• $9,5278
  • €11,097
  • 549.136
  • 1509.2
15 Ekim 2013 Salı

Türk’üm ama üstün değilim

Allah insanı eşrefi mahlukat olarak yaratmış, yaratılmışların en üstünü yani... Ama bu, bir insanın Allah’ın yarattığı diğer insanlara karşı böbürlenmesini, üstünlük taslamasını gerektirecek bir durum değil. 
Nitekim Kuran’da Allah “Ey insanlar, muhakkak ki biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah’ın indinde en çok kerim olanınız (ikram olunanız, en şerefli olanınız), (ırk ya da soy olarak değil) en çok takva olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır” diyor. 
Amacım, herkesin bildiği Kurani gerçekleri tekrarlamak değil elbette. Malum, şu günlerde Demokratikleşme Paketi’yle ilkokullarda her sabah çocuklara okutulan “Andımız”ı tartışıyoruz. 
Ulusalcı kesimler ayakta! Özellikle CHP ve MHP Cumhuriyet değerlerinin tahrip edildiğini haykırıyorlar. Andımız mitingleri düzenliyorlar, Anıtkabir’e çıkarak Kemalizm’e sadakat yeminleri ediyorlar. Demokratik toplumlarda elbette her birey inandığı bir düşünceyi özgürce ifade edebilir ve kendine göre kutsallar da oluşturabilir. Ama eğer devlet, kendi okullarında küçücük çocuklara dini bir ritüel havası içinde faşizmin ırkçı böbürlenmesini andıran ‘Andımız’ benzeri bir dayatma yapıyorsa işte bu kabul edilemez. 
Her şeyden önce böyle bir faşist telkin insani değildir. Zira Andımız’da olduğu gibi ırkçı böbürlenmeyle hem bireysel olarak insani hasletlerimizi afaki bir ruh haline mahkûm ediyoruz hem de kendi ırkımızdan olmayanlara ayrımcılık uyguluyoruz. Hem de bunları küçücük çocuklara yapıyoruz… Andımız’daki ifadeler o kadar açık ki, başka bir örneğe hiç gerek yok: “Türk’üm doğruyum çalışkanım… Ey büyük Atatürk açtığın yolda gösterdiğin hedefe hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türk’üm diyene.” 
Bu tür uygulamalarda en başarılı olanlar Hitler ve Mussolini olmuştur. Hitler 6-18 yaş arası çocukları kurduğu gençlik gruplarında yetiştirerek onlara Nasyonal Sosyalizmi, Führer’i ve Yahudi düşmanlığını aşılıyordu. İlk zamanlar gönüllü yapılan bu uygulamalar 1936 yılından itibaren çocuklar için zorunlu tutulmaya başlandı. Yemin metni şöyle: “Führer’e adanmış kanımın her damlasıyla; ben tüm enerjimi ve gücümü Adolf Hitler’e ve ülkeme adayacağıma yemin ediyorum. Onun için, sahip olduklarımdan hatta hayatımdan bile vazgeçeceğime söz veriyorum ve bunun için Tanrı’dan yardım diliyorum.” 
Maalesef, 1930’lu yıllar Avrupa’daki faşizm rüzgârının Türkiye’yi de etkilediği yıllar olmuştur. İşte böyle bir dünyada rejimi oturtma, devrimleri güçlendirme, disiplinli yurttaş yaratma idealiyle Andımız eğitim sistemimize dahil edildi. 
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’daki faşist rejimler yerlerini demokrasiye bırakırken, doğal olarak bizde de çok partili siyasi hayata geçiş başlamıştı. Ancak, demokratik toplumlarda kökü kazınan Andımız benzeri faşist uygulamalar Türkiye’de varlığını sürdürmeye devam etti. 
Her on yılda bir gerçekleşen darbeler ve sonrasında siyaseti rehin alan “askeri vesayet” rejimi, ne yazık ki Türk demokrasisinin olgunlaşmasına izin vermedi. Bütün bunlara rağmen, 1950’de başlayan demokrasi yürüyüşünün kazanımlarını dikkatle not etmek gerekiyor. 
Son on yılda AK Parti iktidarıyla başlayan ciddi ve kararlı demokratikleşme mücadelesi, hem askeri vesayeti geriletti hem de demokrasimizin standartlarını yükseltti. İşte şimdi, son demokratikleşme paketiyle de nihayet Andımız’dan kurtulduk. Yani, biz de artık evrensel demokratik değerlere itibar eden normal bir ülke olmaya başladık. Bu değişimi, Cumhuriyetle bir ‘hesaplaşma’ gibi göstermek isteyenlere sadece acımak gerekiyor…   

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Geçen hafta ABD merkezli teknoloji devi Apple'ın çevrim içi olar

Facebook ismini değiştiriyor mu? | TeknoZone #6

Kepçe ile yol kapatıp drift yaptılar

Muğla'daki fosil alanında yeni buluntulara ulaşıldı

''UÇBEY''in ilk kez kullanıldığı operasyonda gri listedeki terörist vuruldu