• $7,3574
  • €8,9533
  • 437.532
  • 1536.11
02 Ocak 2011 Pazar

Keçiboynuzu

Metin Taş-Sezgin Özcan
Metin Taş-Sezgin Özcan
YAZARIN SAYFASI

İç politika, dış politika, ekonomi, vergi, sosyal güvenlik, hukuk, açılım ve benzeri konularda yaşananlar ve yazdıklarımız kimileri tarafından hoş karşılanmıyor. İyi şeyler olduğunda yazmaktan ve okurlarımızı bilgilendirmekten keyif alıyoruz ama bunlar fazla değil. Amacımız okuru bilgilendirmek, yanlış olanları da ortaya koymak...

Karşılaşılan tablo bazen öylesine ilginç oluyor ki, kelimeler 'kifayetsiz' kalıyor. Düşünceyi kabul ettirmenin yolunun daha çok bağırmaktan geçtiği algısının yaygın olduğu bir ortamda, ele alınacak konuları herkesin anlayabileceği şekilde yazmak oldukça zor.

Ayrıca, yılın ilk günlerinde teknik konuları ele alarak okurlarımızı sıkmak istemiyoruz. Rıfat Ilgaz'ın 'Sosyal Kadınlar Partisi' isimli kitabında 'Keçiboynuzu' başlıklı bir yazı yer alıyor. Günümüzü iyi yansıttığını düşündüğümüz bu yazıyı paylaşıyoruz.
'Eğitim ve öğretim sahasında karşılaştığımız buhranın keçiboynuzu ile önlendiğini, bu sahada yaptığımız hamlelerin, yine keçiboynuzundan aldığımız büyük hızdan ileri geldiğini açıklamak zorundayım.

Yatırım politikalarımızdaki başarıyı, enflasyon vadisinde attığımız dev adımları, dış ticaretteki parlak mevkimizi, ambalaj ve montaj sanayinde kaydettiğimiz ilerlemeleri keçiboynuzunun eğitim ve öğretimdeki önemli yerini belirlemek zaruretindeyim.
Demokraside geçirdiğimiz aşamayı inkar edenler, bir dirhem şeker için bir çeki odun çiğnemeye katlanamayan bozguncu zihniyetle hareket eden bedbahtlardır. Biz gerekirse, keçiboynuzu değil, Amerikan çikleti bile çiğneyebiliriz.

Elverir ki, çiğnerken yutmuş olmayalım. Çikletle keçiboynuzu arasında dağlar kadar fark olduğunu da hatırlatmak zorundayım. Çünkü çiklet patlak kamyon lastiğinden yapılır, keçiboynuzu ise tabiatın en nadide mahsulüdür.

Yıllardır kürsülerde aynı keçiboynuzlarını gevelediğimiz halde hala gevelemekte ısrar etmemiz, keçiboynuzunun lezzeti hakkında sanırım ki, bir fikir verebilir.
Muhaliflerimizin her şeyin kolayına, hazırına kaçan bir bozguncu alayı olduğunu bilmiyor değiliz. Onları beş yıldızlı otellerde moral kampları kurup keçiboynuzuyla terbiye etmezsek, milletçe sarsılacağımızı niçin saklayalım. Keçiboynuzu insana, sabır, tevekkül ve sağlam bir karakter aşılar. Karakolda bir araba odun yemektense, bir araba keçiboynuzu çiğnemek elbette daha terbiyevidir.

Bir çeki odunda bir dirhem şeker bulunduğuna göre, çocuklarımızı hem manen, hem de maddeten geliştirmiş olmaz mıyız? Yabancılar eğitime sopayı sokadursunlar, biz de keçiboynuzunu sokarak eğitimde yararlı bir keşifte bulunmuş olacağız.

Keçiboynuzundan eğitimde yüzde yüz faydalar sağlayabilmemiz için bir meselenin üzerinde durmamız gerekiyor: Keçiboynuzlarının ıslahı meselesi. Bizim keçiboynuzlarımız, üzülerek söylüyorum, yabanidir. Bu nedenle, keçiboynuzu ormanlarımızı aşılamak zorundayız. İngilizler bu konuda çok ileri gitmişler, yabanilerini aşılayarak yepyeni bir keçiboynuzu nesli ortaya çıkarmışlardır. Oysa, bizim keçiboynuzu ormanlarımız, bütün ormanlarımız gibi, baltanın tehdidi altındadır. Bir bakıma kabahat baltada değil, yine ormanlarımızdadır. Baltanın sapı nerden çıktı? Ormanlardan değil mi?

Keçiboynuzunun diğer özelliklerine gelince:
Keçiboynuzu, yalnız bizim şeker fabrikalarımız gibi bol şeker vermekle kalmaz. Vitamin bakımından da aynı derecede zengindir. Keçiboynuzundaki vitaminler için alfabemizin harfleri yeterli değildir. Arap harflerinden de faydalanmak zorunda kalırız. Keçiboynuzunda eski ve yeni bütün vitaminlerin bulunması, yalnız eğitimde değil, öğretim sahasında da yepyeni ufuklar açmaktadır. Kültürde yapacağımız kalkınmada görülüyor ki, keçiboynuzunun yeri hiç de ihmal edilecek kadar önemsiz değildir.
Keçiboynuzu kelime yapısı bakımından da incelenirse, onun eğitimdeki gerçek değeri ayan beyan ortaya çıkar. Keçiboynuzu, keçi ve boynuz kelimelerinden meydana gelen bileşik bir kelimedir. Keçi, bizde inatçılığın canlı bir ifadesi, boynuz ise, kadın saygısının ve kadına karşı müsamahanın bir sembolüdür.
Şu halde keçiboynuzu, inatçılıktan hoşgörüye geçişin pedagojik bir sonucudur. Keçilerimizin ıslahı ile boynuzlarımızın gelişmesi konusunda Amerikalı uzmanlar getirtilerek genişlemesine ve derinlemesine incelemeler yaptırılmış, boynuzlarımızın ıslahı ile keçi neslinin geliştirilmesinin mümkün olabileceği sonucuna varılmıştır.
Şu gerçeği kim inkar edebilir: Boynuzsuz keçi, keçisiz boynuz olamaz!'

Türkiye'de ikamet etmeyen isteğe bağlı sigortalı olamıyor
YILLARDIR yurtdışında yaşamakta ve hala çalışmaktayım. Ülkemde bulunduğum ve çalıştığım zamanlar SSK'dan sigortalıydım. Türkiye'den isteğe bağlı nasıl emekli olabilirim? Bu konu ile konsolosluk da dahil araştırma yaptım ise de net bir yanıt alamadım. Doğum tarihim 07.06.1966, sigorta başlangıç tarihim 01.07.1986, toplam ödenmiş prim günüm 1739. 07.05.1997 ve 02.02.2005 tarihlerinde iki doğum yaptım. Doğumlar yurtdışında gerçekleşmiştir. Füsun Güder
İsteğe bağlı sigortalı olabilmeniz için Türkiye'de yasal olarak ikamet ediyor olmanız gerekiyor. Yurtdışında ikamet ettiğiniz için Türkiye'de isteğe bağlı sigortalı olamıyorsunuz. Ancak doğum borçlanması ve yurtdışında geçen çalışma sürelerinizi borçlanma hakkınız var.
01.07.1986 sigorta başlangıcıyla devredilen SSK'dan emeklilik için 20 yıllık sigortalılık süresi, 43 yaş ve 5150 prim günü şartlarına tabisiniz. Sigortalılık süresini ve yaşınızı doldurmuşsunuz. Toplam 1440 gün doğum borçlanması yapabilir ve bu sürelerin dışındaki yurtdışında çalıştığınız süreleri borçlanabilirsiniz.
Ancak yurtdışı hizmet borçlanması yapmanız halinde, aylık bağlanması için yurda kesin dönüş yapmanız gerekiyor. Ayrıca aylık bağlandıktan sonra tekrar yurtdışında çalışmaya başlamanız veya ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almanız halinde emekli aylığınız kesilir. Yurtdışındaki çalışmanızın veya ikamete dayalı sosyal yardım ödeneğinin sona ermesi halinde, talebiniz üzerine aylığınız yeniden bağlanır.

GÜNÜN SÖZÜ
'Bir insana yapılacak en kötü şey onu utandırmaktır.'  Nietzsche

<p>Yozgat'ta aydınlatma direğindeki Türk bayrağının katlanmış olduğunu gören yaşlı bir vatandaşın, ş

Yozgat'ta vatandaşın 'bayrak' hassasiyeti kameraya yansıdı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları