• $28,9919
  • €31,2252
  • 1866.62
  • 7913.76
3 Ocak 2023 Salı

Libya bize ne kadar uzak

Batılılar Osmanlı'yı Roma'dan gelen anlayışla 'imparatorluk' olarak niteledi.

Osmanlı ise kendini 'Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye / Büyük Osmanlı Devleti' olarak tanımladı.

Önce merhum büyük tarihçi Halil İnalcık'ın Devlet-i Aliyye adlı 5 ciltlik eserini tavsiye edeyim.

Sonra, usta Ara Güler'in, kendisiyle röportaj yapan Fransız gazetecinin, "Kendinizi bir azınlık mensubu olarak Türkiye'de nasıl hissediyorsunuz" sorusuna verdiği "Ne azınlığı ulan! Ben buradaydım, herkes sonradan geldi. Osmanlı imparatorluktu, sen imparatorluk nedir bilir misin" cevabını...

Usta'nın vefatı vesilesiyle yazmıştım hikayesini.

***

'Büyük devlet', herkesin kendini güvende hissettiği, imkanlardan eşit yararlandığı devlettir.

Bunun için vatandaşı olması bile gerekmez.

Zira büyük devlet, her bireyin yetenekleriyle ortaya koyduğu çabadan aynı oranda yararlanır.

Başka bir deyişle, her birey yetenekleriyle 'büyük devlet'in yapı taşlarını oluşturur, güçlendirir.

***

Çin Seddi'nden Avrupa'nın ortasına kadar uzanan Türk devletleri, bulunmuş oldukları bütün coğrafyaları, milletleri, inanç ve kültürleri sahiplendi.

Ve onların bireysel ve toplumsal yeteneklerinden yararlandı.

İdaresi, ordusu, bilimi, ticareti, sanatı bütün yeteneklere açık oldu.

Ve onlar da büyük devleti 'büyük' yapan unsurlar olabildiler.

***

Mehmet Ali Laga (1878-1947), bir 'Büyük Devlet' subayı ve ressamıydı.

Geçen hafta Zeytinburnu Kazlıçeşme Sanat Merkezi'nde eserlerini görme fırsatı buldum.

Laga, Osmanlı döneminde başlayan 'asker ressamlar' kuşağının üyesi.

Kuleli'de okurken, ressam Hüseyin Zekai Paşa'nın kardeşi resim öğretmeni Hasan Rıza Bey'in, sonra da ressam Osman Nuri Paşa'nın dikkatini çekti.

Türk resminin ekol yaratıcılarından Hoca Ali Rıza ile birlikte çalıştı. Eserlerindeki benzerlik de dikkat çekiyor.

Kuleli İdadisi ve Mekteb-i Harbiye'de yeni asker ressamlar yetiştirdi.

Çeşitli rütbelerde Trablusgarp, İstanbul, İskeçe ve Çanakkale'de görev yaptı.

Başta Çanakkale olmak üzere, daha çok cephe resimleri yaptı, resim eğitimi verdi.

Cumhuriyet'le birlikte Bursa Işıklar ve İstanbul Halıcıoğlu askeri liselerinde resim öğretmenliği yaptı.

1930'da emekli oldu.

Vefat ettiği 1947'ye kadar, bugün Beşiktaş Barbaros Bulvarı üzerinde metruk halde bulunan dedesi Şeyh Zafir Konağı'nda yaşadı, Akaretler'deki atölyesinde resim yaptı.

Mezarı, Yahya Efendi Dergahı haziresindedir.

***

Mehmet Ali Laga, Kuzey Afrikalı 'Zafirizade' adlı soylu bir Arap aileye mensuptu.

1878'de Osmanlı'nın Trablusgarp şehrinde doğdu.

Dedesi Şazeli Şeyhi Zâfir Efendi'ydi.

Küçük yaşta eğitim için İstanbul'a gönderilmişti.

Osmanlı Ressamlar Cemiyeti kurucusu bir Osmanlı subayı, bir Çanakkale ressamı ve bir Cumhuriyet sanatçısıydı.

Türk sanatının güçlü tuğlalarından biriydi.

Onu çekerseniz kültürünüz zayıflar.

Trablus'u dış politikanızdan çıkarırsanız milli stratejiniz zafiyete uğrar.

Bilmem anlatabiliyor muyum.

ZEYTİNBURNU NE GÜZEL DEĞİŞİYOR

Zaman her şeyi değiştiriyor.

İnsanları, mekanları, algıları...

Doğu Roma'nın, Bizans'ın başkentine Batı'dan gelen hatırlı konuklar, tüccarlar Marmara sahili boyunca geçerek Altın Kapı'dan kente girerlerdi.

Girene kadar da, yaban kazlarına ithafen yapılan çeşme önünde dinlenirlerdi.

***

Zaman değişti, Altın Kapı 'Yedikule' oldu...

Önündeki çayır önce 'deri pazarı'na, sonra deri işleme atölyelerine dönüştü.

Çevresi, aç biilaç deri işçilerinin gecekondularıyla doldu.

Sait Faik, 2 Aralık 1945 tarihli Yeni Dünya gazetesinde, muhabir olarak gittiği Kazlıçeşme'de gördüklerini şöyle yazmış:

"Yerde iki üç mezar, etrafında korkunç müteaffin[kokuşmuş]bir koku; leş, ölü hamam otu, lağım, yün, bağırsak kokusu. Önümüzde sarı, sarı yüzlü bir adam."

***

"Oradan ayrılıp başka bir imalathaneye giriyoruz. Fabrika sahibi fabrikayı gezdiriyor.

- Çok hastalık var mıdır işçi arasında?

Tabiî demiyeceğini biliyordum. Amma bunu söyleyeceği hiç aklıma gelmezdi:

- Efendim, burada hastalık olmaz. Bu kireç, alkol, asit sülfürik mikrobu mikrop tutmaz. Kat'iyen burada hastalık olmaz. Büyük kolerada İstanbul'da kıran olmuş, burada kimsenin burnu kanamamış. (...)

Mikroba karşı mikropla mücadele eden Pastör gibi bir adam!..."

Üniversiteye başladığım 1986'da Belgradkapı içinde oturduğum öğrenci evinden, hafta sonları sahil yoluna koşu yaparken, Kazlıçeşme önünden neredeyse nefes almadan geçerdim.

Öyle kokardı...

***

Ara Usta'nın (Ara Güler) Kazlıçeşme fotoğraflarına bakınca, bazılarının restore edilerek bugüne kalmamış olmasından hayıflandım.

Zira hemen yanında, aynı döneme ait askeri fabrikalar ve hastane binası 'tablo gibi' ayakta duruyor.

1845'te kurulan Askeri Makine Fabrikası, Osmanlı'ya at koşumundan kılıca, baruttan topa, raydan buhar makinelerine, lokomotife kadar alet ve makine üretti. Hastanesi, işçi konutları ve teknisyen okulu ile bir külliyeydi.

Zaman değişti...

1918'de demir haddehanesi, ambar, bez fabrikası ve bomba sökme atölyelerine dönüştü.

Zaman değişti...

Belediye binasına, Et Balık Kurumu'na, bakım onarım atölyelerine dönüştü...

Zaman değişti...

90'larda deri tabakhaneleri organize sanayi bölgelerine taşındı, Kazlıçeşme çayırı şehir parkına dönüştü...

Bugün hastane Zeytinburnu Kültür Merkezi, atölyeler Baruthane adıyla açık alışveriş ve kültür merkezi, Et Balık Kurumu binası da Fox TV şirket merkezi olarak kullanılıyor.

***

Zeytinburnu Kültür Merkezi'ni restorasyondan sonra açılışında ev sahipliği yaptığı sevgili ağabeyim 'İstanbul Ressamı' Selahattin Kara'nın sergisi için gittiğimde gördüm.

Binanın tarihinin fabrikalarla başlamadığını da 2015'te başlayan restorasyon sırasında ortaya çıkan zemindeki mozaiklerden öğrendim.

Yılbaşından hemen önce Zeytinburnu Belediye Başkanı sevgili Ömer Arısoy'un davetiyle bir kez daha gezme fırsatım oldu. Arısoy, mozaiklerle birlikte bir kadın ve erkeğin mezarının olduğu lahit de bulunduğunu, arkeologların lahdi milattan sonra 400'lere tarihlediğini anlattı.

Büyük Roma İmparatorluğu'nun doğu ve batı olarak ayrıldığı yıllara...

Mozaiğin Tivoli'deki Hadrian Villası ve Knossos'taki Dionysos Villası'nda benzerleri MS 2. yüzyıla tarihlenmiş.

10-12 metre civarında çapıyla binanın dışına taşan mozaiğin bir soylu ailenin malikanesinin avlusunu süslemiş olması muhtemel.

Bina bugün sanatseverler için Sanat Galerisi ve Mozaik Müzesi; sanat akademisyenleri için Sanat Kütüphanesi ve sanat uzmanları için Sanat Eserleri Konservasyon Restorasyon Merkezi olarak kullanılıyor.

***

Zaman değişiyor...

Bir kültür adamının elinde, Zeytinburnu da değişiyor.

Ömer Arısoy, 1989'da İstanbul'a üniversite okumaya gelmiş bir 'Hemşinli'ydi.

Hemşin şahane bir yerdir, gidin görün.

Doğasından kendinizi alabildiğinizde, insanlarıyla da konuşun.

Meramımı anlarsınız...

Önce gazetecilik, sonra hukuk okudu.

1999'da başkan danışmanı, 2004'te Başkan Yardımcısı oldu. 10 yıl boyunca ağırlıkla hukuk ve kültür işleriyle ilgilendi, belediyenin kültür yayınlarını yönetti.

2014'te TOKİ'de doğal ve kültürel mirasla uyumlu yeni bir konut politikası oluşturulmasına katkı verdi, 'Ev ve Şehir' seminerlerini düzenledi, TOKİ Kültür Yayınları'nı hayata geçirdi.

2016'da Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı, 2018'de de Bakan Yardımcısı oldu.

31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Zeytinburnu'nun 5. Belediye Başkanı olarak seçildi.

15 yıl birlikte çalıştığı önceki başkan, halen Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın'la birlikte oluşturdukları, ortaya çıkardıkları mirası zenginleştiriyor.

Ve 200 yıllık Zeytinburnu algısını 'kültür ve yaşam vahası' algısına dönüştürüyor.

***

'An'da yaşayanlara düşen, 'eski'yi 'eser' haline getirmek ya da geleceğe 'eser' bırakmak...

Ömer Arısoy, kültür adamı bir yerel siyasetçi olarak tam da bunu yapıyor.

<p>Zonguldak'ta heyelan nedeniyle bir bölümünde çökme meydana gelen yol, ulaşıma kapatıldı.</p><p>Ke

Zonguldak'ta heyelan! Yol trafiğe kapatıldı

İşgalci İsrail'den Gazze'ye yeni saldırı

Rıza Çalımbay ve İsmail Kartal tercihini yaptı! İşte dev derbinin 11'leri...

Dikkat: Bu otomobiller 350 bin TL ile 450 bin TL arası! Kaçıran adeta pişman oluyor