• $28,92
  • €31,1489
  • 1862.07
  • 7913.76
8 Temmuz 2023 Cumartesi

Köleler ve kaçaklar

Bugün bize çok tuhaf gelse de, dünyada yaşanan savaşların büyük çoğunluğu köle bulmak için yapılmıştır. Eğer köleler olmasaydı şimdi harabelerine bile hayranlıkla baktığımız Efes, Troya, Babil, Persepolis, Hierapolis gibi zamanının muhteşem şehirleri inşa edilemezdi.

Şüphesiz dünyadaki en tahammül edilemez şey köleliktir. Köle boğaz tokluğuna çalışan ve hayatı işvereninin ihtiyarına terk edilmiş yarı insan demektir. En ucuz iş gücü demektir. Bu sayede Mısır'daki piramitler yapıldı. Aksi halde hiçbir güç kimseye her biri 3 ton ağırlığındaki taş kütlelerden böylesi mezar anıtları inşa ettiremezdi.

Ne Yunan'da ne Roma'da ne Pers uygarlığında inşaat ve ziraat gibi ağır emek gerektiren işlere vatandaş tanımına uyan zümreler el sürmediler. Peki köleliğin sonunu hazırlayan sanayi devrimi sonrasında dünyada işler değişti mi? Elbette hayır. Sadece tanımı değişti.

Sınıfsız toplum yaratmak isteyenler dahi Hindistan'ın sömürülmesi gerektiğini söylediler. Ucuz hammadde Avrupa'ya ulaşmalıydı ki, İngiltere'deki çarklar dönsün, işçi sınıfı oluşsun, fikri öncüler de emek-sermaye çatışması düzleminde ideolojik tezlerini yazabilsin. Yazdılar, çizdiler hatta devrimler yaptılar.

Fakat sınıfsız toplum inşa etmek bir yana, Bolşevik devrim dünyada en çok fukara katleden ve sürgün eden bir rejimi kurmayı başardı. İnsanların bir kısmının diğerlerinin emekleri ve bedenleri üzerinde tahakküm kurmadan bir medeniyet inşa etmesi mümkün mü?

Belki mümkün. Fakat hayranlıkla andığımız uygarlıkların neredeyse tamamı kölelerin emekleri sayesinde insanlık tarihindeki yerlerini aldılar. İkinci Dünya Savaşı'nda yok olan Avrupa'yı Afrika'daki sömürgelerden getirilen insanlar inşa etti. Yetmeyince Türkiye gibi ülkelerden ağır işlerde çalıştırılmak için vasıfsız işçiler talep edildi. Biz ise törenlerle gönderdik. En zor şartlar altında, Avrupalı üstenciliğine ve şımarıklığına sabrederek çalıştılar. Onlara biz "gurbetçi" dedik. Avrupalı ise rahata erince "Turkenraus - Türkler dışarı".

Bir toplumun ekonomik ve sosyal refahı arttıkça ağır işlerden el çekip, kendinden daha aşağıda gördüğü halklara bu işleri tevdi etmesi çağları aşan bir hakikat. Adil ve ahlaki mi? Hayır. Gerçekçi mi? Buz gibi üşüten bir evet.

Bugün Türkiye'de yaşlı bakımı, hizmetçilik, çobanlık, kağıt-hurda toplayıcılığı, tehlikeli merdiven altı imalat, yol inşaatı gibi sektörlerde çalışacak Türk bulmak neredeyse imkansız hale geldi. Bu işleri Afgan, Bengal, Pakistanlı erkekler ya da Türkmen, Özbek, Ermeni ve Gürcü kadınlar yapıyor. Çoğunluğu vizeleri dolduğunda ülkelerine dönmedikleri için kaçak durumuna düşüyorlar.

Peki bu insanları sınır dışı ettiğimizde Türkleri bu işlerde istihdam edebilecek miyiz? Büyük oranda hayır. Kaçak çalışmalarına göz mü yumacağız? Elbette hayır. Öyleyse çözüm ne?

Bu insanların ülkemizi istila ettiği gibi gerçek dışı, ırkçı ve çözümsüzlüğü dayatan anlayışları bir kenara koymakla işe başlayabiliriz. Daha sonra insani şartlarda, sigortasını ödeyerek, geleceğini güvence altına alarak insanları çalıştırmanın yolunu arayabiliriz. Belki bu yüzyılda insan emeğinin sömürülmediği bir medeniyeti inşa etmek bize nasip olur. Ne dersiniz? Çok mu hayal kuruyorum?

<p> İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 'Teröristlerin kırsalda kış aylarında eylem yapmak amacıyla sakla

12 ilde terör operasyonu

Taraftar bu transfere çok şaşıracak! İşte Fenerbahçe'nin stoper listesi

Yargı'nın Ceylin'i Pınar Deniz'in eski hali görenleri şaşırttı! Estetiğim yok diyordu ama...

Davinson Sanchez'den Falcao itirafı! ''Her şey söylediği gibi oldu''