• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
25 Ağustos 2015 Salı

Baykal maskeleri düşürdü

Siyaset sahnesini polemiklere boğdunuz. Tıkanan sistemi açmak şöyle dursun, sloganlar atarak sistemin önüne hendek kazdınız. Yaklaşık 1 ay aynı masanın etrafında birbirinizi keşfettiğiniz halde ‘Bize koalisyon teklif etmediler’, ‘Ona da hayır, buna da hayır’ diyerek, bütün bir süreci yalanlar üzerine kurdunuz. 7 Haziran öncesi oluşturduğunuz, kendi deyiminizle yüzde 60’lık blok, daha ilk denemede çöktü. Meclis Başkanlığı seçiminde yaşattıklarınız ortada. Birbirinize başbakanlık koltuğu teklif ettiniz, birbirinizi ‘şerefsizlikle’ suçladınız.

Koalisyon konusundaki beceriksizliğinizi hiç sıkılmadan Erdoğan’a yüklediniz.
Bütün bunlar, içinde bulunduğunuz acziyeti göstermeye yetmiyormuş gibi, halen kalkıp Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedefe koyuyorsunuz. Aranızda mutabakata vardığınız tek konu; Erdoğan nefreti!
7 Haziran seçimlerinin üzerinden 2.5 aydan fazla bir süre geçti. Bu süre zarfında arkasına saklandığınız maskeyi CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal düşürdü. Recep Tayyip Erdoğan hayranı olmadığı sizce de malum olan Baykal, ‘Erdoğan koalisyon istemiyor, ülkeyi erken seçime götürmek istiyor’ üzerine kurulu kampanyayı yerle bir etti.

KILIÇDAROĞLU'NU YALANLADI

Baykal, hâlâ “Akan kanın sorumlusu Çankaya’da değil kaçak sarayında oturuyor. Akan kanın, kaosun, terörin sorumlusu odur. Kaçacak yeri yoktur. Terörsüz bir iktidar devraldılar. Türkiye kan gölü, ateş çemberi içinde. Türkiye’yi bu hale kim getirdi?” diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu resmen yalanladı. Bakın Baykal, Vatan Gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Çelik’e neler söylüyor:
“Seçimden sonra ağzını açmadı ve Sayın Cumhurbaşkanı benimle görüşmek istedi. Zaten bir an önce görüşme isteğini de şu gerekçeyle ifade ettiler, dediler ki, “Kamuoyuna yarın bir konuşma yapacak (Erdoğan’ın 11 Haziran’daki 4’üncü Uluslar arası Öğrenciler Mezuniyet Töreni’ndeki konuşması) yani sizinle görüştükten bir gün sonra bir konuşma yapacak, o konuşmadan önce sizinle görüşmek istiyor” dediler. Zaten onun üzerine alelacele görüşme planlandı ve geldik görüşüldü. O görüşmede temel konu, ‘Türkiye seçime mi, koalisyona mı gitmelidir’di. Ben bütün gücümle Türkiye’nin mutlaka bir koalisyona yönlendirilmesi gerektiğini, bir koalisyonun bu ortamda milletin iradesine uygun çözüm olacağını ve bunu içimize sindirmemiz gerektiğini söyledim. Bütün koalisyon alternatiflerini sayarak, bir koalisyonun oluşmasına katkı yapmak durumunda olduğunu söyledim. Ayrıntılarıyla, uzun uzun bunu konuştuk. Benim bu yaklaşımım kabul gördü. Tayyip Bey de o anlayışın içinde, ertesi gün o gençlerle yaptığı konuşmayı tamamen o mantığa oturttu. Ve orada dedi ki, çözüm koalisyondur, onun gereğini yapalım. Şimdi bakın, o konuşma, seçimden sonraki ilk konuşmasıdır Tayyip Bey’in. O konuşmada, egolarımızdan sıyrılalım dedi, millet iradesini ortaya koymuştur, bir koalisyon kaçınılmaz gözüküyor dedi. Bu durumda bütün imkanları kullanıp bir koalisyonu gerçekleştirmeliyiz diye bir konuşma yaptı. O konuşma, işte bizim görüşmemizin ruhunu yansıtan bir konuşmaydı. Pekiyi bu ne kadar devam etti? Meclis Başkanı seçimine kadar. Meclis Başkanı seçilinceye kadar tablo buydu. O yüzden diyorum, eğer Meclis Başkanlığı seçimi o şekilde sonuçlanmış olsaydı (uzlaşı ile kendisinin seçilmesini kast ediyor) bugün mutlaka bir koalisyon, ya CHP AKP, ya AKP MHP koalisyonu, mutlaka kurulmuştu diyorum”.
Bu açıklamalarıyla gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyan, mesele Türkiye olduğunda milli bir duruş sergilemekten geri durmayan Baykal’a, seçim hükümetinde Başbakan Yardımcılığı yakışmaz mı?

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi