• $7,4153
  • €8,9807
  • 437.482
  • 1467
26 Nisan 2012 Perşembe

Faşizmin ayak sesleri mi?

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Avrupa'da aşırı sağın yükseldiği malum. Bu yükselişe ekonomik kriz sebep olarak gösterilse de işin ucu 11 Eylül döneminde bir virüs gibi yayılan İslamofobiye gidiyor. Bugün Batı'da göçmen deyince ilk akla gelen nüfus olan Müslümanlar gittikçe güçlenen aşırı sağın temel hedefi. İstenmiyorlar. Yıllardır bir çok Avrupa ülkesinde işgücünün önemli bir kısmını oluşturup, ekonomiye önemli bir katkı sundukları halde krizin faturası tamamen onlara kesilmiş durumda. Sanki göçmenler (ki burada esas kasıt Müslüman göçmenler) ülkelerine geri dönse kriz bitecek...
***
Halbuki işin aslı öyle değil. Müslümanlar'ı ret politikasının temel sebebi ekonomi değil. Esas sebep faşizm. Kendi gibi olmayanı istememe, ayrımcılık. Ancak bunun siyasi doğruculuk sopası nedeniyle açıkça telaffuz edilmesi zor. (Gerçi bunu yapanlar da var) Onun yerine ekonomik krizi gerekçe gösteriyorlar. Kriz gerçek niyeti kapatmak için kullanılan iyi bir kamuflaj.
***
Hatırlayalım: Avrupa'nın en liberal toplumlarından kabul edilen Hollanda'da Müslümanlar'a karşı yükselen ayrımcılık 2002'de başlamıştı. Yani 11 Eylül'den kısa süre sonra. İslam'ı 'geri bir kültür' olarak niteleyen ve 'Müslüman göçmenler için sınırlar kapatılsın' diyen aşırı sağcı politikacı Pim Fortuyn mayıs 2002'de öldürüldü. Fortuyn daha İkiz Kuleler saldırısı olmadan verdiği bir demeçte de 'İslam ile savaşmamız lazım' diyordu. Onun ardından, 2 yıl sonra, İslam'ın kadını ezdiği ve şiddete maruz bıraktığını 4 Müslüman kadın üzerinden anlatarak  provokatif bir film çeken yönetmen Theo Van Gogh  (Filmin ismi Submission'dı ve afişinde çıplak bir kadın bedeni üzerinde ayetler yazılıydı) bir Müslüman tarafından öldürüldü. Bu olaylarla birlikte ülkede cadı avı başladı. Müslümanlar istenmeyen ilan edildiler. Aşırı sağ sistematik olarak yükselmeye başladı. Tekrarlayayım: 2002- 2004'ten bahsediyoruz. Yani ortada ekonomik krizin hiçbir emaresi yoktu. Aksine son derece başarılı bir dönemdi. O dönemde Türkiye-AB ilişkileri de baharı yaşıyordu. İslamofobinin hangi noktaya geleceğinden habersizdik ve Türkiye'nin üyeliği konusunda umutluyduk. Ben o sıralar süreci izlemek için sık sık Brüksel'e gidiyordum, o gidişlerde Hollanda'ya da uğruyor ve dönemin politikacıları ile görüşüyordum. Van Gogh öldürüldükten sonra kendini açıkça göstermeye başlayan nefret sonucu camilere saldırılar olmuştu ve dönemin AP Türkiye Rapotörü Eurling bana 'Camilere yapılan saldırıları kınıyorum. Hollanda çok kimlikli ve çok dinli bir toplumdur. Bunlar tekil olaylar, biz özgürlükler ülkesiyiz' demişti. Bugün ne kadar yanıldığı üzerine düşünüyor mudur, bilmem...
İSLAM'A VURARAK OY ARTIRANLAR
Hollanda belki liberal bir toplumda yükselen aşırı sağı göstermek açısından çarpıcı ama tek örnek değil. Avusturya'da Haider 2008'de bir kazada yaşamını yitirene kadar aşırı sağı yükseltti. Daha sonra da yükseliş devam etti. Fransa'da ise Marine Le Pen, Fortuyn'u aratmıyor. Zaten Hollanda'da da Fortuyn'un tahtını kısa süre içinde Geert Wilders devraldı. Bugün hala ülkede aşırı sağın yükselişi sürüyor. Geert Wilders açık bir şekilde İslam'a ve Kuran'a hakaret edip, Müslümanlar'ı hedef göstermeye ve böyle yaparak oylarını artırmaya devam ediyor.
Avrupa'daki faşist dalganın havasını son günlerde en bariz şekilde Fransa'da görüyoruz. Üstelik bu dalga Fransa'da sadece aşırı sağ üzerinden kendini göstermiyor maalesef. Ülkenin cumhurbaşkanı Sarkozy açık bir şekilde Müslüman göçmenleri dışlayan, merkez sağın lideri iken giderek aşırı sağa kayan bir isim. Adeta faşist kanadın lideri Le Pen'in söylemleri ile yarışıyor. Geçtiğimiz hafta sonu Fransa'da ilk tur seçimler yapıldı. Sonuçlar son derece korkutucu maalesef. Sosyalist aday François Hollande sandıktan birinci çıktı çıkmasına ama Sarkozy ile arasında yalnızca yüzde 1,8 puan fark var. Le Pen ise yüzde 20'ye yakın oy almayı başardı. Bu çok büyük bir rakam! 6 Mayıs'ta ikinci tur seçimler yapılacak. O tura Hollande ve Sarkozy katılacak. Le Pen kimseyi desteklemeyeceğini açıklamış olsa da aşırı sağ seçmenin Hollande ve Sarkozy arasında kimi tercih edeceğini tahmin etmek güç değil. Kısacası Fransa bir kez daha sağ iktidar dönemine girebilir. Bu da gittikçe artan ayrımcılık ve nefret dilinin tavizsiz şekilde devam edeceği anlamına gelir.
***
Avrupa İslam'la barışmadıkça, onu bir parçası kabul etmedikçe sağın yükselişi sürecek gibi görünüyor...

<p><span>MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. HDP E

PKK'nın bir kolu gibi çalışan HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Klozeti açınca dev yılanla göz göze geldi! İşte o korku dolu anlar...

Eren-5 operasyonunda 53 sığınak ile 62 depo kullanılamaz hale getirildi