• $7,3896
  • €8,9878
  • 442.331
  • 1545.69
11 Şubat 2012 Cumartesi

Düşman sevindiren kavga

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Müthiş bir krizin tam ortasında kalakaldı Türkiye. Üstelik krizin tarafları birbirine öz itibarıyla karşıt güçler değil. En büyük sıkıntı da burada. Askeri vesayetin belini büken, Ergenekon davalarında belli bir aşamaya gelinmesini sağlayan odaklar birbirine düştü maalesef. Bu krizin bir an önce aşılması şart. Yoksa... Düşünmek bile istemiyorum.
***
Bir tarafta emniyet-savcılık, diğer tarafta ise MİT-Başbakanlık'ın durduğu farklı yaklaşımlardan kaynaklanan bir düğüm noktasının ortasındayız. Dengeli gitmek ve bir tarafın militanlığını yapma tuzağına düşmemek gerek. Maalesef bu tuzağa düşen önemli isimler görüyorum birkaç gündür. Ya emniyet kaynaklarından beslenip, savcılığın tamamen haklı olduğunu ileri sürüyor ve MİT ile Başbakanlık'a çok ağır yükleniyorlar ya da emniyet ve savcılığa açıkça husumet besliyorlar. Ben bu iki yaklaşımın da gerçek resmi görmekten uzak olduğunu düşünüyorum. Bugünlere emniyetin cesur ve tavizsiz çabaları, savcıların kararlılığı ve siyasi iradenin desteği sayesinde geldik.
***
Bunu dikkate alıp, tarafgirlikten uzak duran isimler de var elbet. Bence bunların başında Yeni Şafak Gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi geliyor. Açıkçası beni hayli de şaşırttı Selvi. Çünkü emniyet kaynaklarına yakın olduğu bilinen bir isimdir. Buna rağmen emniyet-savcılık ayağını kayırmayı reddetti ve tabloyu doğru bir şekilde ortaya koydu. Onun özellikle şu birkaç tespitini çok önemsiyorum:
'Bu işin altında 'Bir tek oy almayacağımı bilsem bile bu işi çözeceğim' diye açılım sürecini başlatan Başbakan Erdoğan'ın iradesinin hesaba çekilmesi var. 'İyi şeyler olacak' diye süreci teşvik eden Cumhurbaşkanı Gül'ü rahatsız eden bir durum söz konusu. Çünkü bu kadrolar Kürt sorunu çözülmeden Türkiye'nin hiçbir şey yapamayacağının farkında. Kürt sorununun ise 'öl, öldürle' değil, sivil yöntemlerle çözüleceğine inanıyorlar. Hakan Fidan, Emre Taner ve Afet Güneş'in şahsında yargılanmak istenen Kürt sorununun sivil yöntemlerle çözüleceğine inanan irade.'
***
Selvi'yle aynı görüşteyim. Hem hükümet hem de emniyet kanadından güvendiğim isimlerle yaptığım görüşmelerden sonra şuna kanaat getirdim: Kürt meselesinin çözümüyle ilgili yukarıda saydığım taraflar farklı düşünüyor. Emniyet ve savcılık ayağı müzakereden geçen çözüme karşı. Zaten sıkıntı da burada. Karşı oldukları için sivil iktidarın yetkisi dahilindeki terörle mücadele yöntemini sorgulamaya çalışıyorlar. Bu, yargının açık bir müdahalesidir. Yargı vesayeti tam da budur. Askeri vesayet bitsin de yargı vesayeti gelsin diyenler varsa başka... Sivil iktidarın üzerinde hiçbir vesayeti kabul etmeyenler PKK-MİT görüşmelerini soruşturma konusu yapan savcılığa karşı durmak durumunda.
Öte yandan bir de işin diğer boyutu var. İddialara göre KCK yapılanmasının içine sızmış MİT unsurları suç unsuru haline gelmişler, hatta KCK'yı bunlar yönetiyor. Bu iddianın soruşturulması gerekir. Operasyonun o kısmının doğru olduğunu düşünüyorum. MİT'in içinde hala derin unsurlar olduğu bir sır değil. Hatta teşkilatın önemli bir kısmı hala Ergenekoncu unsurlardan oluşuyor. Bunlara dokunulmasına kimse karşı çıkmamalı.  Ancak Hakan Fidan, MİT'in demokratik dönüşümünün önünü açmak için getirildi. Dolayısıyla Hakan Fidan üzerinden bir operasyon yürütmek tam da bu derin unsurların isteyeceği bir şey. Kısacası Oslo görüşmeleri dahil edilmeden, MİT'in içindeki karanlık yapılanmanın üzerine gidilse çok doğru olurdu. Bunu siyasi irade de desteklerdi. Ama öyle olmadı. İş restleşmeye kadar vardı. Şayet bu restleşme devam ederse yaşadığımız süreç geriye doğru ilerler.

<p>Türkiye'nin aşı haritası erişime açıldı. Vatandaşlar bunun  takibini nasıl yapabilir? İ<span>ki d

Aşının koruyuculuğu ne zaman başlar?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Koronavirüs aşılarının 2. partisi Türkiye'ye geldi

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''