• $32,9707
  • €35,3557
  • 2458.87
  • 10680
11 Haziran 2024 Salı

Avrupa'da yıkılan şey birlik hayali

Avrupa Birliği Parlamentosu seçimlerinde "aşırı sağ ve yabancı düşmanı" olarak tanımlanan grupların yükselişi tuhaf bir tedirginliğe sebebiyet verdi. Duyan da Avrupa'da iktidardaki partilerin "insan hakları için mücadele eden, emperyalist savaşları engellemeye çalışan, insanca yaşamı ve hoşgörüyü savunan" yapılar olduğunu sanır.

Herkesin gözleri önünde canlı olarak yaşanan Gazze Soykırımı bu partilerin iktidarında yaşanmıyor mu? İsrail'in dostu; Irak, Suriye ve Afganistan'daki katliamların en büyük destekçileri Avrupa'nın bu merkez sağ partileri değil mi? Endişeye gerek yok. Avrupa Hıristiyan Demokratlarının ve diğer sağ bileşenlerinin olduğu Avrupa Halk Partisi (Epp), 720 sandalyenin 185'ini alarak iktidarlarını korumayı başardı.

Sosyalistlerin ikinci olduğu seçimlerde İtalya Başbakanı Meloni'nin liderliğini yaptığı Muhafazakârlar ve Reformistler (ECR) Partisi 73 koltuk kazanarak 4. oldu. ECR'den daha radikal bir çizgide yer alan Kimlik ve Demokrasi Partisi (ID) ise Avrupa Parlamentosu'nda 5. büyük grubu oluşturarak 58 sandalye kazandı. Bu parti AB'nin ülkelerin iç işlerine karışmasına, Türkiye gibi İslami kimliği olan bir ülkenin AB'ye katılmasına ve göçmenlerin Avrupa'ya gelmesine karşı çıkıyor. En önemli üyesi Le Pen'in partisi Ulusal Birlik. İtalya'da Salvini'nin partisi, Hollanda'da Türk düşmanı Geert Wilders'in partisi PVV de bu partinin üyelerinden.

Aşırı sağcı olarak nitelenen bu partilerin göçmen karşıtlığı temelinde bir araya geldiği düşünülse de, aslında onların temel motivasyonu AB karşıtlığı. Avrupa Birliği'nin ülkelerinin ulusal kimliğini zedelediğine inanıyorlar. Her biri gerçekte ülkelerinin bağımsız hareket etmesi gerektiğini ve birliğin ekonomilerine zarar verdiğini düşünüyor. Göçmen sorunu gerçekte sadece bir paravan. Neden mi?

Fransa'da yaklaşık olarak 500 bin mülteci bulunuyor ve her yıl 60 bin civarında mülteci başvurusu kabul ediliyor. Başvuranların içinde birkaç yıldır Afganlar birinci sırada yer alsa da, aslında bu sayı hiç de büyük değil. Geçtiğimiz yıl başvuran kişilerin sadece 17 bini Afgan'dı.

68 milyonluk nüfusuyla Fransa'daki en büyük yabancı grup aslında Fransız vatandaşı olan Afrikalılar. Cezayir, Tunus ve Fas gibi Fransa'nın uzun yıllar işgali altında kalıp, zorla II. Dünya Savaşı sırasında Almanya'ya karşı savaştırdığı Magriplilerin çocukları ülkedeki yabancı kökenli vatandaşların yarısını oluşturuyor. Sayıları 3 milyondan fazla.

Bu partilere göre "vatandaşlığa sahip göçmenler" yakın gelecekte ulusal kimliklerinin yok olmasını sağlayacak. Ülkeleri işgal edip sömürürken böylesi bir sonucun yaşanacağını öngörmeli değiller miydi? Bu tehdit olarak görülen kişilerin arasında Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa'da sayıları milyonları bulan Türkler de var. Üstelik Türkler onlara göre Suriyeli ya da Iraklı mültecilerden daha büyük tehdit. Çünkü yarım asırdan uzun bir zamandır yerleşikler ve çoğu vatandaş.

Avrupa'da "birlik" düşüncesinin AET'nin kurulmasının üzerinden geçen 67 yıl sonunda artık bir rüya değil, kâbusa döndüğünü Fransız çiftçileri, İtalyan köylüleri net bir şekilde ifade ediyor. Aksi halde Avrupa bırakın birlik olmayı, ulusal bütünlüğünü de yitirecek. Fransa'da Kelt kökenli Bretonlar'ın nüfusu 5 milyonu geçiyor. Hem İspanya hem de Fransa'da yaşayan Basklar uzun yıllardır bağımsızlık talebinde bulunuyor. Belçika'da bölünmeyi savunan Flaman milliyetçisi partiler seçimden zaferle çıkıyor.

Avrupa'nın sorunu ırkçılığın yükselişi değil. O zaten genlerinde var. Gerçek sorun artık zorunlu beraberliğin sürdürülebilir olmayışı.

<p>İsrail askerinin kolundaki vadedilmiş toprakları gösteren harita  büyük yankı uyandırdı. </p><p>V

Her şey 'Vadedilmiş Topraklar' için!

ŞOK'ta bu hafta neler var? ŞOK 26 Haziran 2024 aktüel ürünler kataloğu

Oğlunun hakkını ararken hukuk fakültesini bitirdi! Şimdi hakim olmayı hedefliyor

Felaket gecesinden yeni görüntüler ortaya çıktı! 15 kişinin hayatını kaybetmişti