• $8,1464
  • €9,7297
  • 456.854
  • 1379.74
23 Şubat 2014 Pazar

CHP‘de ‘paralel yapı‘

Şişli’nin eski belediye başkanı Mustafa Sarıgül’ün CHP’nin İstanbul adayı olarak konuşulduğu günlerde bunun ‘Beykoz Konakları destekli’ bir siyasi proje olarak hazırlandığını, devlet içinde deşifre olan ‘paralel yapı’nın ‘Başbakan Erdoğan sonrası siyaseti yeniden dizayn etmek’ için hazırlanmış bir çalışma olduğunu yazmıştık. İstanbul’u kaybetmesi kuvvetle muhtemel Sarıgül’ün nihai hedefinin CHP Genel Başkanlığı olduğunu da vurgulamıştık.
Bugün geldiğimiz nokta ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koydu.
Nasıl mı?
CHP yönetiminin yerel seçim için aday gösterdiği isimler kendi seçmenini bile şoke etti. Türkiye’nin dört bir yanında teşkilatlar, bugüne kadar CHP’ye hizmet etmiş birçok isim partisinden istifa etti. Özellikle İstanbul’da CHP’nin kalesi olarak görülen Bakırköy, Beşiktaş, Kadıköy gibi yerlerde açıklanan adaylar, parti içindeki Sarıgül etkisinin çok arttığının en açık göstergesi.
Partinin ağır isimleri Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin suspusları oynarken, Sarıgül ipleri eline almış teşkilatlara fırça atar konuma kadar yükseldi. Sarıgül, listeleri geç teslim eden ve seçime YSK kararıyla girme şansını yakalayan Sarıyer teşkilatına, “Niye 5’e 5 kala, niye 4’te değil, niye bir gün önce teslim etmiyorsun” diyerek fırça atabiliyor.
Partililer soruyor! Kılıçdaroğlu ve Tekin nerede? Özellikle Gürsel Tekin’in sessizliği oldukça dikkat çekici. Yaşanan istifa furyası karşısında Kılıçdaroğlu’nun suskunluğu ‘Genel başkan partiyi teslim etti’ yorumlarına yol açıyor.
Konuştuğum birçok CHP’li 30 Mart sonrasını bekliyor. Parti içinde oluşturulan ‘paralel yapı’yı deşifre etmek için şimdilik sustuklarını söylüyor.
Peki eski başkan Deniz Baykal neden susuyor? Önceki dönemlerde Sarıgül ile özellikle yolsuzluklar konusunda göğüs göğüse mücadele etmiş Baykal’ın bu yaşananlar karşısındaki sessizliği ne anlatıyor?
Yoksa o da mı 30 Mart sonrasını bekliyor?

MİT DÜZENLEMESİ KAÇINILMAZDI

Önce Oslo skandalı, arkasından yaşanan TIR skandalları. Ülkedeki terör sorununa çözüm bulmak için Oslo’da gerçekleştirilen toplantıyı deşifre edeceksin, Suriye’ye yardım götüren TIR’lardaki MİT mensuplarını silah zoruyla alıkoyup, yerlere yatırıp deşifre edeceksin. Bütün bu yaptıklarınla ‘Ben devlet içinde istediğim zaman terör estirebilirim’ mesajı vereceksin.
Sonra, dünyanın her ülkesinde olduğu gibi devlet, bu terörizmi engelleyebilmek için kanunlar çerçevesinde önlemler alacak bunu eleştireceksin.
Yeni MİT yasasından bahsediyorum. Ülkenin en çok korunması gereken kurumun üyeleriyle istediği gibi oynamaya çalışan ‘paralel yapı’ ve temsilcilerinin yeni kampanyası ‘ülke istihbarat devletine dönüşüyor’. Yok MİT’e çok geniş dinleme yetkisi verilmiş, yok yurtdışında operasyon yetkisinin artırılması abartılmış, yok MİT mensuplarına koruma kalkanı oluşturulmuş!
Ya eskiden bu kurumun adını korkudan kimse ağzına alamazdı. Bugünse manşetlerden inmiyor!
Bu arada devlet de, gerek ülkenin selameti, gerek toplumun huzuru ve refahı için yeni önlemler alacak sen de buna muhalif olacaksın.
Neymiş dünyada bunun örneği yokmuş!
Hangi dünyada yaşıyorsunuz?
Bugün ABD’nin FBI’ı ve CIA’ini biraz inceleyin bugün gündeme gelen MİT’e verilen yetkilerden daha geniş kapsamlı yetkilerle donatılmış olduğunu göreceksiniz. Adamlar sadece ABD Başkanı'nın imzasıyla en büyük düşmanlarına karşı dünyanın herhangi bir ülkesinde operasyon yapıyor. Dünyadaki bütün liderleri tek tek dinleyebiliyor. Hem de ülkelerinde bizdeki gibi devletin içine çöreklenmiş bir ‘paralel yapı’ olmadığı halde.
Son söz; devlet işleri ‘paralel yapı’ ve onun temsilcilerine bırakılamayacak kadar ciddi işlerdir.

Kriptolu telefonlar incelendi

Başbakan'ın ofisinde bulunan böcek, TÜBİTAK tarafından temin edilen kriptolu telefonun altındaki fişte bulunmuştu. Gerek TÜBİTAK’la ilgili iddialar gerekse kriptolu telefonların gündeme gelmesi üzerine geniş kapsamlı bir inceleme başlatıldı. Özellikle devletin zirvesine özel hazırlanan kriptolu telefonlar incelemeye alındı. Kripto sistemleri üzerinde bir çalışma yapıldı. Çıkan sonuç sistemin güvenli olduğu yönünde. Sistem güvenli de bu sistemi hazırlayanların ne kadar güvenli olduğunu da düşünmek lazım.

<p>Peki, kod 29 olarak bilinen fedih kodunun kaldırılması ne  anlam ifade ediyor? Çalışma hayatından

Kod 29'un kaldırılması ne anlam ifade ediyor?

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler

Petranboard'u kapan zirveye koştu

Muş'un yüksek kesimleri beyaz örtüyle kaplandı