• $12,5779
  • €14,2284
  • 727.662
  • 1782.04
13 Mayıs 2014 Salı

Tek sorun Erdoğan hâlâ anlamadınız mı?

Son on iki yıldır doğrudan Başbakan Tayyip Erdoğan’a yönelik sayısız siyasi mühendislik projeleri, Batı’ya endeksli kabus senaryoları, kasetli-şantajlı imha projeleri, diktatör masalları üretildi ve de gayretullahı incitecek derecede haddi aşarak ‘ömür biçme’ edepsizlikleri yaşandı.
Aslında bu yaşananlara tek tek baktığımızda Tayyip Erdoğan Türkiye’nin kaderini değiştirecek nitelikteki demokratikleşme adımlarıyla, ekonomik hamleleriyle, yıllardır millet iradesinin üstünde tepinen ‘vesayet’ odaklarına karşı duruşuyla bazılarının fena halde canını sıkmıştır.
Bu yüzden de milletten yüz bulamayan ‘eski Türkiye’nin siyaset esnafı da, kalemini Neocon çetelere kiralamış liberal ahmaklar da, hala sandıksız iktidar hayalleri kuran kifayetsiz ulusalcılar da, demokrasiye bir türlü aklı ermeyen evde kalmış devrimciler de, milletin gönlüne ve kesesine musallat olmuş paralel örgüt mensupları da her fırsatta Erdoğan düşmanlığı yapmayı bir marifet sayıyorlar.
İstedikleri bir tek şey var; hayatını millete vakfetmiş Erdoğan’ın gitmesi… Çünkü Erdoğan hepsinin hayallerini yıktı, vesayet günlerinde milletin iradesi üzerindeki “vesayet hisseleri”ni kaybettiler. Her seçimden Tayyip Erdoğan zaferle çıktıkça adeta çılgına döndüler.
Öyle ki Türkiye kendi sorunlarına ilişkin ‘Milli çözümler’ ürettikçe zihinsel bir çöküntüye duçar oldular, bu yüzden de zaman zaman hızlarını alamayıp Türkiye’nin bağımsız ve büyük devlet refleksleri göstermesinden hoşlanmayan dışarıdaki güç merkezlerine ispiyonculuk yapmak gibi süfli bir meslek edindiler.
Yıllardır milletin tepesinde boza pişiren bu eli sopalı azgın azınlık Menderes, Özal ve Erbakan dahil bütün seçilmişlere aynı saygısız üslupla saldırdılar ve bütün darbe dönemlerinde cuntacılarla ortaklık kurarak sonuç aldılar. Ama Tayyip Erdoğan bu azgın azınlığın bütün hesaplarını altüst etti. Gezi'de büyük oynadılar, Türkiye ile hesabı olan dışarıdaki bütün çapulcuları da peşlerine takıp kent merkezlerini yakıp yıkarak tarihin en aşağılık vandallığını sergilediler. Özellikle de Erdoğan'a ve ailesine yönelik yapılmadık küfür, hakaret neredeyse kalmadı. Arkalarında büyük bir enkaz yığını bıraktılar ama sonunda mukadder olan yenilgiyi tatmaktan kurtulamadılar.
Sonra paralel yapının 17 Aralık darbe girişimi bütün Erdoğan düşmanlarını bir kez daha umutlandırdı. Bu defa Pensilvanya başroldeydi ve Erdoğan'ın gidişi için kesin tarih veriyordu. Pensilvanya'nın kanatları altına sığınan yeni vesayetin 'hizmet erleri' heybelerine doldurdukları kasetler, tapeler ve şantajlarla 30 Mart'a kadar kımıldayan her şeye ahlaksızca ateş açtılar. Ve her zaman olduğu gibi sandıkta bir kez daha hezimete uğradılar.
Sanmıştık ki yenilgiden ders çıkarırlar. Ama hayır hiç akıllanmamışlar. Şimdi de cüppeli vesayetçiler tıpkı eski Türkiye’de olduğu gibi yeniden seçilmişleri taşlamaya başladılar. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'tan sonra Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu da Danıştay'ın kuruluş töreninde doğrudan hükümeti ve Erdoğan'ı hedef alan nezaketten yoksun bir konuşma yaptı.
Seçilmiş bir başbakanı milletin önünde hizaya çekmeye kalkmak, doğrudan millet iradesini aşağılamaktır. Demokrasiye inanan herkesin öncelikle bu saygısızlığa itiraz etmesi gerekirdi. Ama heyhat… Siyasete ayar vermek için yola çıkan bu yeni vesayetçilere had bildirme işi de yine Tayyip Erdoğan’a kaldı. İşte milletin yüreğini soğutan bu ‘milli irade’ çıkışı, eski Türkiye’deki vesayet imtiyazlarını kaybedenlerin korkulu rüyasıdır. Tam da bu yüzden Tayyip Erdoğan siyasetten bertaraf edilmelidir…

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar