey! Evet bu tasarının onaylanmasının hiçbir hukuki yaptırımı yok, olsa Kanada, Fransa, Uruguay gibi sayısız ülkenin parlamentosundan geçtiğinde olurdu... Yani her yıl yaşadığımız gerilim tamamen psikolojik. Bunun temel sebebi de ABD'nin yanında kendimizi ezik ve kanıtlamaya muhtaç hissetmemiz olsa gerek. Yoksa bütün dünya parlamentoları onaylamış ABD'ninki eksik ya da fazla ne fark eder? Dünyanın dengeleri hızla değişirken ABD=dünya muamelesi yapmak hem bir kompleks hem de zamanın ruhunu kaçırma işareti. Bununla bir an önce yüzleşelim. Bu gereksiz mesele için her yıl koskoca ülkemizin yönetimi seferber olup mesai harcamasın. Kendimizi bu kadar küçük görmeyelim!


Türkler değil, İttihatçılar yaptı

İYİ ama işin bir de iç kamuoyu boyutu var diyorsunuz, biliyorum. ABD Kongresi soykırım tasarısını onaylarsa, içeride milliyetçi kanat galeyana gelir, diye düşünüyorsunuz. Bu, haklı bir düşünce ancak birçok konuda cesur adımlar atabilen AK Parti hükümeti bu konuda da dil değiştirerek ikna edici olabilir.

***
Yol basit: Öncelikle 'Türkler soykırım yaptı mı yapmadı mı?' tartışmasını bir kenara bırakmak gerek. Onun yerine 'İttihatçılar soykırım yaptı mı yapmadı mı?' sorusu dolaşıma sokulmalı.

Almanları hatırlayın... Siz hiç 'Almanlar soykırım yaptı' diye bir cümle duydunuz mu? Almanlar geçmişteki barbarlığı Nazilerin yaptığını söylüyorlar. Böylece hem kendilerini dönemin faşist yönetiminden soyutlamış hem de kendi tarihlerini sağlıklı bir şekilde tartışmak için zemin yaratmış oluyorlar.

***

AK Parti hükümeti benzer bir yaklaşımın önünü açmalı. Ermenilere yapılan zulümleri Türkler üzerinden değil dönemin İttihatçıları üzerinden tartıştırmalı. Şayet böyle bir jargon değişikliğine gidilirse meselenin dünya üzerindeki ele alınış şekli de değişecektir...

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!