• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Siyaset değil ‘hastalık'

Millet’i tanımlayan ifadelerden biri şudur: Tasada ve sevinçte birlik.

Bu yüzden siyasi ayrılıkların geride bırakıldığı günleri önemseriz.

AKŞAM, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda siyasi liderlerin Anıtkabir ziyaretinde bu yüzden ‘Cumhuriyet buluşturdu’ manşetini kullandı.

Bu yüzden, İzmir’i vuran depremde arama-kurtarma ve yaşatma çabalarındaki dayanışmayı ‘Devlet-millet seferberliği’ diye manşete taşıdı.

Ancak, insanlar enkaz altında kurtulmayı beklerken, CHP yöneticilerinin “Bakanlar şov yapıyor, CHP’li belediye riskli binalar için bakanlığı uyardı ama işlem yapılmadı” açıklamaları beni hayal kırıklığına uğrattı.

***

Bir bakan enkaz üzerine çıkıp “şu kadar duble yol yaptık” dese;

Veya “Bu binaları CHP zihniyeti yıktı” dese hak vereceğim.

Ama bakanlar arama-kurtarma çalışmaları ve evsiz kalanlar için neler yapılacağı hakkında bilgi veriyorlar.

Kim konuşacaktı?

***

İkinci iddianın sahibi CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’du; Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından yalanlandı.

Bakanlık yetkililerini aradım, ayrıntıları sordum:

Bakan Kurum’un dediği gibi bakanlığa verilmiş bir rapor yok; tapuya bildirilmiş bir rapor da...

Seyit Torun’un dediği gibi CHP’li Bayraklı Belediyesi riskli binaları tespit edip sahiplerine tebligat yaptıysa ‘bir işi’ doğru yapmış.

Ama şunları da yapmalıydı:

- Tapuya şerh koydurmak.

- İlgili kurumları uyararak, binaların suyunu, doğalgazını, elektriğini kesmek.

- Binaları mühürlemek, tahliye etmek, yıkımını sağlamak.

- Yıkım için belediyenin imkanı yoksa Büyükşehir’e başvurmak, onun da yoksa Valilik ve Bakanlık’tan destek istemek.

***

Bu yüzden, CHP’li Torun’un açıklaması bir ‘suç duyurusu’ niteliğindedir.

Zira İmar Kanunu’nun 39. ve Büyükşehir Belediye Kanunu’nun da 7. maddesi aynen bunları yazıyor.

***

Ülkenin ana muhalefet partisi, felaketlerde bile yalan haber üreterek ayrıştırma çabasında olanlar tarafından yönetiliyor!

Bu insanlar, İzmirlilerin, devlet kurumlarının deprem sonrası başarılı çalışmalarından dolayı ‘iktidar partisine’ oy vereceklerinden endişe ediyorlar!

Felakette bile insanlar için kaygılanmak yerine oy için kaygılanıyorlar!

Bu siyaset değil, bir hastalık...

ABD SEÇİMİNDE İKİ KRİTİK NOKTA

ABD’nin 59. başkanı yarın belli olacak.

Tabii oylar az farkla veya başabaş çıkmaz ve adaylar hile, yeniden sayım vb itirazlarında bulunmazsa...

NBC ve WSJ ortak anketine göre son güne Demokrat Partili Joe Biden yüzde 52, mevcut Cumhuriyetçi Partili Başkan Donald Trump ise yüzde 42 ile girdi.

Ancak Biden yanlıları bile sonucu garanti göremiyor.

Çünkü sonucu etkileyecek 3 önemli faktör var:

1- Kritik eyaletlerde durum başa baş.

2- Kararsız seçmen oranı yüksek.

3- Seçime katılım da yüksek olacak görünüyor.

2016’da 129 milyon oy kullanılmıştı; bu seçimde erken oy kullananlar 80 milyonu aştı.

Buradan Trump’a bir ‘gizli oy’ çıkar ama arayı kapatmaya yeter mi?

***

ABD seçim sisteminin, bizim alışkın olmadığımız iki kritik noktası var;

1- Seçici Delege Sistemi: Seçmen doğrudan başkanı değil, ‘seçici delegeleri’ seçiyor; onlar da başkanı belirliyorlar.

Seçici delege sayısı, her eyaletin nüfusuna göre belirlenmiş temsilci ve senatör sayısının toplamı ile eyalet olmayan Başkent Washington DC için 3 kişiden oluşuyor. Bugün bu sayı 538 kişi ve başkanı da salt çoğunluk olan 270 kişi belirleyecek.

(Seçici delegeler geleneksel olarak seçmenin oy verdiği partinin adayını seçiyor. Ancak ‘sadakatsiz delege’ diğer partinin başkan adayına oy verebilir veya çekimser kalarak onun başkan seçilmesini sağlayabilir. Hiç oldu mu bilmiyorum ama teorik olarak mümkün.)

2- Kazanan hepsini alır: Bir eyalette yüzde 50+1’i alan parti, eyaletin bütün seçici delegelerini de alıyor.

Bu nedenle delege başına seçmen sayısı yüksek olan eyaletleri az farkla kaybeden aday, en yüksek halk oyunu alsa bile başkan seçilemiyor. 2016’da Hillary Clinton ülke genelinde 3 milyona yakın daha fazla oy almış, ancak Trump seçilmişti.

TRUMP KAZANIRSA

Türkiye ile ikili ilişkilerdeki ‘krizli-barışmalı’ süreç genel olarak devam eder.

Ancak ‘ikinci dönem’ Türkiye ile iyi ilişkilere de fırsat verebilir.

Ayrıca Trump’ın AB, Çin ve Rusya ile ilişkilerinin seyrinden Türkiye lehine sonuçlar çıkabilir.

Sorunların çözümünde ‘liderler diplomasisi’ etkili olmaya devam eder.

Hem Cumhuriyetçi hem

Demokrat üyeler bakımından Türkiye karşıtı tutumu bilinen Kongre’ye karşı bir ‘imkan’ olmaya devam eder.

BİDEN KAZANIRSA

Suriye, Libya, Doğu Akdeniz ve Dağlık Karabağ gibi konularda hem Rusya’yı hem de Türkiye’yi sınırlamaya yönelik politikalar yürütür.

Dağlık Karabağ konusunda Ermenistan yanlısı tutum alır, bu konuda Rusya ile uzlaşabilir.

Kongre’nin Türkiye karşıtı tutumuna tuz biber eker; yaptırım kararlarını sert uygulamaya kalkabilir.

Avrupa ve özellikle Fransa ile ‘dayanışma’ gösterebilir.

Kısaca, Trump’la başımız ağrımaya devam eder ama Biden’la ‘daha çok ağrır’.

ETİMOLOJİ / KELİME KÖKENİ

İnşaat: Arapça ‘inşa/kurma, yapılandırma’ köküne dayalı ‘inşa’dan gelir. ‘Çıkış yeri, kaynak’ anlamında ‘menşe’ ve ‘neş’et’ de aynı köktendir.