• $8,3209
  • €10,1145
  • 498.901
  • 1454.25
23 Nisan 2021 Cuma

‘Hepimiz öldük tek babamı gömdüler'

Haberi hafta başında Sabah'ta okudum.

O günden beri boğazımda düğümlendi bu söz.

27 Şubat'ta İstanbul Arnavutköy'e bağlı Bolluca Mahallesi'ndeki hafriyat döküm sahasında çalışan 53 yaşındaki Sinan Çakır, sahanın kapatıldığı sırada içeri giren bir hafriyat kamyonu tarafından ezilerek hayatını kaybetmişti.

Olaydan sonra tutuklanan kamyon şoförü, bir ay sonra serbest bırakılmış, ardından da aynı yerde tekrar çalışmaya başlamış!

Muhabir Yunus Emre Kavak da, ailenin tepkisini haberleştirmiş.

Olayın kendisi Çakır ailesinin hayatını alt üst etti.

Merhum Çakır'ın öğretmen kızı Serpil Çakır'ın habere başlık olan sözleri de okuyanların yüreğini alt üst etti.

Bazı duyguların tarifi imkansızdır ya...

Serpil Öğretmen imkansızı tarif etmiş:

"Dört kişilik mutlu bir aileydik. Şimdi üç kişilik bir enkaza dönüştük. Hepimiz öldük fakat yalnızca babamı gömdüler."

Bu yazı, böyle evlat büyütmüş bir baba için rahmet duası ve ailesinin adalet arayışına destek amacıyla yazıldı...

EGEMENLİĞİMİZİN TEMİNATI AY YILDIZIN ÇOCUKLARI

Matematikte Elanur Akıncı, satrançta Arda Çamlar, yüzmede görme engelli Cemre Ateş, müzikte Nisan Öksüz...

Uluslararası yarışmalarda Ay-Yıldızlı bayrağımızı zirvede dalgalandıran evlatlarımız bunlar...

Allah'a şükür ki, onlar sadece 'bir kısmı'...

Daha fazlası var...

Daha fazlası yetişiyor.

İki gündür tv kanallarında onları izliyorum.

Görüntülerine eşlik eden müzik de Nisan'ın yüreğinin, aklının ve parmaklarının ürünü...

Cengiz Holding bu çocuklarımıza sosyal sorumluluk projesi olarak destek vermiş; adlarına da "Ay Yıldız'ın çocukları" demiş.

Bu projeyi sadece reklam olsun diye yapmadığını da, "gelecekte ülke sınırlarını aşan bütün yetenekleri, kategori sınırlaması olmaksızın destekleyeceğini" açıklayarak göstermiş.

23 Nisan'da Türkiye'nin 'ulusal egemenliği'nin teminatı olan çocuklarımıza verilebilecek en güzel 'bayram' hediyesi...

Bütün şirketlerimizin, iş insanlarımızın, en değerli projeye, çocuklarımıza yatırım yapması ülkeye de en büyük katkıları olacak...

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, çocuklarımız kadar biz velilerine de kutlu olsun...

HAZIMSIZLIK YAPAN NE VARSA KENDİ EVİNİZDE KUSUN, BİZE BULAŞTIRMAYIN

24 Nisan yaklaşınca, ABD Başkanı'nın Ermeni lobisinin soykırım iddialarını tanıyacağı tartışması da alevlendi. Joe Biden, başkan yardımcılığı sırasında bunu ima etmiş, başkanlık kampanyasında da yapacağını söylemişti.

ABD Kongresi'nde Türkiye karşıtlığı da bir süredir 'düşmanlık' boyutuna varmış durumda.

Hele hele, Türkiye Ermenistan'ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından sökülüp atılmasını sağladı ya...

Senatörler, temsilciler toplanıp Biden'a mektup yazdılar, 'soykırım' demesi için.

Bu düşmanlık, bu çıldırmışlık varken Biden bunu söyler.

Söyler de ne olur?

Siyasi rüşveti almış bir kitle sevinir.

ABD, başkan kararıyla tarih yazdığını zanneder!

Biden'in ertesi gün bunu hatırlaması için masasına not bırakılması, belki de konuşma metnine yazılması gerekir.

Türkiye-ABD ilişkileri kopmaz ama 'dostluk'un onarılması bir sonraki kuşağı bekler.

Türkiye Ermeni meselesi dahil iki konuda söyleyeceğini 10 yıl önce söyledi, defterleri kapattı.

- Kıbrıs'ta iki toplumlu çözüm referandumuna destek verdi, Rum tarafı reddetti; sözde çözümü isteyen AB Rum Yönetimi'ni üyelikle ödüllendirdi, KKTC'yi cezalandırdı.

O andan itibaren Türkiye için 'Kıbrıs sorunu' kalmadı...

- 1915 olayları hakkında "Tarihi tarihçiler yazar. Ermenistan ve Türkiye dahil tüm ülkeler arşivlerini açsın, bilim insanları çalışsın, sonuçlarına göre siyaset karar versin. Siyasetçiler tarih yazmaya, parlamentolar tarih yapmaya kalkmasın" dedi. Ermenistan bunu kabul etmedi.

Hâlâ Türkiye'nin son sözü geçerli...

Siyasetçilerin ne dediğinin, ne diyeceğinin bir önemi kalmadı.

Şimdi, birçok AB ülkesi gibi ABD Başkanı da tarihi gerçeğin aksine 'soykırım' diyecekse, bu sadece gerçek soykırımları sulandırmaya yarayacak.

Kuzey Amerika yerli halklarının soykırımı (ABD), Namibya soykırımı (Almanya), Yahudi soykırımı (Almanya), Kongo soykırımı (Belçika), Ruanda soykırımı (Fransa), Libya soykırımı (İtalya) gibi...

Ülkelere bakınca, belki de amaç budur...

Geçmişi kirli olanlar temizliğe tahammül edemezler...

TAMAHKAR VE SAHTEKAR

Yeni teknolojileri, üretim ve satış yöntemlerini ya da ürünleri önce biz icat etmiyoruz ama 'tosuncuklarını' icat etmede bizimle aşık atabilecek kimse yok!

Ponzi, Titan, kooperatif, doğrudan satış fark etmedi, önce ithal ettik, sonra 'yerlileştirdik'...

Çiftlikbank'la nur topu gibi bir 'Tosuncuğumuz' oldu...

'Kripto para' işinde ise o kadar vakit kaybetmedik.

Nereden türüyor bunlar?

Memlekette sadece Asım'ın nesli yok, Sülün Osman'ın nesli de var...

Bir başka nesli de yazıyı yazarken 24 TV ekranında haber başlığı olarak gördüm: Tamahkarlar!

Gözlerini bir koyup 10 kazanmak bürümüş tamahkarlar oldukça sahtekarlar da bitmeyecek...

ENGİN ALTAY...

İçinden "Menderes'in sonu" ifadesi geçen bir cümle, paragraf hatta metin sadece bu cümleyle değerlendirilir.

CHP'li Engin Altay'ın "Umarım Erdoğan'ın da sonu benzemesin Menderes'e" derken bunun pekala farkındaydı.

O yüzden sözlerinin başına "Benzetme olmasın"ı koydu, sonuna da "Onu biz sandıkta göndereceğiz"i ekledi.

Partidaşı Aykut Erdoğdu da, "Bu iktidarı TRT'de canlı yayında yargılayacağız" demişti. Kast ettiği, 27 Mayıs sonrası sözde yargılamaların yayınlandığı 'Yassıada saati' radyo programıydı...

Altay "Bu konuşmadan darbe algılayanların IQ'sü ayakkabı numaraları kadardır" diye kendini savundu. Daha önce yazmıştım, "Biz vuralım ama siz mağdur olmayın" kafası bu. Üstelik mağdur olma hakkı tanımadığı gibi hakaret de ediyor.

Bence hem darbe ima edip hem bunun yüzlerine vurulmayacağını düşünenlerin IQ'sü sorunlu.

<p>Piyasalar haftaya nasıl başladı? Altın fiyatları neden  yükselişte? Kademeli  normalleşmenin ekon

Kademeli normalleşmenin ekonomiye etkisi nasıl olacak?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı