• $8,6982
  • €10,364
  • 501.26
  • 1400.9
26 Kasım 2013 Salı

Erdoğan dayatmacı mı?

Başbakan Tayyip Erdoğan, hafta sonu Araklı’da yaptığı konuşmada 28 Şubat’ın zor günlerinde kızı Sümeyye Erdoğan’ı okutabilmek için Araklı’ya gönderdiğini açıkladı. Erdoğan bu acı gerçeği şu cümlelerle ifade etti: “Benim kızım imam hatip okuyamamayla karşı karşıya kaldı. Hey gidi günler hey! Ben kızımı Araklı’ya gönderdim kimseye duyurmadan, burada okudu. Kimseye duyurmadan ha, ilk defa açıklıyorum. Burayı bitirdikten sonra da yurtdışına gönderdim.”
Tayyip Erdoğan, böylesine zor yılları bizzat kendi hayatında yaşayarak bugünlere gelmiş bir lider.
İşte bu Tayyip Erdoğan’ın bugünlerde birtakım dayatmacı uygulamalar içinde olduğunu iddia eden bir kara propagandayla karşı karşıyayız. Hemen söyleyelim, “Bir zamanlar mağdurdu, şimdi mağrur oldu” argümanı üzerine bina edilen bu kampanyanın hiçbir reel karşılığı yok.
Aslında bu kara propagandanın mucitleri de, şu ana kadar Başbakan Erdoğan’ın 11 yıllık iktidarı boyunca hangi grup ya da kişiye nasıl bir dayatmacılık uyguladığı konusunda bir tek somut örnek ortaya koyabilmiş değiller.
Çünkü onlar da biliyorlar ki Başbakan Erdoğan, ekonomide kazandığı başarılarla birlikte özgürlüklerin önünü açarak, bireysel ve de toplumsal hak iadelerini gerçekleştirerek milletin teveccühüne mazhar olmuştur.
Eğer Erdoğan “vesayet düzeni”ni bitiremeseydi, ceberrut devlet aklının dönüşümünü sağlayamasaydı üç genel seçim, iki yerel seçim ve iki referandumdan zaferle çıkıp bugünlere gelemezdi.
Bugünlerde “dayatmacılık” kılıfına sarılarak piyasaya sürülen “kutuplaşıyoruz” söylemi, aslında vesayet döngüsünden kurtulan Türkiye’nin dönüşümüne, değişimine direnen “eski Türkiye”nin kötücül aktörlerinin son çırpınışıdır.
Çünkü yıllardır eli sopalı şımarık elitlerin şekillendirdiği eski Türkiye tedavülden kalkmıştır. Ve laik şirretliğin totaliter yöntemlerle ehlileştirmeye çalıştığı halk iktidara el koymuştur. Dolayısıyla, zor kullanma imtiyazlarını kaybeden eli sopalı elitler, tam da bu yüzden yaşam biçimlerine müdahale temennisine sarılmış bulunuyorlar.
Erdoğan’a karşı savaş başlatanların pek çok sebepleri var. Bugün “Erdoğan dayatmacılık yapıyor” diye gürültü çıkaranların esas kuyruk acısı, yıllardır bu topluma uyguladıkları ‘yaşam biçimi diktatörlüğü’nün yerle bir olmasıdır.
Bir gerçeğin altını özellikle çizmekte yarar var, Başbakan Erdoğan’ın her türlü vesayeti ve kırmızı çizgileri yok sayan cesur tutumu, eski Türkiye’ye iman etmiş bütün zihni kesimleri tedirgin etmiştir. Bu tabloda, ulusalcı ve sol kesimlerin karşıtlığını anlamak mümkün. Zira zihinleri Kemalist paradigmaya ayarlı kesimlerin bu karşıtlığı aynı zamanda tarihsel bir sadakate dayanmaktadır.
Esas sorun, 2010 referandumundaki duruşlarını terk eden demokrat görünümlü çevrelerin Erdoğan’a karşı düşmanlık argümanına sarılmalarıdır. Üzülerek belirtmek gerekiyor ki, maalesef demokrat görünümlü bu kesimler de hâlâ vesayet Türkiye’siyle zihni bir paydaşlık içindedirler.
Demokrasiye gerçekten inanan bütün kesimler olarak hepimiz, eğer ulusalcıların başlattığı linç girişiminin değirmenine su taşıyacak bir tutum içinde olursak bilelim ki, bugüne kadar elde ettiğimiz demokratik kazanımları kaybedebiliriz.

<p>Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ikinci büyük rüzgar tüneli tesisinin yapımına başlandı</p>

Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ikinci büyük rüzgar tüneli tesisinin yapımına başlandı

Altyapı çalışmaları sırasında bulundu! Osmanlı dönemine ait

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Haziran 2021)

DSİ'nin yaptığı gölet hayvancılığı geliştirip köye dönüşü hızlandırdı