• $13,6456
  • €15,2297
  • 788.42
  • 1977.42
22 Mart 2014 Cumartesi

Cemaat karşısındaki çaresiz aileler

Dershaneler, okullar. Bunlar sayesinde çok ciddi bir ekonomik güce sahip olan ‘paralel yapı’nın yapılan düzenlemeler sonrası bu güçten yoksun kalacağını görmesiyle başlayan zulüm giderek büyüyor. Kendilerine ait yurtlarda istediklerini yapmayan öğrencileri ya tehdit ediyorlar ya da kovuyorlar. Bu durum karşısında Başbakan Erdoğan, buralarda okuyan öğrencilerin mağdur olmaması için yaptığı çağrıyı dün bu köşeden okudunuz. Başbakan, devletin bütün imkanlarını bu konuda seferber etmeye hazır olduklarını her platformda açıkladı.
Dünkü yazımda ayrıca, ‘paralel yapı’ya ait üniversitelerde okuyan öğrencilere yatay geçiş imkanı sağlanacağına da vurgu yapmıştım. Bunun üzerine çok sayıda mail aldım. Bu okullarda okuyan öğrencilerin velilerinin haykırışlarıyla dolu maillerden bir kaçını sizinle paylaşmak istiyorum. İnsanların bugüne kadar maddi manevi yaşadıkları eziyeti şu cümlelerle anlatıyor: “Cemaat üniversitelerinde okuyan öğrencilerle ilgili yazınızı okudum. Benimde 2 tane kızım yurt dışında cemaat vasıtasıyla biri Fas’ta diğeri Arnavutluk’ta okuyor. Yatay geçiş işlemi eğer yurt dışı içinde olur mu bilmiyorum ama inanın Başbakan deseki, gelsinler Türkiye’de üniversitelerde okusunlar yarın hemen Türkiye’ye getiririm kızlarımı...”
“Benim kızım da iyi bir puan alması dolayısıyla cemaatin bir okulunda yüzde 50 indirimli olarak 11. sınıfta okuyor. Kayıt yaptırırken bir sözleşme imzaladım. Tabi o zamanlar bir sıkıntı yoktu. Bu sözleşmede okulun son sınıfını bitirmeden ayrılması veya başarısız olması halinde geçmişe yönelik indirimlerin 7 gün içinde ödenmesi hususu yer alıyor. Dolayısıyla benim de geçmişe yönelik 20 bin lira para iade etmem gerekiyor. Ayrıca biliyorsunuz 2015 yılında dershaneler kapanıyor. Ben de kızımı bu sene okuldan alıp açık öğretim lisesine kaydettirip tam gün dershaneye göndermek istiyorum. Çünkü bir daha dershaneye gönderemem ve dershaneye gönderemez isem bu yarışta başarısız olacağız.”
Bu tür şikayetleri artırmak mümkün. Başbakan Erdoğan dışında, başka isimlerin de kurumların da bir an önce devreye girerek bu sorunlara çare bulması gerekiyor.

TİB kapatılır mı?

17 Aralık operasyonu sonrası bütün ülkenin nasıl dinlendiğini kamuoyu açıkça görme fırsatı oldu. Devletin içini saran ‘paralel örgüt’ün gerek emniyet ayağıyla gerekse dinlemelerin merkezi olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda (TİB) yapılanan unsurlarıyla ileride şantaj unsuru olarak kullanmak için neredeyse herkesin dinlendiğini öğrendik.
Türkiye, ABD’deki Ulusal Güvenlik Ajansı NSA’nın telefon dinleme skandallarını konuşurken kendi içine çöreklenmiş örgütün dinlemelerinden habersizdi. Ancak son 3 aydır yaşananlar ABD’deki skandalı aratır bir noktaya ulaştı.
Peki hükümet ne yapabilir?
Öncelikli soru TİB’e ihtiyaç var mı? Dinlemelerin merkezi olan bu kurum kapatılsa ne olur? Devletin kimi kurumları tarafından dinleme yapılırken TİB’in varlığı gerekli mi?
Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz gün TRT’deki açıklamalarında seçimden sonra Danıştay, TİB, Yargıtay ve MİT’le ilgili bazı değişiklikler yapılacağını söyledi. Bu açıklamalar TİB’in kapatılması için bir çalışma olup olmadığını sorusunu gündeme getirdi.
Bu arada, TİB’deki illegal yapılanmanın ortaya çıkması üzerine başlatılan soruşturma tamamlanmak üzere. Bunun ardından kurum içindeki ‘paralel örgüt’ün unsurları hakkında görevi kullanmaktan dava açılacak, görevi ihmalden değil.

<p> </p>

İBB karla mücadelede neden sınıfta kaldı?

Polisleri şaşkına çeviren suçluların ilginç fotoğrafları

dünyanın en zor testi olduğu iddia edilen dikkat testi! Sosyal medyayı salladı

Limonu mikrodalgada 20 saniye ısıtırsanız... Bakın nasıl bir etkisi var