• $7,3404
  • €8,8231
  • 406.152
  • 1522.41
23 Nisan 2011 Cumartesi

1 saat 40 dakika

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Program belliydi. Cuma sabahı 11'de Kemal Kılıçdaroğlu çıkacak ve CHP'nin seçim bildirgesini açıklayacaktı. Dün haber kanalları buna göre plan yaptılar. Saat 11'e özel yorum kuşakları koydular, konuklar ayarladılar... Ben de böyle bir kuşağa davetliydim. Gittim, 11'e beş kala stüdyoya oturdum. Yanımda sosyal güvenlik uzmanı Resul Kurt, Ankara stüdyoda Fikret Bila... Kemal Bey'in konuşmasını beklemeye başladık. Beklerken de 'bari gündemi yorumlayalım' dedik.

***
10 dakika, 20 dakika derken, ne oldu biliyor musunuz? 11'de başlayacak konuşmayı yorumlamak üzere televizyon stüdyolarına giden bizler, tam 1 saat 40 dakika 'top çevirdik'. Tam 1 saat 40 dakika rötarla Kılıçdaroğlu sahneye çıktı ve nihayet konuşmaya başladı. O konuşurken bizim programın süresi de bitmişti...

***
Valla ben cevabını bilmediğim için size soruyorum: Bütün bir ülkeyi ilgilendiren seçim konuşmasının zamanını bile yönetemeyen bir parti, koskoca bir ülkeyi nasıl yönetebilir?

Artı ve eksiler
Gelelİm Kılıçdaroğlu'nun açıkladığı vaatlere... İçinde olumlu bulduklarım da var, eleştirdiklerim de. İnandırıcı dediklerim de var, 'hadi canim siz de' dediklerim de... Genel olarak karşımıza çıkan sürpriz barındırmayan, aşağı yukarı tahmin edilir bir bildirge.

***
Bir kere Kılıçdaroğlu'nun evirip çevirme siyasetini bir kenara bırakıp Alevi ve Kürt kelimelerini telaffuz etmesi çok olumlu. Dokunulmazlığı kaldırma, adayları ön seçimle belirleme, YÖK'ü kaldırma, askerliği 9 aya indirme vaatleri umut verici. Gerçekleştirilmesi kolay hatta şimdiye kadar çoktan gerçekleştirilmiş olması gereken vaatler.

***
Ancak Kürt kelimesini telaffuz etse de Kürt meselesiyle ilgili neredeyse hiçbir şey söylemiyor Kılıçdaroğlu. 'Kürt yurttaşların kimlikleri üzerindeki engelleri kaldıracağız' diyor. Hepsi bu.  İyi de o engellerle kastı ne? Neyi değiştirecek? CHP gibi Güneydoğu'da olmayan ve Kürt vatandaşlardan oy alamayan bir parti kendiyle ilgili bir özeleştiri yapacak mı?

***
Gelelim aile sigortası projesine... Vaat dikkat çekici ama uygulanması zor bir proje gibi görünüyor. Ne artı ne eksi kategoriye sokuyor, temkinle yaklaşıyorum. Aklıma Demirel'in emeklilik, Çiller'in anahtar vaatleri geliyor bu projeyi duyunca...

***
Ancak tabii konuşmasında gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan bölümler de var. Ekonominin başarısız olduğunu ileri sürüyor örneğin. Son yıllarda kişi başına düşen gelirin katlandığı, ihracatın kat be kat arttığı, memur ve emekli maaşlarında ciddi düzenlemeler yapıldığı, enflasyonun nihayet tek rakamlara indiği, dünyayı kasıp kavuran ekonomik krizin hafiften dokunduğu bir ülke için bu söylenebilir mi? Kılıçdaroğlu keşke ayan beyan ortada olan şeylerle ilgili yanlış bir tablo çizeceğine eksiklerin üzerine gitse... Böylesi inandırıcı olmuyor.

***
Bir de teker teker bazı meslekleri anmak da bana fazla pragmatist geliyor. Sanırım siyasetçiler bunun otomatik olarak o meslek grubunun oyuna çevrileceğine inanıyorlar. Taksiciler ve muhtarlarla ilgili bölüm çok dikkatimi çekti, çok popülist buldum konuşmanın o kısmını.

***
Anadolu kentleriyle ilgili tespitler de tamamen gerçek dışı. Orta, Doğu, Güneydoğu ve Karadeniz çok kan kaybetti diyor CHP lideri. Böyle bir iddiaya kargalar bile güler. Son yıllarda Anadolu'nun nasıl bir atakta olduğunu, Anadolu sermayesinin nasıl hızla büyüdüğünü, oradaki kentlerin ciddi bir gelişim gösterdiğini yolu oralara teğet geçenler bile görüyor. Kılıçdaroğlu bu köhnemiş 'ne olursa olsun yüklen' dilini bir kenara bırakmalı...

***
Daha üzerinde durulacak birçok mesele var ama yerim kısıtlı... Son olarak da kadınlarla ilgili bir sözüne değineyim. Şöyle diyor Kılıçdaroğlu: 'Güçlü kadın evini yöneten kadın demektir.' Kadınlara evi, erkeklere dışarıyı layık gören, 'kadının yeri evidir' söyleminin ötesine geçecek bir kitle partisi göremeyecek miyiz bu topraklarda? AK Parti'yi de bu konuda çok eleştiriyorum ama hadi onlar muhafazakar partiyiz diye işin içinden çıkabilirler, peki ya sosyal demokrat olduğunu iddia eden CHP'nin bu söylemi hayli muhafazakar, hayli ataerkil değil mi?

<p>Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH,

2020 yılı büyüme rakamları kaç?

İstanbul'da yüzde 50 kapasiteyle kafe ve restoranlar ilk müşterilerini aldı

Yeni normalleşme süreciyle okullarda yüz yüze eğitim başlandı! İşte ilk kareler

Madde madde kademeli normalleşme dönemi! İşte merak edilen soruların cevabı