• $9,664
  • €11,233
  • 560.061
  • 1487.26
22 Ekim 2013 Salı

Diren Kandil David Ignatius geliyor

MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında Washington Times, Wall Street Journal, Washington Post ve bir sürü İsrail gazetesinde tehdit ve iftira dolu yazıları okuduğumda, bu durumun çok uluslu Kandil terör tesislerinin baronları tarafından son günlerde yapılan “Demokratikleşme Paketi ile çözüm süreci bitmiştir” açıklamalarıyla bir paralellik arz ettiğini gördüm. 
Ve gayri ihtiyari, “Diren Kandil David Ignatius yardıma geliyor” deme ihtiyacı hissettim. 
Malum, çözüm sürecinin başladığı ilk günden bu yana hem ulusal hem de uluslararası ölçekte barışa giden yolu dinamitlemek için çok sayıda komplo ve sabotajın devreye sokulmaya çalışıldığını gördük. Çünkü çözüm, sadece otuz yıldır yaşadığımız kanlı bir sorunun bitmesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel bir aktör olmasının da önünü açacak bir süreçtir. 
Dolayısıyla, Wall Street Journal ve Washington Post’taki Neocon çapulcularının Hakan Fidan’a yönelik tehditlerini Türkiye’nin son dönemdeki ‘Milli duruş’una karşı bir girişim olarak okumakta yarar var. Zira Türkiye, AK Parti iktidarıyla birlikte hem dış politika hem de istihbarat anlamında özellikle ‘İsrail lobisi’nin ezberini bozan stratejik hamleler yapıyor. 
Bugün Amerika ve Avrupa basınında salya sümük ağlayan ve Türkiye karşıtlığı üretenler Hakan Fidan’ın yönettiği MİT’e nüfuz edemediler, çözüm sürecinde kapının dışında kaldılar. Bu onların hiç alışık olmadıkları bir durum. Türk istihbaratının kendilerinden bağımsız hareket etmesi kanlarına dokunuyor kısacası… 
Kuşkusuz, her yönüyle kirli bir Neocon izi taşıyan bu kampanya, Türkiye istihbaratının, İsrail açısından ‘başına buyruk’ davranmasının ötesinde ABD-İran yakınlaşmasını hedefleyen bir İsrail rahatsızlığını da içerdiği muhakkak. 
Unutmayalım ki, geçmişte istihbarattan dış politikaya kadar her alanda uluslararası güç merkezlerinin kontrolünde yürüyen bir Türkiye’ye alışmış olan aynı çevreler, değişen, demokrasisinin standartlarını yükselten Türkiye’ye karşı bugün olduğu gibi Gezi sürecinde de aynı kirli hamleleri yapmışlardı. 
Esas itibarıyla bu kampanyanın hedefi sadece Hakan Fidan’ın şahsı değil, aktif dış politikanın da, çözüm sürecinin de asıl aktörü olan ve Türkiye’ye yeni bir ‘dış politika üslubu’ kazandıran Başbakan Tayyip Erdoğan’dır. Daha açık bir ifadeyle bu kampanya, Hakan Fidan üzerinden bir dış politika hesaplaşmasıdır. 
Düşünün ki, bugüne kadar Ortadoğu’da kabadayı gibi dolaşan, BM dahil hiçbir uluslararası kurumu takmayan İsrail, hayatında ilk kez ‘özür’ dilemiştir, bundan rahatsızdırlar... 
Türkiye, yeni bir Ortadoğu yaklaşımıyla Arap sokağını kucaklamıştır, bundan rahatsızdırlar... 
Türkiye, Filistin’in mazlumiyetine güçlü bir şekilde isyan etmiştir, bundan rahatsızdırlar... 
Türkiye ilk kez, uluslararası ilişkilerde yalvarmayan ama sorgulayan yeni bir dış politika yaklaşımı geliştirmiştir, bundan rahatsızdırlar... 
İşte tam da bu nedenle, Neocon-İsrail hattında Türkiye’ye taş atan kara propaganda moderatörleriyle çözüme direnen Kandil baronları aynı hedefte buluşuyorlar: Barışa giden yolları kesmek… 
Gezi’de ‘millet iradesi’ni taşlayan ‘iyi çocukları’ uluslararası mahfillerde hangi kirli moderatörler desteklediyse, Kandil’de çözüme direnen baronları aynı odaklar destekliyor. 
Ancak şu bir gerçek ki, hâlâ eski Türkiye hayali kuran İsrail ve Neocon merkezli irili ufaklı bütün karanlık mahfillerin aksine Türkiye toplumu daha demokratik ve barış içinde bir Türkiye’yi istiyor. 
Ve Türkiye toplumu görüyor ki, eğer Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin en kanlı sorunu konusunda milli bir çözüm üretemeseydi, büyük bir risk almasa, elini taşın altına koymasaydı bugün hâlâ şehitler gelmeye, kan akmaya devam ediyor olacaktı.

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

''Gıda Denetim Seferberliği'' kapsamında Trakya'da denetimler başladı

İstilacısı aslan balığı Ege'de de yayılıyor

Her sabah poğaça yiyenler dikkat! Bakın vücuda nasıl bir etkisi var