• $7,3497
  • €8,9469
  • 437.8
  • 1536.11
07 Mayıs 2011 Cumartesi

7 PKK'lıyı kim öldürdü?

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Başbakan'ın konvoyuna yapılan saldırının arkasından PKK çıkıyor, Dersim'de öldürülen PKK'lıların cenazesi için Diyarbakır'da binler sokaklara dökülüyor ve BDP'nin önemli isimlerinden Aysel Tuğluk, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Kürt sorunu için 'güzel şeyler olacak' sözüne inat 'Dilim varmıyor ama kötü şeyler olacak' diyor.   Gündem yine Kürt meselesi, gündem yine maalesef olağanlığını bir türlü yitirmeyen şiddet... Güneydoğu'da neler oluyor? Seçime günler kala gizli ajandalara göre mi hareket ediliyor? BDP siyaset değil başka bir şey üzerinden mi hesaplar yapıyor? Sorular çok... Öyle olunca ben de bugün bu soruların peşinden gittim.  Objektifliğine güvendiğim isimlerle konuştum ve ortaya şöyle bir tablo çıkardım:
***
PKK içinde başını Duran Kalkan'ın çektiği bir damar var. Bu damar tamamen şiddetten besleniyor. Eylemsizlikten rahatsız. Öcalan'la yapılan görüşmelerden de rahatsız. Çünkü varlık nedeni şiddet. Kürt hareketi silahtan arındırılırsa otoritesini tamamen yitirecek. Bu damarı besleyen bir de karşı damar var, yani devlet sisteminin ve TSK'nın içinde bir damar. O damar ile PKK şiddeti birbirini besliyor. Hatta öyle ki kamuoyuna müthiş bir illüzyon gösteriliyor.
***
Şimdi ortaya çıkan tabloyu görüyor Duran Kalkan: Böyle giderse seçimlerde Kürtlerin oyu artacak. Bu da eylemsizlik kararını pekiştirecek. Yani örgüt zayıflayacak. İşte bu gidişi bozmak için BDP'li belli isimler üzerinden süreci baltalamaya çalışıyor. Aysel Tuğluk'un açıklamasının arka planında böyle bir niyet var. Bu açıklama Dersim yakınlarında öldürülen 7 PKK'lı gencin cenazesi sırasında yaşananlardan yola çıkarak yapıldı ama acaba operasyonun gerçekleştirilmesinin arkasında ne gibi hesaplar var? Böyle bir operasyonu isteyenler kimler olabilir?
***
Ben, her platformda askeri operasyonların Kürt meselesini şiddet zemininde tuttuğunu ve doğru olmadığını belirten bir gazeteciyim. Hatta bu operasyonun ardından da televizyonda operasyon kararını çok sert eleştirdim. Fakat şimdi olanlara bakınca ve arka planı bizzat bilenlerle konuşunca korkunç bir resme ulaşıyorum. O resim de şu: PKK martta aldığı kararlarla Amanos, Dersim, Kastamonu ve Karadeniz'in başka çeşitli yerlerine dağıldı. Buralara gidenler çoğunlukla daha önce operasyonlara katılmamış yeni isimlerdi.
Kısacası PKK taktik değiştirdi. Daha önce hesaplı karakol baskınları ile savaşı sürdürürken baktı ki artık askerin savaştan nemalanan kanadı ve örgüt işbirliği bu şekilde yürümüyor, yeni bir yola girdi. Dağlara gönderdiği gençleri açık hedef haline getirdi ve operasyonlara davetiye çıkarmaya başladı. 7 gencin öldüğü operasyon işte böyle bir hesapla yapıldı. O gençleri yem olarak kullandılar ve eşzamanlı olarak Kastamonu'da bir saldırı planladılar. Bu planlar haftalar öncesinden yapıldı. Amaç Başbakan'ın konvoyuna düzenlenen saldırıya gerekçe olarak ölen gençleri göstermekti.
***
Tabii tüm bu hesaplardan habersiz masum Kürt kardeşlerimiz, o gençler için döküldüler sokağa. İyi niyeti ile siyaset zemininde kalmaya çalışan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da aynı samimi duygularla lanetledi şiddeti. Ama işte maalesef gerçeğin kirli bir yüzü de var. BDP'nin de öyle. Aynı parti içinde hakikaten Kürt meselesini demokratik yollarla çözmeye çalışan bir kanat da var, şiddeti kendi kredisi olarak gören de... Biliyorum, deşifresi çok zor bir tablo. Ama bu sorundan öldürerek değil konuşarak çıkmak için ayırt etmeyi öğrenmemiz gerek. TSK'nın içindeki işbirlikçileri ayırt etmemiz. Sokaklara dökülenlerin birçoğunun masumiyetini ayırt etmemiz. Demokrasi zeminini ortadan kaldırıp sandığa zarar vermeye çalışanları ayırt etmemiz. Ve en önemlisi: BDP'li görünüp aslında MİT'e hizmet edenleri ayırt etmemiz... 

<p>'Dünyada bir pandemi gerçeği var. Türkiye'de pandemiyle mücadele ediyor. Ekonomik ve sosyal hayat

'Marketlerdeki etiket anarşisi önlenmelidir'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor

Herkes memleketinde yaşasaydı illerin nüfusu kaç olurdu?