• $7,4353
  • €9,0145
  • 420.808
  • 1470.92
21 Ocak 2012 Cumartesi

Hrant'ın sahte dostları

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Kapkaranlık bir cinayetin ardından verilen utanç verici karara 'hayır' diyen on binlerin sessiz ama mağrur yürüyüşünden daha güzel bir cevap olabilir miydi diye düşünüyorum dünden beri.  Hrant Dink için tek yürek olup yürüyenler, bu ülkenin aydınlanması için de yürüdüler aynı zamanda. Benim de kalbim oradaydı hem de iki acıyı birden yaşayan kalbim... Zira sizler Taksim'den Agos'a doğru yürürken ben de amcamı toprağa veriyordum dün...
O yürüyüş ve kararın ardından hem başta Başbakan olmak üzere hükümet kanadının yaptığı 'bu karar tatmin edici değil, adalet yerine getirilmeli' anlamındaki açıklamalar hem de kararı veren hakimin tuhaf ve düşündürücü itirafı 'bu iş burada kalmayacak arkadaş!' dedirtiyor insana. Belli ki temyize gidecek dava soruşturulmaya devam edecek. Dün Taha Akyol'un köşesine açıklamalarda bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Fikret Seçen de meselenin örgütsel çerçevede ve birkaç koldan yürüyeceğinin, yeni operasyonlarının olacağının işaretini verdi.
***
Ben bundan sonrasının değil, öncesinin üzerinde durmak, cinayetin evveline gitmek istiyorum. Gelin, 2003'ten başlayalım. 2003 Kasım MGK'sından. O MGK'dan ilginç kararlar çıktı. Misyonerlik ve azınlık tehdidine vurgu yapıldı. Sanki ülkede misyoner ve azınlıkların tehlikeli faaliyetleri varmış gibi bir hava yaratıldı. Bu hava çok tuhaftı, çünkü istihbaratın elinde bile bu yönde bir bilgi yoktu. (Adem Yavuz Aslan cinayetin ardından yazdığı 'Bi Ermeni Var' adlı kitabında o dönemin MGK ve emniyetindeki havayı ve sürecin gelişimini adım adım anlatıyor.)
***
'Misyonerlik hortluyor' propagandası, apoletli çevreler tarafından bir anda ve başarılı bir şekilde işlenmeye başlandı. Hatta öyle ki maalesef arkadaki karanlık oyuna henüz uyanmamış AK Parti hükümeti de başta bu oyunu yedi. Alper Görmüş, Ocak 2004'teki MGK toplantısından notları daha sonra köşesinde yayınladı. O notlarda Başbakan 'misyonerlikle mücadelenin iyi Müslüman yetiştirmek olduğu'nu söylüyordu. Yaratılan korku havasına karşılık veriyordu. Maalesef muhafazakar kesimin en zayıf noktası olan 'misyoner fobisi'ni derin çevreler çok iyi kullanmayı bilmişti o dönem...
***
Oysa bugünden bakınca tablo son derece berrak bir şekilde görünüyor: Dönemin Ergenekon güçleri 'İslamcı' gördükleri AK Parti'yi devirmek için müthiş bir plan hazırlıyorlar. Bu plana göre ülkedeki azınlıklar, gayrimüslim din görevlileri öldürülecek, bir kaos ortamı yaratılacak, Batı'ya da 'Bakın İslamcı hükümet Hıristiyan öldürüyor' denilecek. Bu çerçevede Malatya Zirve Yayınevi Katliamı, Rahip Santoro ve Hrant Dink cinayetleri yaşandı maalesef... Sonra da Taraf'ın yayınladığı Kafes Eylem Planı sayesinde sürecin önceden kaleme alınmış şemasını gördük.
***
Kısacası Arat Dink'in söylediği gibi yem olarak kullanıldı Hrant ve diğerleri. Kullanan Ergenekon'du. Amacı da AK Parti'yi devirmekti. Hükümetin bu tabloyu bu açıklıkta görmesi ve Celalettin Cerrah'ı ve cinayeti görmezden gelen ya da o yapıyı kollayan diğer kamu görevlilerini korumaya artık bir son vermesi lazım. Bir sözüm de konu Hrant olunca 'örgüt var!' diye haykırıp, Ergenekon olunca işi sulandırmaya çalışanlara: Hrant'ın ölümüne sebep olanların büyük bir kısmı bugün Ergenekon kapsamında tutuklu yargılanıyor. Bir yandan 'Dink cinayeti aydınlanmalı' deyip diğer yandan bu davayı temelsizleştirmeye çalışmanız tek kelimeyle riyakarlık! Şayet samimiyseniz Ergenekon'un üstünün kapanması için değil, kapsamının genişlemesi için haykırın! Hrant davasının Ergenekon'a bağlanması için sesinizi yükseltin! Nedim Şener propagandasına da artık son verin! Şener'in yargılanmasını eleştirebilirsiniz, tutuklu olmasını ben de çok yanlış buluyorum ama 'Dink cinayetini aydınlatmaya çalıştığı için yargılanıyor' havası yaratmak kötü niyetten başka bir şey değil... Nedim Şener emniyet içi kavganın parçası oldu. Ergenekon soruşturmasını yürütenlere, yani Hrant'ı tehdit eden Veli Küçükler'in, Kemal Kerinçsizler'in üzerine giden ekibe savaş açtı. O kitabı da bu savaşta taraf olduğu kesimi güçlendirmek için yazdı. Detayları merak diyorsanız Nazlı Ilıcak'ın yeni çıkan kitabı 'Her Taşın Altında The Cemaat mi var?'ı okuyun...

<p>Peki, önümüzdeki günlerde Paşinyan'ı neler bekliyor?  Azerbaycan-Ermenistan hattında neler yaşanı

İskender füzesi iddiasının sebebi ne?

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı

Bakan Karaismailoğlu, Filyos Limanı'nda incelemelerde bulundu