• $15,9653
  • €16,7662
  • 929.826
  • 2393.61
25 Ocak 2022 Salı

CHP ‘sol ittifak'a neden sevindi?

HDP'nin çağrısıyla TİP, SMF, EMEP, TÖP, Sol Parti, Halkevleri, EHP ve TKP'nin buluşması, 'sol ittifak' girişimi olarak değerlendirildi.

Bu girişime en çok CHP sevindi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, üçüncü bir ittifakın kurulmasından 'sevinç duyduğunu' belirterek, "HDP'nin Millet İttifakı'na dahilmiş gibi gösterilerek suçlanmasının ortadan kalkacağını" söyledi.

Aslında Kılıçdaroğlu, "HDP'nin 'Millet İttifakı içinde olmakla' suçlanmaktan kurtulması"na sevinmiyor.

Aksine HDP'nin yokmuş gibi gösterildiği Millet İttifakı içinde olmasından "CHP ve İyi Parti'nin suçlanmaktan kurtulmasına" seviniyor...

Doğrusu bu.

CHP ve İyi Parti, HDP yükünden kurtulmuş oluyorlar böylece.

Ya da HDP, bir sol ittifakla CHP ve İyi Parti'yi 'HDP ile ittifak' tartışmasından kurtarmış oluyor.

Bir müttefik daha nasıl iyilik yapsın ortaklarına!..

***

Buradan ortaya çıkan bilgi şu:

Tepesinde,-CHP'li Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş'ın ifadesiyle- 'uluslararası güçler'in bulunduğu, Kılıçdaroğlu'nun 'dostlarımız' diye ifade ettiği 'Erdoğan karşıtı ittifak', 2023 seçimleri için 'ikinci tur' hesabı yapıyor.

İlk turda CHP ve İyi Parti, yanlarına AK Parti'den ayrılanların kurduğu partilerle 'Erdoğan karşıtlığı'nda birleşecek ve 'ortak aday' çıkaracak; bu işbirliğine halel getirecek HDP ise dışarıdan bir 'sol aday'la seçime girecek. Sol aday olası bir ikinci tura kalamayacağı için, ikinci turda sol oylar 'uluslararası güçler ittifakı'nın adayında toplanacak!

Böylece HDP ile 'sözde' ittifak yapılmamış olacak!

***

Bir senaryo yazmıyorum.

HDP Eş Başkan Yardımcısı Pervin Buldan'ın "İktidarın parçası olacağız" açıklamasını ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in bunu hatırlatan gazeteciye "Sayın Buldan'ın ne söylediğini sizden duydum" sözlerini hatırlamak yeterli.

***

CHP, İyi Parti ve HDP, kendilerini çoktan iktidar ilan etmişlerdi.

Ama 'muhalefet'i hesaba katmamaları büyük talihsizlik.

Onları 'üçüncü ittifak'a mecbur bırakan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'muhalefeti'...

Ve Erdoğan'ın seçim stratejisi henüz ortaya çıkmadı.

Bakalım daha neleri 'yapmak zorunda' kalacaklar!

CHP VE 'BİLEŞENLERİ'NİN GERGİNLİK ÇABASI: NEDEN ŞİMDİ?

14 Ocak tarihli yazımda "AK Parti'de konuşulan anket" başlığı altında değinmiştim.

AK Parti MYK'da tartışılan son ankete göre, doların 18 liralara fırladığı günlerde, daha önce yüzde yüzde 38 ölçülen AK Parti'nin oyu 3,5-4 puan gerileyerek 34'lere düşmüş; ancak Erdoğan'ın açıkladığı önlemler paketi sonrası hızla yükselmiş, önceki düzeyin üzerine, yüzde 39'lara çıkmış.

Sonuçların analizini yapmasını istediğim bir araştırmacı, özetle şöyle yorumladı: "Halk belirsizlikten endişelendi, çözüm için iktidara ve muhalefete baktı. Muhalefet, kur yükselişinde hayat pahalılığı üzerinden siyaset yaptı, ancak tedbirler açıklanınca ve kur düşmeye başlayınca politika üretemedi. Bu da çözümün yine iktidardan geldiği anlayışını doğurdu. AK Partililer de şunu fark etti; aslında partinin 'icraat'la ilgili sorunu yok, aksine söyleyeceği çok şey var. Politika ve çözüm üretme konusunda da aktif olduğunu gösterdiğinde, seçmenle birlikte partililere de yeni bir güven oluştu. Bu aslında, başarının da formülünü ortaya koyuyor."

Sonraki günlerde, Almanya'nın resmi haber sitesi DW ve muhalif sol' bir gazetede de benzer analizler okudum.

Tahmin edersiniz ki, onlar muhalefetin kulağını çektiler, 'bu kez de beceremediniz' diye!

Muhalefeti, 'erken iktidar havasına girmekle' suçladılar!

Geçen hafta, bu durumu doğrulayan bir başka gelişme oldu. İktidar partilerinin oylarıyla doğrudan ilişkili olan 'tüketici güven endeksi' 6 puan yükseldi.

***

Muhalefet politika üretemiyor, anlık gelişmeleri istismar boyutunda kullanmaktan öte çözüm önerisi çalışmıyor.

Kendi içinde birlik oluşturamıyor.

Ama aksine 'iktidar olmuş' gibi hayal kuruyor, makam mevki dağıtma sürecine giriyorlar.

Cumhurbaşkanı, krizleri önleyen ve çözüm getiren politikaları hayata geçirince de hayal kırıklığı büyük oluyor.

Son günlerdeki gerilim politikalarını 'dağılmayı önleme' çabası olarak görüyorum.

GÖBBELS İLETİŞİMCİ MİYDİ?

Sedef Kabaş, iletişim uzmanı olarak ciddi bir eğitim ve deneyime sahip. Televizyoncu olarak da.

Ancak gündeme geldiği konular habercilik ve iletişimcilik değil.

Onu, Hitler'in propagandacısı Göbbels'in (tam adıyla Dr. Paul Joseph Goebbels) "yalanın inandırıcılığını büyüklüğü belirler" diye özetlenebilecek ilkesini, "İktidar uyguluyormuş" gibi gösterme çabasıyla Türkiye gündemine girdi.

Oysa söylediğini tam da CHP ve başta genel başkanları olmak üzere diğer 'paydaşları' yapıyordu.

En son, Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanlığı makamına hakaretle gündeme geldi.

Yumuşak bir ses tonuyla, kadın olmanın avantajını da kullandığı mimiklerle, en ağır hakareti bile üfleyerek, hissettirmeden yapmaya kalkıştı.

Bunun siyasi bir öfkeyle yapıldığını düşünemeyiz.

Zira, ertesi gün, gözaltına alındığında, koluna giren polislerin arasındayken bile, 'elleri arkadan kelepçeliymiş gibi' fotoğraf vermeye kalkıştı.

Bu ancak sıkı bir propagandistin yapabileceği bir şey, bir iletişimcinin, televizyoncunun, gazetecinin değil!

Aksi halde Göbbels'e de 'iletişimci' dememiz gerekir!

AMERİKALI İSTİHBARAT YETKİLİSİNİN TESPİT VE ÖNERİLERİ

Bugün AKŞAM'da yer verdiğimiz makale üzerinde durulmaya değer.

Altındaki imza, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nde Rusya ve Avrasya konularında son üç başkana hizmet vermiş bir istihbaratçıya ait; Fiona Hill...

Kendisi şimdi, Türkiye'de de yakından tanınan Brookings Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı.

New York Times'ta yayınlanan makalesinin girişindeki 'bilgi' tarihi nitelikte.

- Putin, Romanya'nın Bükreş kentinde Nisan 2008'de düzenlenen NATO zirvesinde Başkan Bush'a şöyle dedi: "George, Ukrayna'nın bir ülke bile olmadığını anlamalısın. Topraklarının bir kısmı Doğu Avrupa'da ve büyük kısmı bize verildi."

Putin'in Ukrayna'ya bakışı bu.

Gürcistan'a, Ermenistan'a, Kazakistan'a bakışı da çok farklı değil, sadece vereceği tepkinin boyutu farklı.

***

Hill, ABD'nin Putin'i kışkırtan iki önemli girişimini ve Putin'in tepkilerini hatırlatıyor:

2008'de NATO, Ukrayna ve Gürcistan'ın ittifaka katılacağını açıkladı, Putin 4 ay içinde tankları Gürcistan'a soktu. Bu, Batı'ya ve Ukrayna'ya mesajdı, ancak mesaj alınmadı.

AB, Ukrayna'yı birliğe almayı konuşmaya başladı.

2014'te Putin, Kırım'ı ilhak etti.

Batı, esti gürledi, yaptırımlar açıkladı ama hiçbir yaptırım Moskova üzerinde etkili olmadı.

Etkisizlikten Putin daha fazla cesaret buldu.

***

Hill diyor ki, "Putin, Ukrayna ve Gürcistan'ı NATO'ya yaklaştırma adımlarını 'kışkırtma' olarak görecek diye uyardık ama kulak verilmedi."

Putin, Gürcistan'da askeri gücünü gösterdi, Kırım'da 'Rus nüfus' gücünü...

Şimdi Ukrayna'nın doğusunda hem askeri gücünü hem de nüfus gücünü gösteriyor.

***

Bu köşede ve Star gazetesindeki köşemde yıllardır, Putin'in Batı'nın boş bıraktığı, politika geliştiremediği alanlarda ve NATO ittifakının içindeki çatlaklardan ve NATO ve Avrupa'yı hala ABD'nin kontrol etmesinden kaynaklanan sorunlardan yararlanarak çıkar sağladığını yazıyorum.

Hill, daha da ötesine geçerek, Putin'in artık sadece NATO'nun eski SSCB coğrafyasında ilerlemesini durdurmayı değil, "ABD'yi Avrupa'dan tahliye etmeyi" hedeflediğini söylüyor.

Putin'i 20 yıldır gözlediğini ve onun 'tarihsel yıldönümlerine takıntılı' olduğunu söylüyor; bu hedefini Aralık 2021'de, Rusya'nın Avrupa'daki hakim konumunu kaybettiği Sovyetler Birliği'nin dağılmasının 30. yıldönümüne denk getirdiğine işaret ediyor.

Ve "Putin, 1990'larda Rusya'nın yuttuğu acı ilacı şimdi ABD'ye tattırmak istiyor" diyor.

Hill'in iki tarafın 'inançlarına' dair tespiti de önemli:

ABD, Rusya'nın yurt içinde ve dışında zor durumda olduğuna; NATO'nun da ABD'nin uzantısı olduğuna inanıyor.

Rusya da ABD'nin zayıf olduğuna, Avrupalı müttefiklerle ittifak içinde çatlaklar olduğuna...

Bana göre, ABD'nin inancının dayanakları sakat. Zira Avrupalı müttefikleri, ittifakı hor kullanmasından dolayı ABD'ye kızgın, askeri korumayı başarılı bulmuyor, hatta gerekli de bulmuyor. Yani ABD dışındaki müttefiklere göre NATO artık ABD'nin bir uzantısı olmamalı. Ayrıca Rusya konusunda da ABD gibi 'zayıf, bitti bitecek' diye düşünmüyor, aksine Rusya ile ilişkilerde 'yeni bir yöntem' arıyor.

Öte yandan, Rusya'nın inancı güçlü dayanaklara sahip, NATO içinde ABD yanlısı bir 'birlik' yok, ayrıca AB içinde de Rusya karşıtı bir 'birlik' yok. Ayrıca ABD, Çin'le girdiği ekonomi savaşta daha 'kırılgan'...

O yüzden Hill, Putin'in konuyu Ukrayna ve Avrupa'yı da aşarak, ABD'nin Japonya'daki üsleri ve Asya-Pasifik bölgesindeki rolünü sorgulatmaya, ABD'nin arka bahçesi Küba ve Venezüella'ya füze gönderme imasına kadar taşıyabildiğine dikkat çekiyor.

***

Ukrayna'nın bir ABD-Rusya veya daha genel ifadeyle Batı İttifakı-Sovyetler konusu olarak tartışılması Putin'in işine geliyor.

ABD de işine geleceğini sanıyor, zira burada kazanılacak 'başarı'yı, eskiden olduğu gibi Sovyetler'e karşı zafer olarak kullanmayı hedefliyor.

ABD'nin handikapı 'devrin değiştiğini' görmemek.

Batı ittifakı, Sovyetler'i parçalarken 'içindeki çatlaklar'dan yararlandı.

Şimdi o çatlaklar 'Batı İttifakı'nın içinde.

Ve Putin de aynı durumdan yararlanmayı hedefliyor.

O yüzden, Hill'in önerdiği 'konuyu BM ve BMGK gündemine taşımak' en iyi alternatif.

Aksi halde Putin'in başarı şansı çok yüksek.

NATO'nun ilk genel sekreteri İngiliz general Lord Hastings Ismay, NATO'nun neden kurulduğunu şu sözlerle özetlemişti: "Rusları dışarıda, Amerikalıları içeride, Almanları da aşağıda tutmak için.""

Putin başarılı olursa, bu mekanizma da tersine dönecek.

Hill'in dediği gibi "ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının sonunun başlangıcı" olacak.

***

Türkiye için önemli olan, barış denizi Karadeniz'in çatışmaya sahne olmamasıdır.

Goeben ve Breslau gemilerinin İngilizce adlar alarak yeniden Karadeniz'e çıkmasına izin verilmeyecek.

Bölgesel ve küresel konularda "ABD veya Rusya'nın çıkarı"na bakılmayacak.

BM nezdinde çözüm önemli bir öneri.

<p>Sadakatsiz dizisi Doctor Foster dizisinden uyarlanmış ve özellikle ilk sezonu ile ekrana damgasın

Sadakatsiz'de finale giderken 3 muhtemel senaryo

Yavrusu için kendini feda etti! Vahşi doğanın acımasız yüzü

ABD 50 yıl sonra UFO'ları konuşmak için panel düzenledi

Doğu Karadeniz'in zorlu yolları havadan görüntülendi! Yolculuk yapmak cesaret ister