• $13,4584
  • €15,3333
  • 770.654
  • 1857.4
15 Nisan 2014 Salı

Erdoğan Köşk‘e çıkamaz çünkü...

AK Parti'nin 30 Mart'ta paralel çetelere karşı kazandığı zaferin heyecanı henüz bitmeden birileri cumhurbaşkanlığı seçimleri için hiç vakit kaybetmeden yeni siyaset mühendisliği projeleri hazırlamaya başladı bile...
Derin çevrelerde şimdiden pişirilmeye başlanan projelerin ne ölçüde sahici olduğunu anlayabilmek için hiç öyle derin analizler yapmadan Türkiye’nin son on iki yılda yaşadığı değişimin fotoğrafına bakarak kimin cumhurbaşkanı olacağını ya da olması gerektiğini rahatlıkla görebiliriz.
Biraz tersinden bir analiz olacak ama; Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olamaz, çünkü derin güç merkezlerine itibar etmiyor...

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Erdoğan Köşk'e çıkamaz, çünkü milletin sandıkta ortaya koyduğu iradeyi Ankara'da siyaset dışı odaklarla paylaşmıyor.
Erdoğan cumhurbaşkanı olamaz, çünkü dayatmalara, şantajlara boyun eğmiyor...
Erdoğan Çankaya’ya çıkamaz, çünkü ‘millet iradesi’ne musallat olan vesayet medyasının sivil paşalarını adam yerine koymuyor.
Erdoğan cumhurbaşkanı olamaz, çünkü kendisini millet iradesinin üstünde gören yargıçlar devletine değil, vatandaş iradesini üstün gören demokratik devlete inanıyor.
Erdoğan cumhurbaşkanı olamaz, çünkü “ABD hükümetin ipini çekti” seviyesindeki ifadelerle Neocon meczuplara bel bağlayan müflis liberallere, içine faşizm virüsü girmiş sosyalist devrimcilere ve ulusalcılık etiketiyle sahte ‘vatanseverlik nutukları’ atanlara asla prim vermez.
Erdoğan cumhurbaşkanı olamaz, çünkü askeri vesayetin geriletilmesinden sonra 17 Aralık’ta Pensilvanya markasıyla ortaya çıkan yeni ‘mistik vesayet’in ipini 30 Mart’ta çekmeyi başarmıştır.
Erdoğan cumhurbaşkanı olamaz, çünkü yıllarca millet iradesinin üzerine çöreklenen, başbakanları ayağına getirten eski Türkiye’nin medya baronlarıyla da, iş dünyasının şişman kedileriyle de milletin iktidarını asla paylaşmamıştır.
30 Mart seçimleri sonrasında sinsi bir şekilde dolaşıma sokulmaya çalışılan “Çankaya’da tarafsız cumhurbaşkanı” palavrasına göre Başbakan Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olmamalıymış!
Malum özünde vesayeti koruma merkezi olarak dizayn edilen cumhurbaşkanlığı makamı, “tarafsızlık” perdesiyle örtülerek vesayet olgusu daha güçlü bir şekilde tahkim edilmiştir. Şimdilerde birilerinin mırıldanmaya başladığı bu “tarafsız cumhurbaşkanı” hikâyesi aslında tam bir safsatadan ibarettir.
Mesela, 28 Şubat’ta Çankaya’yı cuntacıların karargâh merkezi haline getiren Süleyman Demirel mi tarafsız? Doğrusu o günlerde Demirel’in darbeci tarafgirliğine hayran kalanların, bugün inceden bir tarafsızlık üçkâğıtçılığına soyunmaları son derece manidar…
Hiç öyle lafı dolandırmaya gerek yok, ayrıca kimse de bize numara yapmasın. Biz, tarafsız cumhurbaşkanı gevezeliği yapanların, tıpkı ‘eski Türkiye’de olduğu gibi Çankaya’nın yeniden ‘vesayet merkezi’ haline gelmesi için yanıp tutuştuklarını çok iyi biliyoruz.
Son umut olarak sarıldıkları ve ölümüne destek verdikleri 17 Aralık’taki paralel darbe girişimi de, eski Türkiye medyasının vesayet hevesleri de 30 Mart’ta halk tarafından sandığa gömülmüştür. Bu gerçeği ne kadar çabuk kabullenirseniz, akıl sağlığınız açısından da o kadar iyi olacaktır…

<p> </p>

Ali Babacan casusluktan tutuklanan Metin Gürcan'ı nasıl savundu?

Harran Sarayı'nın 9 asırlık salonu gün yüzüne çıkarıldı

2. el dükkanından aldı servet sahibi oldu

Kolanın daha önce duymadığınız 8 farklı kullanım alanı