• $13,5737
  • €15,3747
  • 771.847
  • 1809.65
10 Eylül 2013 Salı

Çapulcu İstanbul’u sevemez ki…

Başbakan Tayyip Erdoğan, Buenos Aires’te olimpiyat sunumunda yaptığı konuşmada kelimelerin semantik anlamının ötesinde yürekten bir ifadeyle, “Ben İstanbul’a âşığım” diyordu. Herhalde bu ülkede yaşayan ve de özellikle de İstanbul’da yaşayan herkes, hiç tereddüt etmeden böyle bir ifadenin altına imzasını atar. 
Çünkü, İstanbul gerçekten dünyanın incisi... O, üstat Necip Fazıl’ın şiirindeki ifadeyle zamanı ve mekânı aşan bir sevgili... 
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;  
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.  
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;  
O benim, zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim.  
...... 
İstanbul benim canım;  
Vatanım da vatanım...  
İstanbul,  
İstanbul... 

Olimpiyat en çok “gecesi sümbül kokan, Türkçesi bülbül kokan” İstanbul’a yakışırdı ama olmadı. Uluslararası siyasi oyunlar ve finansal hesaplar güzelliğin yolunu kesti. Dünya durdukça kültür ve medeniyetler başkenti İstanbul hep bir yıldız gibi parlayacak ama olimpiyat bir kez daha bu güzelliklerden mahrum kalacak. 
İstanbul’un güzelliğinden mahrum olan sadece olimpiyat değil elbette. Bir süredir Türkiye’de ideolojik takıntılarını ülke sevgisinin, İstanbul sevdasının önünde tutan ve sırf Tayyip Erdoğan kaybetsin diye, Türkiye’nin kaybetmesinden mutlu olan hastalıklı bir zihniyet var. 
Bu zihniyet Gezi’de zirve yaptı. Türkiye’nin değişimine, demokratikleşmesine direnen ulusalcı-solcu, Ergenekon cemaatinin üyeleri ilk günden bu yana, AK Parti’yi yıkmak için ülkenin batması pahasına her türlü kirli ittifakın içinde oldular. Taksim’de de aynı şekilde demokrasiye karşı kalkışmayı mubah saydılar. Bu tayfayı anlamak mümkün, çünkü karanlık onların ruhlarında var. Bir de, yıllardır demokrasi ve özgürlükçü yüzleriyle aramızda dolaşanlar var ki, onlar Taksim’de vandalizmin koruyucu meleği oldular. 
İşte şimdi, Erdoğan düşmanlığıyla malul bütün bu kesimler, olimpiyatlar İstanbul’a verilmediği için çok ama çok mutlular. Her şeye rağmen, bu topraklarda bazı insanların, İstanbul kaybetti diye sevinç çığlıkları attıklarını söylemek gerçekten insana acı veriyor. Ama bu bir gerçek. Keşke böyle cümleler kurmak zorunda kalmasaydık. Ne yazık ki, bu ülkenin şöhretli gazetecileri, işadamları, bankaların kiralık sanatçıları, çakma liberaller Erdoğan düşmanlığı için olimpiyat hayalini bile yakmayı göze alabilmişlerdir. 
Bütün bunları söylerken elbette kimseyi töhmet altında bırakmak gibi bir niyet içinde değilim. Biliyoruz ki, malum çevreler Türkiye’nin itibar kaybetmesini sağlamak için uluslararası medyada ilanlar yayımladılar. 
Bu da yetmedi, içinde Taksim Dayanışma’nın da olduğu Gezi ahalisi Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne bir mektup yazarak “Barış ve dostluk, olimpiyat idealleridir. Taksim’de polis bu ideallere biber gazı sıkıyor. Onun için de Türkiye, 2020 Olimpiyatları listesinden derhal çıkarılmalı. Aksi halde olimpiyatlar, kendi idealleriyle çelişir...” şeklindeki ifadelerin yer aldığı karalama kampanyası yürüttüler. 
Şimdi de haklı(!) olarak başarılarını kutluyorlar… İstanbul sevdasından nasibini alamamış olan karanlık ruhlu insanlar yaşadıkları zengin muhitlerde istedikleri kadar ‘Tokyo’ sloganları atabilirler. Biz ‘Güzel İstanbul’ için aynı şiiri okumaya devam edeceğiz.       

<p>Bu hafta GTA 5'in çevrim içi modundaki özel sunuculara yerleştirilen aşı merkezleri ve oyun içeri

GTA 5'te aşı kuyrukları oluştu | TeknoZone #11

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor