• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
1 Ekim 2013 Salı

Demokrasi devrimi yapan diktatör!

AK Parti iktidarı, son on yılda Türkiye’yi insan haklarına dayalı, demokratik bir hukuk devletine dönüştürebilmek için devrim niteliğinde yasal ve anayasal reformlar gerçekleştirdi. Bugüne kadar AB uyum paketleri, anayasa değişiklik paketleri ve yargı paketleri çıkarılmış ama bütün bunlara rağmen ‘vesayet’ düzeninin kronik sorunları tümden çözülememiştir. 
Özellikle 12 Eylül 2010 referandumuyla, hâlâ varlığını koruyan ve hayatımızın her alanına hükmetmek üzere pusuda bekleyen ceberrut devlet aygıtı büyük ölçüde geriletilmiş ama devletin temel ‘korku paradigması’ yeni bir anayasayla kökten değiştirilemediği için derinlerde varlığını sürdürmeye devam etmiştir. 
İşte şimdi Başbakan Tayyip Erdoğan, dün açıkladığı demokratikleşme paketiyle yeni bir ‘demokrasi devrimi’ başlatıyor. Hemen belirtelim, bu paket sadece çözüm sürecine, Kürt sorununun çözümüne yönelik düzenlemelerden ibaret bir paket değildir. Demokrasi manifestosu niteliğindeki bu paket farklı kesimleri kucaklayacak, farklı sorunları çözecektir. 
Evet, Türkiye’nin kamil manada bir demokrasiye kavuşması için daha atması gereken adımlar var. Nitekim Başbakan Erdoğan konuşmasının ilk bölümünde, “Bu paket elbette Türkiye’yi bütün prangalarından kurtaracak, bütün tortuları temizleyecek bir paket değildir; ancak bu istikamette çok önemli bir aşamadır” diyerek, bir bakıma Türkiye’nin demokratikleşme macerasını özetlemiştir. 
Yine Başbakan’ın ifadesiyle, “27 Mayıs’ın o kara gölgesi” biraz olsun temizlenmiştir ama o kara gölge, hâlâ demokrasiyi kuşatmaya devam ediyor. Unutmayalım ki, 27 Mayıs’ın darbeci ruhuyla beslenen aydınlar, siyasetçiler gazeteciler, son on yılda gerçekleştirilen bütün demokratikleşme adımlarına direniş halindedirler. Hemen belirtelim, aylardır diktatör masallarıyla avunan ve 27 Mayıs’tan beri darbelerle beslenen çevreler bugünden itibaren yeni bir direnişle karşımızda olacaklar. 
Mevcut siyasi ve hukuki rejimi daha da demokratikleştirecek, hak ve özgürlük alanlarını genişletip güvenceye alacak olan paketin içindeki demokratikleşme hamlelerini görmezden gelerek PKK üzerinden ‘bölünme paranoyası’ üretenler, kesinlikle bu ülkenin hayrını düşünmüyorlar. 
Yıllarca millet iradesinin ‘vesayet’ ipoteği altında olmasından zerrece rahatsız olmayanlara, dindarlara yapılan baskıları umursamayanlara, Kürtlerin haklarının gaspedilmesini memnuniyetle izleyenlere, azınlıkların yok sayılmasını sadece seyredenlere sormak gerekiyor. 
Devlet darbe anayasalarının mirası olan vesayet yasalarından temizlenirse Türkiye bölünür mü? 
Kamuda başörtü konusundaki özgürlüklerin önünün açılması bölücülük müdür? 
Mesela, Mor Gabriel Kilisesi’nin Süryani Vakfı’na iade edilmesini hangi bölücülük tarifiyle açıklayacaksınız? 
Peki, Başbakan Erdoğan açıkladı, seçim barajı düşürülüyor hatta tümden kaldırılması da mümkün, sizce şimdi Türkiye parçalanacak mı? 
Harf kanununda değişiklik yapılarak 85 yıllık yasak kaldırılıyor, X, W ve Q harflerinin kullanımı serbest hale geliyor. Başbakan’ın ifadesiyle ‘klavyelere özgürlük’ devleti böler mi? 
Faşist Mussolini yasalarının ürünü olan ‘Andımız’ ilkokullardan kaldırılıyor, peki bunun adına da bölücülük mü diyeceksiniz? 
Özel okullarda anadilde (Kürtçe, Arapça) eğitim dönemi başlıyor, bu da mı bölücülük? 
İşte demokratikleşme karşıtlarının hali pürmelali budur. Ama hiçbiri çıkıp açık yüreklilikle neye karşı olduğunu söyleme cesaretine bile sahip değildir. En kolay söyleyecekleri yalan, “Kandil istedi, iktidar demokratikleşme paketi hazırladı” olacaktır. 
Eminim ki şimdi, Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerinden kendi aralarında bir ‘diktatör piyasası’ oluşturan ulusalcı, solcu ve liberal kesimler, Türkiye’nin demokrasi ufkunu genişleten bu paket karşısında da yine burun kıvıracaklar, ‘ama...’larla başlayan kabız cümleler kurmak için kan ter içinde kalacaklar. 
Bence yorulmalarına hiç gerek yok, her zaman yaptıkları gibi “Bu tür demokratikleşme adımları diktatoryal rejimlerde olur” diyerek rahatlasınlar... 
Artık bu bayat ‘diktatörlük’ ezberini çok iyi biliyoruz ama Tayyip Erdoğan ‘demokrasi devrimlerine’ devam edecek... 

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!