• $17,9331
  • €18,4099
  • 1039.38
  • 2864.25
6 Ağustos 2022 Cumartesi

Tahıl koridoru tarihi bir başarıdır

Türkiye'nin 'jeostratejik' kozlarını ilk kez bir lider bu kadar güçlü değerlendiriyor, sonuç alıyor.

İstanbul'da imzalanan tahıl anlaşması dünya için, özellikle de tahıla erişimi en zor olan Afrika ülkeleri için tarihi önemde.

Aynı zamanda da Türkiye'nin, birbiriyle savaşan Rusya ve Ukrayna'yı aynı anda anlaşmaya yöneltebilen diplomatik gücünü gösteriyor.

Esasen çatışan tarafları masaya getirme ve üçüncü ülkeler için önemli konularda anlaşmalarını sağlama işini Birleşmiş Milletler üstlenir.

Bu kez, Türkiye Birleşmiş Milletler'i de masaya getirdi.

Türkiye'nin coğrafyasının stratejik önemi her zaman vardı.

Türkiye'nin NATO üyesi ama Rusya'nın komşusu olma özelliği de 70 yıldır vardı.

Türkiye'nin 'iki blok' ve 'iki kıta' arasındaki boğazlara hakim olma özelliği de yüz yıldır vardı...

Türkiye'nin üretim ve tüketim merkezleri arasındaki lojistik hat olma özelliği de 50 yıldan fazladır vardı...

Türkiye'nin enerji koridoru özelliği de aynı şekilde...

***

Bu 'jeostratejik' değerlerin tamamını, ilk kez bir lider, bu kadar güçlü, etkin ve sonuç alıcı bir biçimde değerlendiriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Atlantik İttifakı'nın güçlü bir üyesi ama aynı zamanda Rusya ve Ukrayna'nın komşusu olarak belirlediği politikalar ve ortaya koyduğu liderlik, 'küresel gıda krizi' tartışmaları başlatan düğümü çözdü.

ABD ve Avrupalı 'uzmanlar' ve siyasetçiler, düne kadar, Rusya ve Ukrayna'nın en büyük tedarikçiler olması üzerinden 'küresel gıda krizi' uyarısında bulunuyordu.

Türkiye'nin sağladığı İstanbul anlaşmasından ve ilk geminin Afrika'ya doğru yola çıkmasından sonra ise 'sıradan bir memnuniyet' belirtmekle yetinme eğilimindeler!

"Aman bu da Erdoğan'a yaramasın, hele hele seçim üzeri..." anlayışındalar hâlâ...

Türkiye'nin iç politikasına oynamaya devam ediyorlar.

***

Ama yakında enerji için de gelecekler.

Hazar doğalgazının Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya aktarılması için ilk ziyaretlerini Bakü'ye yaptılar.

Avrupa'da yayınlanan konuyla ilgili raporlara bakınca, umutlarını Türkiye'ye bağladıklarını görmek mümkün.

"Türkiye'de bu kış yağışlar iyi gitti, barajlar doldu, hidroelektrik üretimi artacak; Türkiye Rusya'dan iki hattan, Bakü'den ve İran'dan doğalgaz alabiliyor; ayrıca Karadeniz'den kendi gazını da çıkaracak; ihtiyaç fazlası bize gelebilir" beklentisi içindeler.

Ayrıca, Bakü-Türkiye arasındaki TANAP hattından daha fazla gaz taşınması için kapasite artırımı projelerini

çalışıyorlar.

Buna, İsrail/Akdeniz gazının da Türkiye üzerinden TANAP'a bağlanmasına yönelik projeleri ekleyin...

Bu konularda ilerleme sağlanması için Türkiye'ye gelecekler.

"Aman bu da Erdoğan'a yaramasın..." diye yöntem arıyorlar...

***

Niyet okuyorum evet...

Çünkü niyetlerini, Türkiye, Rusya ve Ukrayna dışişleri bakanlarını, heyetlerini, Antalya Diplomasi Forumu ve İstanbul'da buluşturduktan sonra açıkça belirttiler, oradan okuyorum...

***

Aklımdan geçen şey şu;

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Avrupalılara, "Kardaşım Erdoğan'ın ev sahipliğinde buluşalım, güçlü bir enerji koridoru ile siyasi ilişkilerimizi de güçlendirelim" dese...

Türkiye'nin yumuşak ve sert güçle ama mutlaka barış ve istikrar adına olumlu sonuçlar doğuran 'anahtar' rolüne dikkati çekse...

***

Olmasa da olur...

Ama yakışmaz mı?

ÇİN'LE GERGİNLİK 'KONTROLLÜ'; ALEV ALMAZ

İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan Avrupa-ABD Atlantik İttifakı, bugünlerde yeniden kuruluyor.

Bu kez Rusya'nın yanı sıra Çin de tehdit.

Atlantik İttifakı, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal girişimine Rusya'ya ekonomik yaptırımlar ve Ukrayna'ya silah desteğiyle karşılık verdi.

Çin'in, Rusya'yı örnek alarak Tayvan'ı işgaline kalkışmasına karşı da önlem alma çabasında.

ABD Temsilciler Meclisi'nin Demokrat Partili çoğunluk grubu lideri Nancy Pelosi'nin Tayvan ziyareti, buna karşı bir uyarı niteliğinde.

En azından bugün bu anlama geliyor.

Zira Pelosi'nin veya başka ABD'li politikacıların Tayvan'ı ziyareti ilk değil.

***

Ukrayna, Rusya ile AB arasında bir tampon ülkeydi.

Tayvan da Çin ile ABD müttefiki Güney Kore, Japonya ve Filipinler arasında bir tampon 'ada'...

Böyle olmakla birlikte, iki ülkenin durumu aynı değil.

Zira Ukrayna bağımsız bir devlet, Tayvan ise Batı tarafından hâlâ "Çin'in parçası" olarak kabul ediliyor.

ABD politikalarına etkisiyle bilinen kimi düşünce kuruluşlarında son günlerde yayınlanan makalelerde, olası bir Çin işgaline karşı Tayvan'a da Ukrayna gibi savunma desteği verilmesi öneriliyor.

Ancak açık denizde bir ada ülkesine verilecek silah desteği ne işe yarar sorusunun cevabı net değil.

Zira Çin donanmasının işgal manevraları sırasında ABD, İngiltere, Japonya, Güney Kore ve Filipinler donanmaları da burunlarının dibinde olacak.

Bu en iyi ihtimalle bir 'Uzakdoğu büyük savaşı' riskini gündeme getirir.

Öte yandan, ABD ve AB'nin hâlâ ve uzunca bir süre daha Çin'in hammadde ve üretim gücüne bağımlı olacağı gerçeği de var.

Bu gerçek sadece Batı'yı değil, Çin'i de düşündürüyor.

***

Bu nedenle Pelosi'nin Tayvan ziyareti bir 'uyarı' niteliğini aşmayacak.

İki taraf da süreci bir süre böyle geçirecek.

Bunun en önemli göstergesi, Pelosi'yi taşıyan uçak henüz havadayken, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, "Tek Çin politikamız değişmedi. Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemediğimizi söyledik" açıklaması yaptı.

Ziyaretten önce tedirgin olan ABD borsaları, ziyaretten sonra sakinleşti.

Salim kafayla düşününce;

Fazla heyecana gerek yok.

Batı'nın önceliği şimdilik Rusya.

Çin'i bir süre daha baskı altına almak için, teknoloji şirketlerini dışlamaya, teknoloji geliştirmesine engeller çıkarmaya devam edecekler.

Zaman zaman da 'aklından bile geçirme' mesajı verecekler.

<p> </p>

Suriye'ye harekatı kimler neden istemiyor?

Sanki o değil bir başkası! Feride Hilal Akın'ın yaptırdığı estetik yok artık dedirtiyor

Stranger Things'in yıldızı Millie Bobby Brown sitem etti: Benim neyimden nefret ediyorlar?

'Şimdi Beşir düşünsün!' Aşk-ı Memnu'nun Cemile'si Pelin Ermiş'e kim 40 yaşında der ki...