• $7,5342
  • €9,0168
  • 409.829
  • 1538.04
14 Nisan 2011 Perşembe

Cuntanın gazetecileri

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Türk sosyalizm tarihinin en önemli örgütlerinden Dev-Yol'un lideri Oğuzhan Müftüoğlu'nun anılarını anlatan bir kitap yayınlandı geçtiğimiz aylarda. Adnan Bostancıoğlu imzalı 'Bitmeyen Yolculuk' adlı bir söyleşi kitabı... Geçen gün kitabı karıştırırken bir bölüme takıldım. Geçtiğimiz hafta yazdığım yazı geldi aklıma. Önce o bölümü aktarayım. Siz beni anlayacaksınız...
12 Eylül sonrası Dev-Yol ana davası, ardından yağan davalar. Sadece Dev-Yol'a değil tüm sol fraksiyon mensuplarına hapishanedeki işkenceler malumunuz. Ancak o karanlık günlerde kamuoyu üzerinde müthiş bir karartma yapılıyor, yapılabiliyordu. Bu karartmaya medya çanak tutuyordu. Kitapta dikkatimi çeken de Mamak Cezaevi'nde Müftüoğlu ve arkadaşlarıyla ilgili bir bölüm. Adnan Bostancıoğlu soruyor, Oğuzhan Müftüoğlu yanıtlıyor... Kısaltarak aktarıyorum:

***
Başlık: Cuntanın gazetecileri.
Bostancıoğlu: Bir fotoğraf var, havalandırmada çekilmiş. Orada Ulvi Oğuz da var...
Müftüoğlu: ...Önce beni, Melih'i, ve bir kişiyi daha idareye götürdüler. Gazeteci bir arkadaşınızmış, çok ısrar etti, söyleşi yapmak istiyor diye... İdari bölümde temiz örtülü masalar filan var, bir vatandaş oturuyor, güya Melih'in arkadaşıymış. Yanında da cezaevi müdürü Raci Tetik... Gazeteci denen çocuk, koşullar nasıl falan diye sormaya başladı. Benim 'burası işkence merkezi' gibisinden bir şeyler söylememle birlikte Raci Tetik hopladı: 'Ne biçim konuşuyorsun bana kalsa şurada hepinizi kurşuna dizerim...' Neyse söyleşi böyle bitti. Herhangi bir gazetede haber filan da çıkmadı. Herhalde güvendikleri bir gazeteci getirip deneme yapmak istemişler.
Bostancıoğlu: Önden yokladılar demek ki bunlara soru sorulduğunda ne diyorlar diye...
Müftüoğlu: Olabilir. Zaten bir süre sonra esas oğlan geldi. Hürriyet'ten kovulan...
Bostancıoğlu: Emin Çölaşan...
Müftüoğlu: Evet, o!... Bizi havalandırmaya çıkardılar... Ali Başpınar, Melih, Nasuh ve ben... Bir yüzbaşı vardı, yanıma geldi ve bir gazeteci arkadaş sizinle görüşme yapacak diyerek Emin Bey'i tanıştırdı. Başta Melih duruyordu. Çölaşan Melih'e 'Oğuzhan sen misin?' diye sordu. Yok, dedi Melih beni gösterdi. Yanıma gelerek benimle konuşuyor gibi yaparak fotoğraf çektirip gitti... Ertesi günlerde bizimle çektirdiği fotoğraf Milliyet'in birinci sayfasında yayınlandı. Altında da şöyle bir haber: Avrupa'da öldüğü iddia edilen sanıklarla yazarımız Emin Çölaşan cezaevinde görüştü. Yani gayet iyiler, ölmemişler! Büyük gazetecilik başarısı!
Bostancıoğlu: ...Daha önce de Mamak Cezaevi'nin tutuklular için bir cennet olduğunu, sağcıların solcuların barıştığını, birlikte mesut bir hayat sürdürdüklerinin anlattığı bir yazı dizisi de hazırlamıştı. 12 Eylül'den beri yapılmış belki de en alçakça yayındı ve altında Emin Çöalaşan'ın imzası vardı.
Müftüoğlu: Birisi öyle bir yazı dizisi hazırladıktan sonra aradan yıllar da geçse normal olarak insanların arasında başı dik dolaşamaması lazım.

İşte böyle... Bu konuşmaların fazlası yok eksiği var. Hrant Dink'i ölüme götüren süreçte medyanın içinde en azmettirici yazıları yazan Emin Çölaşan'ın 'eski gazetecilik başarılarını' bir hatırlayalım istedim...

Başbakan'ın kızını tanımak
SALI günkü yazım üzerine başta Ekşi Sözlük olmak üzere internet dünyası karışmış. Bir de baktım birçok kişi yazıdaki bir cümleye takılmış. 'Başbakan'ın kızını tanımaktan aciz oyuncu...' diye başlayan cümle. Sanırım o cümleden 'Vayy efendim Başbakan'ın kızını nasıl tanımaz, ona böyle bir saygısızlık nasıl yapar!' gibi bir anlam çıkmış... Haklılar, derdimi iyi anlatamamışım. Benim oradaki maksadım başkaydı. Sümeyye Erdoğan, babası ile birlikte çok seyahat ettiği ve oldukça göz önünde olduğu için güncel gelişmeleri takip eden birinin onu da tanıyacağını varsaydım. Şunu demek istedim: Oyuncu arkadaş ya Sümeyye Erdoğan'ı tanıdığı halde şimdi kurtarmak için yalan söylüyor ya da Tayyip Erdoğan'dan nefret ediyor ama nefret ettiği siyasi lideri ve çevresini hiç bilmiyor, tanımıyor. Böyle çok insan var tiyatro dünyasında...
O tavır Başbakan'ın kızına değil herhangi birine sergilenmemesi gereken bir tavır. Bir ayrımcılık, bir nefret ifadesi. Önemli olan bu noktayı kaçırmamak.

<p>Bomba arama köpekleri 'Ban' ve 'Tim', Barış Pınarı bölgesindeki sivil halka yönelik büyük bir sal

Barış Pınarı bölgesinde 'Ban' ve 'Tim' büyük saldırıyı önledi

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi