• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
20 Eylül 2013 Cuma

Öcalan o anahtarı kaybeder mi?

Türkiye yaklaşık yüz yıllık bir Kürt sorunu ve terör konusunda tarihi bir fırsat yakaladı. Ve ilk kez, son otuz yıllık kanlı sorunun çözümü için toplumun yüreğinde barış umudu yeşermeye başladı. Siyasi irade, hiçbir dönemde olmadığı kadar risk aldı, devletin geçmişteki günah defterlerini temize çekerek, Kürt halkının demokratik haklarının iadesi konusunda on yıl önce hayal bile edilemeyecek adımlar attı. 
Çözüm sürecinin başladığı günden bu yana da çatışmasızlık hali devam ediyor ve ölümler gelmiyor. Doğu’dan Batı’ya bütün bir Türkiye’nin görmek istediği tablo bu. 
Şimdi işler tam da yolunda giderken PKK, baştaki taahhütlerine uymayarak ve de oyun bozanlık yaparak çekilmeyi durdurduğunu açıkladı. Herkesin beklentisi, Öcalan’ın İmralı’ya giden BDP heyetine çekilmenin devamı yönünde güçlü bir mesaj vermesiydi. 
Ancak Öcalan beklentiyi tam karşılamayan ama süreçten de vazgeçmeyen bir açıklama yaptı: “Bir yıl önce başlattığımız diyalog sürecini bundan böyle yeni bir formatla yani bir anlamlı müzakereye evrilterek sürdürmek gerektiğini düşünüyorum. Anlamlı bir müzakere için gerekli olanak ve araçları devlete de Kandil’e de iletmiş durumdayım. Özellikle devletin derinlikli bir müzakere için yeterli araçları ve imkânları yaratması sürecin ilerlemesi için elzemdir.” 
Öyle anlaşılıyor ki, Gezi olaylarıyla ortaya çıkan derin denklem ve PYD’nin Suriye’deki konumu İmralı’nın kafasını karıştırmış. Hatırlayalım, Cemil Bayık “Gezi’de olmamamız bir hataydı, ulusalcı güçlerle dayanışma içinde olmalıyız” mealinde bir açıklama yapmıştı. 
Yine hatırlamakta yarar var; daha sürecin başladığı ilk günden itibaren Türkiye’deki derin güçler, Kandil’e ısrarla, “Ne aldınız da silahlı unsurları geri çekiyorsunuz, Kürtler ucuza gidiyor, hükümet sizi kandırıyor” baskısı yapıyorlar. Hatta zaman zaman Öcalan’ın egosuna hitap ederek Mandela benzetmeleriyle süreci zehirlemeye çalışıyorlar. 
İşin başından beri Kandil’e ve İmralı’ya çözümde maraza çıkarmaları konusunda telkinlerde bulunan, hatta zaman zaman “Apo devletin elinde bir araçtır” diyerek doğrudan Öcalan’ı itham eden bazı odakların sözcüsü konumundaki isimler şimdi müthiş bir keyif içindeler. 
Sırf Tayyip Erdoğan düşmanlığı yüzünden suyunu içtikleri, ekmeğini yedikleri bu ülkenin kaybetmesine oynayan özellikle liberal taşeronlar boşuna seviniyorlar. 
Evet şimdilik süreçte yolunda gitmeyen bir şeyler var ama bütün bunlar sürecin başına dönüldüğü anlamına gelmiyor, süreç devam ediyor. Kandil de İmralı da çok iyi biliyor ki, bu saatten sonra PKK’nın tekrar silahlı mücadeleye dönmesi en çok PKK için felaket olacaktır. Kaldı ki, 2011 ve 2012 ‘devrimci halk savaşı’ kalkışmasının sonuçları ortadadır. Ayrıca Kürt halkı barışın değerini anlamıştır. Bu yüzden de BDP’nin bir haftalık ‘okul boykotu’ çağrısına itibar etmemiştir. 
Aslında Öcalan’ın son görüşmede dillendirdiği ‘yeni format’ önerisini de Kandil’in açıklamalarını da silaha dönüşten çok, silahsız dönemin taktikleri olarak okumak gerekiyor. Yani, Öcalan da kendince siyaset yapıyor ve daha fazla muhatap alınmayı istiyor. Ama o da çok iyi biliyor ki, eğer bu çözüm fırsatı kaçarsa, bugün elinde bulunan anahtar bir daha kapıları açmayabilir ve bundan hem örgüt hem de Türkiye kaybeder. Dolayısıyla, herkes bu anahtarın kıymetini bilmeli… 

<p>Haber: Ayşe Gültekin </p><p>'İSTANBUL BİR OKULSA BEYOĞLU BUNUN MERKEZİ' </p><p>Beyo

Kültür ve sanatın kalbi Beyoğlu

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor