• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
10 Mart 2021 Çarşamba

CHP'de Baykal'ı bile arayışa itecek kadar ne oldu?

CHP'de 'iç muhalefet' yeni değil.

Eskiden 'hizip' derlerdi.

Daha çok 'sen yönetirsin, ben yönetirim' mücadelesiydi.

Ancak bugünkü durum farklı.

Ve CHP'de önce Deniz Baykal ekibini, sonra da Muharrem İnce'yi dışlayan parti içi iktidar yapısına yönelik bir muhalefet var.

Bu muhalefet, HDP ile işbirliğini 'olmazsa olmaz' gören bir grubun parti politikalarını belirlemeye başlaması ile ortaya çıktı.

İnce yolunu ayırdı ve 'kimlerden ve neden ayırdığını' madde madde açıkladı.

Bir süredir CHP eski Genel Başkanı Baykal'a yakın isimlerin de 'yeni parti' arayışı içinde olduğu konuşuluyordu.

Ankara'da bu trafiği yürütenlerin başında da eski Devlet Bakanı Mehmet Sevigen geliyor.

Sevigen, birkaç ay önce "partinin siyasette geldiği noktadan ve PKK/FETÖ ile ilişkilerinden rahatsız olanlar"dan söz ederek, "Baykal'dan onay beklediklerini" söylemişti.

Baykal kanadındaki son durumu, Ankara'da kapalı kapılar ardında olup bitenleri en iyi bilen isimlerden birine, 24 TV Parlamento Şefi Nagehan Akbulut'a sordum.

"Beklemedeler" dedi.

Yeni parti için Deniz Baykal'ın ABD'de bulunan kızı Aslı Baykal'ın ismi üzerinde durulmuş bir süre.

Ancak Deniz Bey istememiş.

Nagehan, son durumu Sevigen'le konuştuğunu da belirterek, 'ismini kullanma izni aldığını' ekledi ve söylediklerini şöyle aktardı:

"Deniz Bey'e yakın isimlerden bir grup oluşturuyoruz. Türkiye için söyleyecek sözü olanlar, eski milletvekilleri, belediye başkanları, örgüt yöneticileri... Bir hazırlık içindeyiz. Listeyi Deniz Bey'e sunacağız, 'devam' derse adım atacağız. Ya parti içinde mücadele ya da partileşme. Deniz Bey CHP'den ayrılmaya sıcak bakmıyor, parti içinde mücadeleyi tercih ediyor. CHP'deki arkadaşlarımız da bizim gibi rahatsızlık duyuyorlar.

Deniz Bey parti içinde kalın derse, biz de arkadaşlarımızla 4'lü, 5'li gruplar halinde tüm il ve ilçe örgütlerini dolaşacağız. Gördüğümüz yanlışları anlatacağız. Bu sırada parti içinde bir değişim anlamında sonuç ortaya çıkmazsa, yeni bir oluşum gündeme gelebilir. Bu, gerçek CHP, Atatürk'ün kurduğu, Ecevit'in, Baykal'ın çizgisinde bir oluşum olacaktır. Yaşayıp göreceğiz."

Baykal ekibinin İnce'ye katılma ihtimali var mıydı?

Nagehan, "Yok diyorlar" dedi.

Ancak Baykal ve İnce kanatlarının CHP yönetimine yönelik eleştirilerinin neredeyse tamamı 'ortak'...

Bu da bir güç birliğini ihtimal dışı bırakmıyor.

MAMOĞLU KENDİ İPİNİ ÇEKSİN!'

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 8 Mart Kadınlar Günü'nde 'iki kadın genel başkan' üzerinden kutlama mesajı yayınladı.

İki kadın genel başkandan biri partisinin ittifak ortağı İyi Parti'nin Genel Başkanı Meral Akşener, diğeri de bizzat Akşener'in "terör örgütünün yanında" gördüğü HDP'nin eş Genel Başkanı Pervin Buldan'dı.

Gözler, Millet İttifakı'nı oluşturan CHP ve İyi Parti'ye çevrildi.

Milletvekilleri ve teşkilatlardan sosyal medya mesajları art arda geldi.

Yavuz Ağıralioğlu, "Cinayet şebekesine mesafesiz partinin siyasetçileriyle bizim genel başkanımızı yan yana getiremezsiniz" dedi.

Ahmet Çelik, açıkça CHP'yi uyardı: "Biz de sizinle yollarımızı ayırırız."

Ancak bu 'küçük kıyamet' boyutunda kaldı.

Zira parti yöneticilerinden 'resmi' bir tepki gelmedi.

Akşener de, "Arkadaşlarımızın çoğunluğu bu tweeti beğenmedi, fikirlerini ortaya koydular, ben de saygı duyuyorum" demekle yetindi.

CHP ile 'uzlaşma' kapısını açık tuttu.

Akşener'in söylemediğini, "yollarımızı ayırırız" diyen İyi Parti Milletvekili Ahmet Çelik'in sahibi olduğu Yeniçağ gazetesi manşetinden söyledi: Haddinizi aşmayın!

CHP Sözcüsü Faik Öztrak da Akşener gibi 'kapıyı açık tutma' adına, konuyla ilgili sorulara karşılık 'susma hakkı'nı kullandı.

Peki iki partide kapalı kapılar ardında gerçekte neler oluyor?

Bunu yorumlamak için önce İmamoğlu cephesindeki durumu anlamak gerekiyor.

İmamoğlu bence kendi içinde 'tutarlı'...

Zira belediye seçiminde kendisine biçilen 'cumhurbaşkanlığı adaylığı' hedefi üzerinde yürüyor.

Belediye başkanı değil 'parti genel başkanı' ziyaretleri, açıklamaları yapıyor.

Özellikle HDP ile ilişkilerde ve yurt dışı temaslarında.

Bu yüzden, günün 8 Mart'a döndüğü gece yarısında, örneğin, belediye hizmet birimlerinde mesai yapan bir kadın çalışanı ziyaret ederek mesajını 'çalışan kadınlar' üzerinden verebilirdi.

Ama iki kadın genel başkan üzerinden vererek, kendi ajandasının gereğini yaptı.

Şimdi gelelim, bunun iki partide nasıl bir karşılık bulduğuna...

Akşener ve İyi Parti yönetimi, CHP'ye 'ikinci isimler' üzerinden sert mesajlar vermeyi ve ittifakı sarsmamayı hedefliyor.

Bu yüzden bir gözü de HDP'nin kapatılması ihtimalinde.

Zira seçime kadar bu gerçekleşirse CHP gibi Akşener de HDP yükünden kurtulmuş olacak.

Ancak parti içinde bu süreci beklemeye tahammülü olmayanların sayısı az değil. Akşener'in içeride 'ikna görüşmeleri' başlatması şaşırtıcı olmaz.

CHP'de ise Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu dün grup konuşmasında İmamoğlu'na açılan hakaret davasına değindi ama 'tweet'e girmedi. Parti yönetiminden isimler yarım ağız "İmamoğlu'nun yaptığı gereksiz" dedi, ancak 'polemiğe girmeme' tutumunu sürdürdü.

CHP bir süredir, parti teşkilatlarındaki taciz iddialarına karşı da sürdürdüğü 'yok sayarak unutturma' politikası uyguluyor.

Ama partili kaynaklara göre bugünkü susmanın nedeni o değil.

Parti içinden gelen bir sese göre, "Bırakalım, İmamoğlu kendi ipini kendi çeksin" anlamına geliyor.

Zira İmamoğlu'nun 'kendini cumhurbaşkanı adayı yaptırma' çabası Genel Merkez'de başından beri hoş karşılanmıyor.

Bu 'heves' ittifak içinde kriz yaratacak noktaya ulaşınca 'nahoşluk' da büyüyor...

WHATSAPP'TA KÖSTEBEK AVI!

Cumhuriyet gazetesi, profesyonelliğin dışında, ilk gençliğimden bu yana 'yayın politikalarına göre' zaman zaman kesintiye uğratsam da, takip ettiğim bir gazete oldu.

Gazetenin editoryal köşelerinden 'Siyaset Kulisi'nde ilginç şeyler yazılıyor bir süredir.

9 Şubat tarihli köşede, Sabah yazarı Melih Altınok'un, eski ve FETÖ casusluk davasından 'firari' yayın yönetmeni Can Dündar'ı referans göstererek "gazetenin ABD güdümüne girdiği" yorumuna tepki olarak, "Cumhuriyet gazetesi Can Dündar'ın trol gazeteciliğinden 7 Eylül 2018'de kurtulmuştur" denilmişti.

Bence bu ifade, Can Dündar ve 'cezaevindeki gazeteciler' propagandasına yeterli cevaptı.

Aynı köşede, dün de enteresan bir CHP kulisi vardı.

CHP'nin HDP üzerinden 'saldırılar'a karşı, Saadet Partisi, DEVA ve Gelecek partileri ile Mustafa Sarıgül'ün TDP'si üzerinden ittifakı genişletme çabalarından söz edildi.

Enteresan olan bu değil.

Bu strateji, trafik ve bilgi alışverişinin paylaşıldığı parti içi geniş katılımlı WhatsApp grubuna 'köstebek' sızmış!

Durum, "istifa ettirilen AKP'li eski bir belediye başkanı"nın, son dönemde CHP'ye ilişkin Twitter paylaşımları bu grupta paylaşılanlarla örtüşünce fark edilmiş.

WhatsApp grubunda 'köstebek avı' başlatılmış ama şüpheli bulunamayınca grup kapatılmış.

Şimdi, 'sağlam referansla' gelen numaralar alınarak teyit ediliyor ve 'davetli' olarak gruba kaydediliyormuş.

CHP, bir ara seçim sonuçlarını da 'ajanslardan önce' toplamaya niyetlenmişti ya...

Ben de niye enteresan bulduysam...

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı

Bozuk parayla öyle bir şey yaptı ki görenleri hayrete düşürdü