• $13,5292
  • €15,331
  • 772.246
  • 1809.65
30 Ekim 2021 Cumartesi

Milli bayramların anlamı üzerine…

19 Mayıs 1919: Özgürlüğün, bağımsızlığın ve memleket meselelerini dert edinmenin adıdır.

23 Nisan 1920: Milli iradeyi esas almanın...

30 Ağustos 1922: Cesaretin ete, kemiğe, kana dönüştüğü gündür.

29 Ekim 1923: Türk Milleti'nin ilelebet payidar kalma tasavvurunu, öngörüsünü, moda deyimle 'vizyonunu' ifade eder.

***

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar olmasının güvencesi, özgürlük ve bağımsızlığın milli karakterinden, inancından ve iradesinden geldiği bilincinde olan çocuklar; memleket meselelerini sahiplenen ve 'liderini' bilen gençler; vatanını tarihinden ve inancından aldığı özgüven ve cesaretle savunan ordu; geleceği aynı bilinçle öngören ve planlayan yönetici kadrolardır.

***

O yüzden 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı'dır.

O yüzden 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'dır.

O yüzden 30 Ağustos Zafer Bayramı'dır.

O yüzden 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'dır.

***

Çocuklar milli iradenin teminatı,

Gençler milli iradenin taşıyıcısı,

Türk ordusu vatanın cesur savunucusu,

Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin siyasi, bürokratik ve eğitim, bilim kadroları, muasır medeniyete sadece ulaşmanın değil, muasır medeniyeti inşa etme hedefinin aktörleridir.

***

Ve yine o yüzden;

Geleceğimizin, Cumhuriyetimizin bekası, gücünü özgür ve bağımsız karakterinden, tarihinden ve inancından alan çocuklarımızdır.

Çocuklarını bu bilinçle yetiştiren, onların annelerine, kadınlarına bu bilinçle bakan milletlerin ülkesi bayram yerine döner.

Bu anlayışla;

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun...

İŞİNİZİ BÖYLE YAPACAKSANIZ, YAPMAYIN...

Siyasetçiler, şirketler, halka duyuralım diye çalışmalarını, soru önergelerini vb bizimle paylaşırlar.

Bazı şirketler öyle basın bültenleri gönderir ki, akla ziyan.

Gazetecilerin ulaşımını nasıl sağlayacaklarını anlatırken 'kargo' muamelesi yaparak 'lojistik' diyen mi ararsınız, kısaca özetlense yayınlanabilecek haberi tekrar cümlelerle iki sayfa ve ekli 10 fotograf göndererek yayınlanmaz hale getireni mi...

Ya da 'haberimiz manşetlik, yayınlamazsanız siz kaybedersiniz' kabilinden ima içerenler...

Bir de kitap tanıtımlarında edebiyat parçalarken -de/-da ayrımlarını kurban edenler var, hiç girmeyeyim...

***

Siyasetçilerinki de ayrı âlem.

Sadece dün iki örneği düştü önüme...

CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, önceki gün, Simav ilçesine bağlı Örencik ile Avcılar köylerinde altın ve gümüş madenleri için yapılan kamulaştırmaya TBMM'de tepki göstermiş. "Halkı değil, bir avuç şirketin geleceğini düşünüyorlar! Bu yanlış karardan bir an önce vazgeçilmeli" demiş.

Diyeceksiniz ki, "adam madencilik gerekçesiyle topraklarının kamulaştırılmasına karşı çıkıyor, ne var bunda?"

Daha üç ay önce, 7 Temmuz 2021'de bir yerel gazetede, "bor madenciliğinin bölge için ne kadar önemli olduğundan" söz etmemiş, Emet ilçesinde bor-karbür fabrikası yapılmamasını kıyasıya eleştirmemiş olsaydı, 'haklısınız' derdim!

Şöyle demiş yerel gazeteye, "Bugün Kütahya'mız bor madeninin yüzde 70'ine ev sahipliği yapıyor, Emet ilçemiz başta olmak üzere Kütahya borun cefasını çekiyor ama bir tesisi bile Kütahya'ya çok görüyorlar."

Ve aynı cümleyi eklemiş; "Bunu kabul etmemiz mümkün değil!"

Hal böyle olunca halkın da sizi kabili muhatap kabul etmesi mümkün olmuyor!

Zira çalışan bor madenleri için de kamulaştırma yapıldı, istediğiniz yeni fabrikalar için de yapılacak.

Madencilik dahil bütün yatırımlarda çevre ve halkın onayına daha duyarlı olunmasını istemek meşru ve doğrudur.

Seçim bölgesine yatırım yapılmasını istemek, yapılmamasını eleştirmek de...

Ama ilk şart tutarlı olmaktır.

***

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur da pamuk üretimine dair bir matematik yapmış.

Demiş ki, "Pamuğun girdi maliyetleri 5 kat artarken, fiyatı sadece 2 kat arttı. 1 kg pamuk, 1 kg gübre ediyor. Peki bunun mazotu, suyu, ilacı, elektriği neyle karşılanacak?"

Sanıyorsunuz ki, çiftçi pamuğun parasını gübreye veriyor, mazot, su, ilaç ve elektriği cebinden ödüyor.

CHP'li siyasetçinin matematiğinde 1 kg gübrenin kullanıldığı alandan kaç kg pamuk alındığına dair bir bilgi yok!

Üretim maliyeti, satış fiyatından düşüktür.

Maliyetin -doğruysa- 5 kat artması, satış fiyatının iki kat artmasıyla karşılanabilir yani.

Derseniz ki; karşılasa bile 'yerinde sayan' bir gelir iyi sayılabilir mi?

Evet ama 'yetmez'.

Çiftçinin üretim maliyetlerini düşürüp gelirini artırmak ama aynı zamanda pamuğun da tekstil üretiminin maliyetini aşırı artırmamasını sağlamak gerekir.

Bunun için de kredi imkanlarının güçlendirilmesi, aşırı faiz yükünün hafifletilmesi önerileri yerindedir.

Ama doğru öneriler 'çarpıtılmış matematik'le anlatılmaz.

***

Demem o ki;

Hizmet verdiğiniz şirketin patronunu, "Bakın ne güzel, ne uzun basın bülteni yazdık, ne yakışıklı fotoğraflarınızı gönderdik" demekle ikna edebileceğinizi sanıyorsanız da, gazeteciler hem o işe hem de onu nasıl anlattığınıza bakar.

Ya da oy aldığınız kitleyi 'ne dersem alkışlarlar' sanıyorsanız da, gazeteciler dediklerinizi sorgular.

Gücenmek yok...

<p>Coronavirüsün en çok mutasyona uğramış versiyonu olan ve 30'dan fazla mutasyonun tespit edildiği

Çok mutasyonlu yeni Covid-19 varyantı: Omicron

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor