• $28,9208
  • €31,485
  • 1924.11
  • 8026.27
31 Ekim 2023 Salı

Gazze'deki direniş kimleri tehdit ediyor?

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'de yürüttüğü soykırım, Londra'dan Paris'e, Hindistan'dan ABD'ye kadar pek çok yerde dünyanın vicdan sahibi halklarını ayağa kaldırmış durumda. Bu görkemli mitinglerin sonuncusu İstanbul'da yapıldı. Türkiye'de gerçekleşen bu mitingin diğerlerinden temel bir farkı var: Bu dünyada bir devlet başkanının katıldığı ilk ve tek Gazze'yle dayanışma gösterisi.

İslam âleminde de halklar tıpkı dünyanın geri kalanı gibi meydanlarda. Fakat liderlerden birkaç cılız ses dışında konuşan yok gibi. Öyle ki bazı Arap liderler neredeyse Gazze'nin yok olmasını bir fırsat olarak görüyorlar.

1967 savaşına kadar Kudüs ve Filistin'in batı kısmı topraklarının bir parçası olan Ürdün'ün ya da haritadan silinmekte olan Gazze'nin sınırındaki Mısır'ın liderleri sessizliğe gömülmüş durumda. Kendi halkını yok etmekle meşgul Suriye ya da bütünüyle İran'ın kontrolüne girmiş iç savaş yorgunu Lübnan'ı saymıyorum bile.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'deki seçilmiş meşru yönetim olan Hamas'ı "vatanını savunan mücahitler" olarak tanımlarken, Arap liderlerden benzer açıklamalar gelmemesini nasıl değerlendirmek gerekir? Aslında şaşırtıcı değil.

Mısır'ın devrik cumhurbaşkanı Muhammet Mursi'ye, kendisini yargılayan darbe mahkemesinin yönelttiği tek bir suçlama vardı: "Casusluk ve yabancı bir gruba silah yardımı". Onlara göre Mursi, Gazze sınırını açmakla kalmamış, Hamas'a silah yardımında bulunmuştu. Casusluk dedikleri ise Mısır istihbaratının İsrail hakkında topladığı bilgilerin Filistin tarafına iletildiği iddiasıydı. İsrail'i ilk tanıyan Arap devleti olarak Mısır'ın elinde bu "yakınlıktan dolayı" çok geniş bir arşiv bulunuyordu. Çünkü İsrail'e göre Arap dünyasında "düşman kategorisinde yer almayan tek ülke" Hüsnü Mübarek'in 30 yıl zorbalıkla yönettiği Mısır'dı. Muhtemelen bu bilgilerin içinde Gazze ve Batı Şeria'da İsrail hesabına çalışan kişilerin bilgileri ve direniş hakkında topladıkları malumatlar da vardı.

Mursi ve diğer Müslüman Kardeşler üyeleri bu suçlamalardan dolayı cezalandırıldılar. Çok sayıda devlet adamı idam cezası aldı. Muhammet Mursi ise yargılandığı mahkeme salonunda kapatıldığı demir bir kafesin içinde hayata gözlerini yumacak ve son sözleri asla unutulmayacaktı "Emrindeyiz Gazze".

Aksa Tufanı Harekâtı'yla Filistin direnişi tarihinde ilk defa "askeri nitelikli" bir eylem yapan ve çok sayıda İsrail askerini esir almayı başaran Hamas sadece İsrail için büyük bir tehdit değil: Filistin sorununun bir kangren olarak devam etmesi, "çözülmemesi" Arap rejimlerinin işine geliyor. Elbette Katar gibi birkaç ülkeyi istisna görmek gerek. Bugüne kadar Filistin'de akan kan gerektiğinde Arap sokağını hareketlendirerek Arap rejimlerine "sahte kahramanlık" imkânı sunmakta ve bu köhne rejimlere adeta can suyu vermekteydi.

Fakat Gazze'de bugün yaşananlar Mahmut Abbas gibi sahte liderlerin değil, Filistin halkının gerçek liderlerinin yürüttüğü bir savaş. Devletler ancak gerçek bir ordu ve hiçbir devletin siyasi menfaatlerinin oyuncağı olmamış gerçek siyasi liderler tarafından kurulabilir.

Gazze direnişi, İsrail'in sınır bekçiliğini yapan bu Arap rejimleri için de büyük sorun. İsrail'in Gazze'de mağlup olması halinde bağımsız bir Filistin Devleti kurulacak ve Arap rejimlerinin istismar siyaseti son bulacak. Aksi durumda ise oluk oluk akan kan, Arap rejimlerinin iktidarını sarsacaktır. Şimdi karar aşamasındalar: Ya kendi halklarının taleplerini dikkate alarak direnişin yanında olacaklar ya da biriken bu öfke yeni ayaklanmaları tetikleyecek.

<p>Şanlıurfa'da silah ve mühimmat kaçakçılarına yönelik operasyonda 5 şüpheli gözaltına alındı. İl J

Şanlıurfa'da silah kaçakçılığı operasyonu: 5 gözaltı

Filistinlilerin kefenleri Beyaz Saray önünde

70 bin TL'den başlıyor: Kaçıran pişman oluyor! İşte adeta kapış kapış giden otomobiller

Tokat'ta bir garaj alev alev yandı! 4 araç kullanılamaz hale geldi