• $8,8689
  • €10,474
  • 499.049
  • 1384.68
3 Ağustos 2021 Salı

Avustralya'da, ABD'de yangın olur ama bunlar olmaz

Son yıllarda iki ülkedeki orman yangınları dünya gündemine girdi:

Avustralya ve ABD'nin Kaliforniya eyaleti.

Her iki bölgede de her yıl yüzlerce yangın çıkar, birkaç yıl arayla 'en büyük' alanlara ulaşır.

Örneğin Avurstralya'da 1851'den bu yana çıkan yangınlar 'kara cuma, cumartesi, perşembe' gibi adlarla tarihe geçti. Toplamda 800 kişi öldü, milyarlarca hayvan telef oldu, yüz binlerce ev ve milyonlarca dönüm orman küle döndü.

Sadece Haziran 2019'da başlayan ve 240 gün süren en büyük yangında 8 milyon hektar yandı, 33 kişi öldü, 3 milyara yakın hayvan telef oldu, 2500'den fazla bina kullanılmaz hale geldi.

Çok sayıda kentin elektrik ve internet bağlantısı kesildi. Avustralya Sigorta Kurumu, zararın 700 milyon Avustralya Doları'nı aştığını açıkladı.

ABD'nin Kaliforniya eyaleti de ülkede en çok orman yangınının çıktığı eyalet olarak bilinir.

En son Kasım 2018'de 20 gün boyunca yandı, 88 kişi öldü, 19 bine yakın bina yandı, yaklaşık 620 kilometrekarelik alan kül oldu.Ağustos 2020'de de büyük bir yangın çıktı ve iki hafta boyunca söndürülemedi. 1,2 milyon dönümden fazla ormanlık alan kül oldu, 7 kişi öldü, 1,200 bina yandı, 100 binden fazla kişi evlerini terk etti.

Kaliforniya bu yıl da son üç gündür yanıyor.

Bu örneklere yangınlarla en sık karşılaşan Akdeniz ülkelerinden İtalya, Yunanistan, İspanya ve Portekiz'i, ayrıca arazi büyüklüğü bakımından büyük yangınlara sahne olan Rusya'yı ekleyin.

Bu ülkelerde büyük yangınlar sırasında Türkiye'deki kadar büyük bir çabayı görebilirsiniz.

Ama Türkiye'deki gibi yangını söndürmek için gösterilen çabayı yok sayan bir siyaset göremezsiniz.

Siyasi iktidara, ilgili kurumlara yönelik eleştirileri görebilirsiniz.

Ama sırf iktidarı gözden düşürmek için ülkesini gözden düşürmeye çalışanı göremezsiniz.

Yaralı bir 'koala'ya, evi yanan vatandaşına sarılanı görürsünüz.

Ama yangınzede vatandaşına ilk günden konut projesi üreten hükümeti 'yangını planlamakla' suçlayan zeka sahiplerini göremezsiniz.

Avustralya'daki en büyük yangında Başbakan Scott Morrison, yangın sırasında ailesiyle Hawaii'ye tatile gittiği için tepki gördü; tatilini yarıda kesip dönünce de itfaiye birimlerine haber vermeden askeri seferberliğe çağırdığı için eleştirildi.

Türkiye'de ise ilk günden itibaren ilgili tüm bakanlar ve birim yöneticileri yangın bölgesinde söndürme çalışmalarını yönetiyor; Cumhurbaşkanı bizzat olay yerinde bilgi alıyor...

Bir felakette tatile giden tek siyasetçiye (İstanbul sele boğulmuşken kayak tatili yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu) sahip CHP'nin Genel Başkanı ise böyle bir hükümeti suçluyor!

Dünyada örneği yok...

Kılıçdaroğlu'nun Bakan Ersoy'la imtihanı!

10 bin 500 orman işçisi ve itfaiyeci kan ter içinde ormanları söndürürken...

Orman, çevre, turizm, ulaştırma bakanları yangın bölgelerinde söndürme çalışmalarını yönetirken...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 'tweet' attı:

"Erdoğan bir imzayla ormanlarda yapılaşma yetkisini Turizm Bakanı'na verdi. Her yer yandı kül oldu, derdi dağı taşı betonlaştırmak. Tek bir tuğla dahi koymaya kalkarsanız, önce ekskavatörle beni çiğnemeniz gerekecek. Ormanlarımıza dokunamayacaksınız. Hadsizler!"

Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, dün AKŞAM'da manşet yaptığımız cevabını verdi:

"Bu düzenleme bugün değil, 1982 yılında çıkarılan kanun ile 3 bakanlığın uhdesinde 39 YILDIR var olan yetkinin, uzmanlığı gereği Bakanlığımızla SINIRLANDIRILMASINDAN ibarettir.

Birlik ve beraberlik gerektiren bu günlerde konuyu çarpıtmanızı doğru bulmuyorum. Yanan orman arazilerinin herhangi bir sebeple yapılaşmaya veya başka amaçla tahsisi mümkün değildir. Bilinmesine rağmen bunun yıpratma, motivasyon bozma amaçlı kullanılması çok yanlıştır. Yangınla mücadele tweet ile olmuyor, bizzat sahada oluyor."

Ortada yeni bir yetkilendirme yok. Dağı taşı betonlaştırmak yok. Bir tuğla koymak yok. Ekskavatör yok...

Ama bir 'hadsizlik' var.

Olmayan şeyler üzerinden kahramanlık taslamak!..

E, biri de çıkıp had bildiriyor...

Bir de Kılıçdaroğlu'nun 'dağı taşı betonlaştırmak'tan söz etmesine takıldım.

İstanbul'a belediye başkanı seçtirmekle övündüğü Ekrem İmamoğlu 'müteahhit'...

Daha önce belediye başkanı olduğu Beylikdüzü ilçesinin 'betonlaşmasına' ailece en büyük katkıda bulunmuş bir müteahhit üstelik!

Diyeceksiniz ki Ekrem İmamoğlu da betonlaşma eleştirisi yapıyor.

Ona hiç aklım ermiyor...

Onları 'lider', 'büyük başkan' diye alkışlayanların bu çelişkilere nasıl akıl erdirdiğine de...

Yunanistan: Niyet var, imkan yok

Türkiye'de siyasi muhalifliğin maliyeti ucuz.

İlk duyduğunuz zırvayı tweet atar, aklınıza gelen ilk 'parlak' fikri basın toplantısıyla duyurur, ilgisiz iki konuyu (örneğin yangınla Afgan göçmenlerini veya bakanlıklar arası yetki sadeleştirmesini) birleştirirsiniz olur biter.

Öğrenmek için çaba göstermeye, akıl yürütmeye, fikir üretmeye emek harcamak gerekmez.

Bu ucuzluğa inananların olacağını da bilirsiniz!

En son örnek şu:

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Türk mevkidaşını arayıp 'yangına karşı yardım' teklifinde bulunmuş, Türkiye ise kabul etmemiş!

Cümlenin ilk kısmı doğru: Yunan Bakan, Türk bakanı aradı, yardım teklif etti.

İkinci kısmı yanlış.

Doğrusu şu:

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu memnuniyetle kabul etti ve Yunanistan'a AB Sivil Koruma Mekanizması üzerinden başvuru yapıldı.

Ancak Yunanistan Dışişleri Bakanlığı buna cevap vermedi ve Atina'daki Türk Büyükelçiliği'ne, "Yardım etmeyi istiyorduk ama bizdeki yangınlar nedeniyle edemeyeceğiz" diyerek mazeret beyan etti.

Saçmalamamak için sormak yeterliydi...

Ama soru sormayı bile zahmet sayan muhalefetimiz var!

<p class='MsoNormal'>Gülenay Kalkan, geçen sezon FOX dizisi Yasak Elma'da Feride  karakteriyle izley

'Yasak Elma'dan neden ayrıldığını Akşam'a açıkladı

Biber kurutma mesaisi köyü adeta kırmızıya boyuyor

Sahili kaplayan su sümbülleri temizleniyor

Tescilli kayısı çekirdeğinden kurabiyeler damakları tatlandırıyor