• $28,9919
  • €31,2252
  • 1866.62
  • 7913.76
3 Ekim 2023 Salı

Terör hedefine nasıl ulaşır?

ABD'nin himayesinde kurmaya çalıştığı terör devleti hayali çöken PKK, TBMM'nin açıldığı gün Ankara'yı kana bulamaya çalıştı. Hedef çok açık: Bir yandan seçimlerde bozguna uğrayıp psikolojik çöküntü yaşayan taraftarlarına moral vermek. Diğer yandan Türkiye'yi terörle hizaya getirmek isteyen efendileri için hâlâ kullanışlı bir aparat olduğunu göstermek.

Tüm terör örgütlerinin öncelikli amacı budur. Yoksa yaşayamazlar. Sığındıkları inlerden başlarını çıkartamaz hale geldikleri gerçeğini, ancak böyle sonuç alma ihtimali sıfır olan eylemlerle örtebileceklerini düşünürler. Yanlarında getirdikleri uzun namlulu silahlardan, plastik patlayıcılara kadar bir araç dolusu cephaneye rağmen saldırdıkları bakanlık kapısından bir adım bile içeri girmeyi başaramadılar.

PKK ve diğer sol terör örgütlerinin silahla yapıp edebilecekleri ancak bu kadardır. Sonuçta onlar kene gibi yapıştıkları devletin sırtından beslenip, devletin silahıyla milleti katleden FETÖ kadar organize, eğitimli, sinsi ve gizli değiller.

Terör, hedefine döktüğü kanı çoğaltarak ulaşmaz. Bu mümkün olsaydı kırk yıldır ülkeyi bir kan denizine dönüştüren PKK başarılı olurdu. Oysa sergilediği tüm vahşete rağmen bir arpa boyu yol alamadı. Teröristlerin asıl başarı olarak gördüğü şey estirdikleri dehşet ve korku ikliminde sanatçısından siyasetçisine, gazetecisinden aydınına "yumuşak güç" olarak gördüğü unsurlarını sahneye sürmesidir.

Bu noktada herkesin ayrı bir vazifesi vardır.

"Sanatçı"sı, sokak ortasında 251 insanı hunharca katledip, Meclis'i bombalayacak kadar gözü dönmüş bir örgütü destekledikleri için görevlerinden atılan memurların "mağduriyeti" üzerine film çeker. Millet bu ihanete tepki gösterince sahaya diğerleri sürülür. Onların vazifesi "sansüre karşı" sloganıyla örgütün hedeflerini uluslararası mecraya taşımaktır. Kısa bir süre sonra kendini patlatan teröristin adına bir kitap yayınlamak, İBB raflarında görücüye çıkarmak; bir şarkı besteleyip konserlerde seslendirmek sıradaki diğer işlerdir.

"Gazeteci"sinin görevi dehşetli görüntüleri yayıp, halkta çaresizlik duygusunu tetiklemektir. Asılsız dedikodular üzerinde tepinerek siyaset kurumunu yıpratmayı hedeflerler. Böylece terör karşısında devletin aciz kaldığı intibaını yayarlar. Onun işi algı ve manipülasyondur.

"Aydın"ının görevi terörü meşru gösterecek tartışmaları başlatmaktır. PKK'nın seküler kimliği, DEAŞ'la mücadelesi, Kürtlerin devletleşme hakkı, ana dilde eğitim, AİHM kararlarının uygulanması gibi çok sayıda konu başlığını bu sayede tartışmaya açarlar.

"Siyasetçi"sinin görevi ise TBMM'nin 200 metre yakınında bombalar patlarken, Meclis'in önünde teröristbaşının özgürlüğü için eylem yapmaktır. Böylece kendini havaya uçuran teröristin bedeniyle verdiği mesaj aynı anda TBMM'nin duvarlarında yankılanacaktır.

Terör, estirdiği korku ve panik sayesinde TBMM'nin açılmasını geciktirebilmiş olsaydı büyük bir zafer kazanacaktı. Oysa Cumhurbaşkanımız tam belirlenen saatte konuşmasına başlayarak terörün efendilerine net bir mesaj verdi.

Teröre karşı birlik olduğumuzu göstermemiz gereken bir anda Kılıçdaroğlu ve Karamollaoğlu Cumhurbaşkanımızı ve onu seçen halkın iradesini hiçe sayıp ayağa kalkmadıklarında kime ne mesaj verdiler acaba?

<p>Kocaeli'nin Gebze ilçesinde palet fabrikasında çıkan yangına müdahale ediliyor.</p><p>Barış Mahal

Kocaeli'de palet fabrikasında yangın çıktı

BİM 12 Aralık 2023 aktüel ürünler kataloğu

Gazze güneş batmadan karanlığa gömülüyor... İşgalci İsrail'in durmayan vahşeti

İşgalci İsrail'den Gazze'ye yeni saldırı