• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Ah! Ahmet abi...

Star gazetesinden önce tanımıştım.

20 yılı geçmiştir.

Gazetecilikte ‘meslektaşlık’ çok başka bir ilişki biçimidir.

Hele dert edindiğiniz, mücadele verdiğiniz şeyler de ortaksa, bu daha da derinleşir.

Her 'mahalle'den dertleşirdik, kendi mahallemizden de...

Sonra 'dövsek de sevsek de hepsi bizim' der, kapatırdık; 'iyi diyelim, iyi olsun'...

'Nasıl biriydi' sorusunun cevabı, herkesin erişebileceği köşe yazılarında ve romanlarında var.

'Müdanasız' derler ya; anlaşılır olsun 'eyvallahsız'dı; ürkütürdü fincancı katırlarını.

Son zamanlarda ‘çeviri’ olarak dilimize takılmaya başlasa da;

Türkçe'de 'seni gördüğüme sevindim' deyimi yoktur.

Çünkü bunu gözlerimiz söyler, dilimize düşmez, esasen ‘ayıp’ sayarız söylemeyi.

- 'Oo! Mustafa...'

- 'Ahmet abi...'

Bütün nezaket cümlelerini içinde barındırır.

Öyleydi...

Dün haberi aldığımda 'Ah!’ dedim.

Pencereye döndüm; yağmur yağıyordu.

Masamdaki kitabı ilişti gözüme, 'Son İyi Şeyler'...

Açtım.

17. sayfada bir cümleye takıldım, devam edemedim:

"… pencereye bakıp iç geçirdim

yağmur başlamıştı..."

Devleti ve milletiyle ‘bu ülke’nin iyiliği için yazdığına, mücadele ettiğine tanığız.

Biz ondan razıyız, Allah da razı olsun.

Biz üzgünüz, Allah onu rahmetiyle sevindirsin.