• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
09 Nisan 2011 Cumartesi

Bekle Soner Yalçın

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Ergenekon davası sanığı Soner Yalçın bana tazminat davası açmış. Kişilik haklarını zedelediğimi iddia ediyor. Demek Yalçın'ın nefret suçu işlediği, kitleleri kin ve düşmanlığa tahrik ettiği, maksatlı dezenformasyon ve ayrımcılık yaptığı, insanları hedef gösterip suça azmettirdiği, suç ve suçluyu övdüğü onlarca yazısını ortaya koymak  'kişilik haklarına saldırı' imiş... Göstere göstere yalan yazmak, insanları fişlemek, özel hayat bilgilerini şantaj amaçlı saklamak, Dersim katliamını alenen savunmak, Deniz Baykal'ın tabiriyle 'komplo ve şantaj düzenlemek' normal gazetecilik ama bunları ortaya koymak dava konusu öyle mi? 
İsmet Paşa'nın meşhur sözünden başka söylenecek bir şey yok: 'Hadi canım sen de!' Bu dava vesilesiyle Yalçın ve çetesinin yasadışı tüm faaliyetleri ortaya dökülecek. Bekleyelim ve görelim...

O çocuğa oynatılan oyun
Hrant Dink'in katili Ogün Samast mahkemeye bir mektup verdi, biliyorsunuz. O mektupta dönemin medyasının Hrant'ı bir vatan haini olarak gösterdiğini, kendisinin de medyadan etkilenip cinayet işlediğini ima etti. Ben perşembe günü meselenin gündeme gelmesini fırsat bilip medyanın o dönemki azmettirici rolünün mercek altına alınması gerektiğini yazdım ve Emin Çölaşan'ın nefret ve ayrımcılık içeren yazılarından dolayı yargılanması gerektiğini söyledim. Ancak... Konu orada bitmiyor. Medya, Hrant'ın kişilik suikastına uğratılmasını sağlıyor ama tetiği çekme emri verenler başka. Samast'ın mektubu, o 'başkalarını' gizlemek için oluşturulmuş bir tezgah gibi görünüyor. Belli ki bazıları o çocuğun arkasındaki devasa mekanizmayı görmemizi engellemeye çalışıyor.
O mektup bize 'Ogün Samast medyanın dolduruşuna gelip kendi başına cinayet işledi' diyor. Bu müthiş bir aldatmaca! Hrant'ın katlini emreden mekanizmanın bu yolla örtbas edilmesine izin vermememiz gerek. O nedenle medyanın günahlarını ortaya koymanın yanı sıra medyanın da parçası olduğu o ahtapotu aman gözden kaçırmayalım!

Fas'ta iki rüya durak
Hazır bugün hafta sonu. Yukarıda kısa kısa değindiğim ruh bunaltıcı iç meseleler de şimdilik bu kadar.  Gelin, söz verdiğim gibi uzaklara, hayal gibi mekanlara uzanalım... Fas'a gidelim tekrar.
Sırada geçen hafta yaptığımız seyahatinin çöl ve Tanca anıları var. Marakeş'ten yola çıkıp iki günlük bir çöl yolculuğu yaptık. Quarzazate üzerinden Zagora'ya vardık ve Zagora'da inip develerle iki saat yol alarak Berberilerin çadırlarına ulaştık. Akşam ateş yakıp, o bölgenin köylülerinin müziğini dinledik. Geceyi ise bir damla suyun bulunmadığı, uçsuz bucaksız kum tepelerinin ortasında bir çadırda geçirdik. Alışık olduğumuz dünyadan böyle bir kopuş, kumların ortasına doğan güneşi izlemek, en temel ihtiyaçların karşılanmasının bile çaba gerektirdiği bir mekanda iki gün geçirmek yaşamın temel meselesi olan 'hayatta kalma' ve 'doğa ile ilişkiyi' bize yeniden ve harikulade bir şekilde hatırlattı.
Çölün ardından ise trenle Tanca'ya doğru yola çıktık. Tanca Marakeş'ten 11 saatlik bir yolculuk.  Karşınızda Cebelitarık ve İspanya- Portekiz kıyıları, önünüzde bembeyaz evler, kafeler, sokaklarda dolanıp duran gençler...

***
Tanca özellikle beat kuşağının önemli yazar ve düşünürlerine ev sahipliği yapmış bir yer. Her ne kadar bu akıma ait olup olmadığı tartışmalı olsa da uzun yıllar burada yaşayıp burada ölen yazar Paul Bowles Tanca ile ilgili akla gelen ilk isim. Allen Ginsberg de, Jack Kerouac da bu şehrin müdavimi imiş. Zaten o hava bu gün hala hissediliyor. Hatta beat kuşağının bu gün hala açık ve popüler kafeleri Amsterdam'a taş çıkartıyor!
Yalnızca bu kadar da değil. Bowles'ın romanından uyarlanan, Bertollucci'nin kült filmi 'Çölde Çay'ın (Sheltering Sky) bazı sahneleri de geçtiğimiz aylarda gösterilen Inception'ın bir kısmı da burada çekilmiş. Mick Jagger bu şehirde güzel bir ev yaptırmış ve her yılın birkaç ayını Tanca'da geçiriyormuş. Kısacası güzel ama biraz ihmal edilmiş Fransız sokakları, Akdeniz ikliminin verdiği rahatlık ve hippi ruhu ile pek tanımadığımız ama aslında birçok yönden aşina olduğumuz Tanca yorgun ruhlara ilaç gibi gelen bir şehir.

<p>Peki, TEKNOFEST yerli ve milli üretime nasıl katkı sağlıyor?  ASELSAN festivalle ilgili nasıl ger

TEKNOFEST yerli ve milli üretime nasıl katkı sağlıyor?

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı