• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
27 Eylül 2019 Cuma

Ceberut laiklik ölmedi

Fransa’da Okul Aile Birliği Federasyonu seçimlerinde ‘türban tartışması’ çıkmış.

Tartışılan;

Öğrencilerin veya annelerinin okullara türbanlı/başörtülü girmesi değil.

Tartışılan şu:

Başörtülü veliler ‘okul gezilerinde’ çocuklarına eşlik edebilirler mi, edemezler mi?

Olay şu;

Fransa eğitim sisteminde ‘okul aile birlikleri’ çok önemli.

Okulların yönetiminde, öğretmen seçimi ve değerlendirmesinde etkililer.

Ülkenin en büyük okul aile birliği federasyonu olan FCPE, seçim afişinde Müslüman bir anne ile kızının fotoğrafını kullanarak, “Evet, okul gezisine katılıyorum, ne var bunda?” ifadesine yer vermiş.

Altına da “Laiklik, ayrım yapmaksızın tüm velilerin okulda ağırlanmasıdır” yazılmış.

Afişin ilham kaynağı, Fransa Senatosu’nda mayıs ayında kabul edilen ‘başörtülü annelerin ilkokul çağındaki çocuklarının okul gezilerine eşlik etmesini yasaklayan’ yasa tasarısı.

FCPE de, 1947’de ‘laik eğitimin korunması’ amacıyla kurulmuş ve ‘sol’ eğilimli bir yapı.

Ama FCPE, “Biz dışlayan değil, kapsayan bir laiklik istiyoruz” dedi.

‘Özgürlükçü’ Fransız solundan destek bekledi.

Ama alamadı.

Aksine, bu çevrelerden ‘Buna izin verilirse okullarda radikal İslamcı militan yetişir’ yaygarası koptu.

Milli Eğitim Bakanı da dahil, sağcısı-solcusu aynı şeyi söyledi: “Türban, kadına yönelik şiddettir. Kadının esir alınmasıdır. İslamcıların farklı bir hedefi var.”

En ‘özgürlükçü’ solcuları “Türban özgürlük değildir ama bunu zorla değil, pedagoji ile kadınlara anlatmalıyız” diyerek başörtülü kadınları ‘eğitilmemiş’ olmakla itham etti; bir kısmı da “baskı radikalliği artırır” endişesiyle karşı çıktı.

Kimse şu soruyu sormadı:

Eğer başörtülü annelerin çocuklarıyla okul gezisine gitmeleri çocukları ‘radikal İslamcı’ yapacaksa; başörtüsünü sokakta, hatta evde de yasaklamalı değil miyiz?

Hatta camileri, mescitleri ve evde namaz kılmayı da!

Nihayet Müslüman olmayı yasaklamaya kadar gider.

Fransız laikliği ve onu ‘ilham’ alan yönetimlerin nihai hedefi budur.

Türkiye bu sınavda büyük bedeller ödedi. Geçmiş olduğunu umalım.

Ama en özgürlükçü ‘laikçi’nin kafasında bile ‘başörtülüleri eğiterek ortadan kaldırmak’ fikri varken iyimser olmak zor.

Biden mı haklı, Trump mı?

Beyaz Saray, ABD Başkanı Trump’ın azil sürecine dayanak gösterilen Ukrayna Başkanı Selenski ile görüşmesinin deşifresini yayımladı.

Haberler, “Trump, Selenski’den rakibi Biden’ın oğlunu soruşturmasını istedi” diyor.

Ama tam olarak öyle değil.

Durum şu:

Biden’ın başkan yardımcısı olduğu 2014’te oğlu Hunter Biden, Ukrayna’nın eski Doğal Kaynaklar Bakanı Mikola Zloçevski’nin enerji şirketi Burisma Holding’in yönetimine alınmış.

2016’da şirkete soruşturma açılmış. Ancak Joe Biden, ‘soruşturmanın o başsavcıdan alınması’ için Ukrayna hükümetine baskı yapmış.

Trump, bu ‘baskı’ iddiasını açıklamış ve Fox News’e verdiği röportajda “görevden alınan başsavcı Biden’ın oğlunun peşindeydi” demişti.

Beyaz Saray’ın yayımladığı 5 sayfalık deşifre metninde de Trump, Selenski’ye, “Biden Ukrayna’daki soruşturmayı durdurmakla övünüyor, bir bak” diyor özetle. Olayda asıl sorumlu, oğlunun çalıştığı şirkete yönelik soruşturmayı örtbas etmek için siyasi gücünü kullanan Biden gibi duruyor. Trump da bunu engellemek için Ukrayna’yı uyarmış.

Trump, Ukrayna’yı zorlamak için ABD yardımını askıya almayı planlamakla suçlanabilir.

Komplo mu bilemem.

Ama ABD medyasının Biden’ın oğlu için yaptığı girişimi hiç tartışmaması enteresan.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi