• $7,4773
  • €9,0423
  • 441.709
  • 1556.77
02 Ağustos 2011 Salı

Commodore 64 solculuğu

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Pencerenizden baktığınızda her gün gördüğünüz ağaçlar yanıltmasın sizi.  Kapınızın önündeki sokak da öyle. Onlar aynı kalsa da etraf aynı değil artık. Türkiye aynı değil. 2011 yılının Türkiye'si 10 yıl öncenin, 5 yıl öncenin hatta 3 yıl öncenin Türkiye'sinden başka. Çok başka hem de. Eksiklerine rağmen çok daha ileri...
Yakın zamana kadar bir çavuşa bile dokunulamazken darbecilik, cuntacılık suçlarına bulaşmış istisnasız her generalin yargılanabildiği bir ülke artık burası. Bu ağır suçlardan yargılananların tutukluyken terfi ettirilmek istenmesi gibi bir garabete izin verilmediği bir ülke...
 Böyle bir ülkede nasıl darbeci generaller ve onları korumak isteyenler tasfiye oluyorsa işi gücü  sabahtan akşama '12 Eylül bizi mahvetti, oysa devrim yapacaktık' diye sayıklamak olan 'solcu' modeli de tasfiye oluyor, tarihe karışıyor. 'Darbeye muhalefet'ten anladığı tek şey '12 Eylül muhalifliği' olan, dindarları ezip geçmiş 28 Şubat darbesine hiç ses çıkarmayan, AK Parti'yi devirmek isteyen darbe girişimlerini dolaylı yoldan destekleyen, darbeci generallerin örgütlediği  mitingleri alkışlayan ve kendine 'solcu' diyen bu İslamofobik insan modelinin artık işlevi, fonksiyonu kalmadı. Teknoloji literatüründen örnek vermek gerekirse: Bugünün dünyasında Commodore 64'ten farkları yok!
***
 İşte bu Commodore 64'lerden birine iyi niyetli bir uyarı yapmak istedik. Sonuç? Sahte, yapay ve kendini kandıran bir dille eski teraneleri söylemeye devam ediyor. Oysa... Ben bir BDP'li politikacıyı nasıl meşru görüyorsam, BDP'li bir gazeteciyi, yazarı da öyle meşru görürüm. Günümüz Türkiye'sinde toplumda %6 tabanı olan, Kürt halkının da ciddi bir kısmını temsil eden bir görüştür bu. Öte yandan tıpkı sevgili Cengiz Çandar'ın  raporunda belirttiği gibi, BDP'nin PKK'nın legal siyasi kolu olduğu gerçeğini söylemekten çekinmem. Bu %6 tabanlı hareket, özünde PKK hareketidir. 
Partisiyle, medyasıyla, belediyeleriyle, dernekleriyle, vakıflarıyla, KCK'sıyla, angaje yazarlarıyla hepsi  topluca PKK'dır. Çandar'ın çok haklı belirttiği gibi bu realiteden kaçmamak gerekir. Kürt sorunu bu muhataplarla konuşarak çözülür. 'PKK yandaşı yazar' dendiğinde-şiddeti doğrudan övmedikçe-BDP'den seçilmiş bir belediye başkanı kadar meşru bir pozisyondan bahsediyoruz. Buna 'Kürt siyasal hareketi' gibi  kamufle laflar etmeye gerek yok...
Dolayısıyla son dönemde çok açıkça PKK çizgisine yaklaşan, BDP otobüslerinde zafer işareti yapan Nuray Mert'e ve Ece'ye  böyle denmesi son derece doğal. Doğal olmayan Ece'nin bundan gocunması. Tuhaf ve de samimiyetsiz üstelik. 'PKK yandaşı kimliği üzerime oturursa şu an bir büyük sermaye gazetesindeki pozisyonumu kaybederim' diye düşünerek mi böyle panikliyor, onu bilmiyorum. Ama Ece'nin konuşlandığı PKK çizgisi değişen Türkiye'de gayrimeşru değildir, bunu anlamalı...
Bir de... Çok tuhaf bir durum var: Ahmet Kaya ve Hrant Dink'i hedef gösterenler, Kürtlerden nefret eden bilumum Ergenekoncu faşistler... Hepsi  bu son polemikte Ece'nin yanında. Hepsi birden Ece'ye destek veriyor, 'Sen bizim canımızsın' diyorlar. Bu nasıl kirli bir ittifaktır Allah aşkına? Lütfen Hrant'ın ismini hiç ağzına alma Ece! Ya da 'Hayattayken Ermeni olduğu için Hrant'a nefret kusanlar niçin bugün bana destek oluyorlar, neden benim yanımdalar?' diye bir düşün, kendini  bir sorgula.
 Durumun  maalesef devri geçmiş ama kendini kandırmaya devam eden paşalara benziyor. Hala sivil siyasetçileri 'ciddiye almayacağını' sanabilen, oysa şu an ancak sivil siyasetçiler tarafından muhatap alınırsa biraz değeri olan o gülünç paşalara. Siz devam ediyor sansanız da o dönemler bitti. Commodere 64'ler hurdalıklarda...

Hoş geldin Kemal Burkay!
Yıllar, uzun yıllar sonra ülkesine dönen Kemal Burkay'ı ve ona 'hoş geldin' demek için bir basın toplantısı yapan Egemen Bağış'ı izliyorum ekranda. Yıllar, uzun yıllar sonra döndü Kemal Burkay... Kürtlerin  Beyaz Toroslarla götürüldüğü, yok sayıldığı bir Türkiye'den Mem u Zin'in Kürtçe basıldığı bir Türkiye'ye döndü. Değişen ve değişmeye devam etmek zorunda olan bir Türkiye'ye... Kemal Burkaylar'ın yanında gibi gözüküp onu yok etmek isteyen sistemi destekleyenler bir özeleştiri yaparlar mı acaba? Onurlarını korumanın darbe planları yapan meslektaşlarını korumak olduğunu düşünen paşalar giderken, Kemal Burkay'ın gelişinden bir anlam çıkarırlar mı? 'Keşke' diyor içimdeki hayalperest, 'keşke'...

<p>Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin genel başkanlığına seçilen A

Türk dostu Armin Laschet kimdir?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen İstanbul'dan kar manzaraları

Hobi olarak başladı şimdi taleplere yetişemiyor