• $8,5339
  • €10,1335
  • 495.094
  • 1431.78
19 Kasım 2013 Salı

Bu Erdoğan düşman çatlatır

Biliyorum, bugün yazacaklarıma birileri yine o bayat ‘yandaşlık’ yaftası yapıştıracaklar. Hiç hoşlarına gitmeyecek onu da biliyorum. Ama kusura bakmayın, Bu Tayyip Erdoğan düşman çatlatır.
Eminim ki, 11 yıllık iktidarı boyunca bir türlü Erdoğan’a alışamayan, onun siyaset yapma biçiminden hazzetmeyen kesimler, kendilerine bile itiraf etmekten çekindikleri iflah olmaz bir kıskançlığı yaşıyorlar.
Nasıl kıskanmasınlar ki, Tayyip Erdoğan bütün ezberlerini bozdu, vesayet konforlarını yerle bir etti, ölümüne iman ettikleri statükocu devlet aklını değişim ve demokrasiyle tanıştırdı. Bugün kıskananların hiçbir zaman hayal bile edemeyeceği başarıların altına imza attı.
Bir ülkenin kaderini değiştiren, tarih yazan lider olmak kolay değil. Biliyoruz ki, tarihte iz bırakan bütün büyük liderlerin önce büyük hayallerinin, büyük rüyalarının olması gerekiyor. Çünkü tarih bize, gölgesinden korkan, hayatı pahasına cesur adımlar atamayan siyasetçilerin büyük liderler olamayacağını söylüyor.
Hiç lafı dolandırmadan söyleyelim, Tayyip Erdoğan tarih yazan bir dünya lideridir. 11 yıllık iktidarında devrim niteliğinde demokratik reformların, ekonomik başarı hikâyelerinin altına imza attı. Ama Türkiye’nin 100 yıllık kanlı bir sorunu vardı ki, o ateşten bir gömlekti. İşte Erdoğan, 12 Ağustos 2005 tarihinde Diyarbakır’da yaptığı konuşmada “Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur. Bu sebeple ‘Kürt sorunu ne olacak?’ diyenlere diyorum ki, bu ülkenin başbakanı olarak, o sorun, herkesten önce benim sorunumdur” diyerek bu ateşten gömleği giymeye talip oldu.
Erdoğan’ın cumartesi günü Diyarbakır’da tarihe kaydettiği barış fotoğrafı, sadece bir gösterinin fotoğrafı değil elbette. Tıpkı Cumhuriyet’i kuran “1921 ruhu”nda olduğu gibi bütün kimlikleri kucaklayarak tarihe güçlü bir millet tanımını kaydetti. Bir taraftan komplekssiz bir şekilde Kuzey Irak için Kürdistan ifadesini kullanırken aynı zamanda Türkleri ve Kürtleri ‘tek millet’ kavramı etrafında kardeşlik bağıyla birleştirdi. Böylece çözüme giden yolda, Türklerin ve Kürtlerin barış umutlarını artırdı ve hâlâ eski Türkiye hayali kuran, şiddete yatırım yapanların umutlarını da yerle bir etti.
Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’daki yüreklere dokunan konuşmasında barış vardı, kardeşlik vardı ama hepsinden önemlisi Türkiye’nin tamamını kucaklayan bir samimiyet vardı.
Biliyorum, bazılarının Diyarbakır’daki bu kardeşlik fotoğrafını algılama sıkıntıları var. Onların aklı hâlâ Habur’da… Başbakan Erdoğan tarihi konuşmasında, ülkenin milliyetçi kesimlerini de incitmeden, Türkiye’nin son otuz yılını esir alan kanlı sorunu bitirerek çözüme dokunabileceğimiz yepyeni bir ufka işaret etti.
Tayyip Erdoğan’ın en zor, en kritik anlarda nasıl bir hamle yapacağını asla önceden kestiremezsiniz. Tam umutlar tükendi, bütün çıkışlar kapandı diye düşündüğünüz bir anda öyle bir hamle yapar ki, ‘Bu kadarı da olmaz artık’ dersiniz. İşte Türkiye’nin geleneksel ezberlerini bozan da, değişim dinamizmini tetikleyen de bu Erdoğan faktörüdür.
Düşünün ki, çözüm sürecinin durgunluk dönemine girdiği, kulağını silahların patlamasına ayarlamış “eski Türkiye”nin karanlık yüzlerinin pusuda beklediği bir dönemde Mesud Barzani ile Kürtlerin güçlü sesi Şivan Perwer’le el ele tutuşarak Diyarbakır meydanına çıkıyor ve karanlıklara meydan okuyarak bir kere daha barışın resmini çiziyor.
Çözümü derinleştiren Diyarbakır buluşmasından sonra artık kimse, bu süreçten geri dönemez. Çünkü Türkiye geleceği olan bir Kürt barışına adım atmıştır. Bundan sonra Türk ve Kürt Kemalizm’inin engellerini aştığımız oranda barışa daha yakın olacağız.

<p>Kadına ve çocuğa yönelik şiddetin arttığı dünyamızda hukuk alanında bilmediğimiz ya da eksik bild

Aile içinde şiddetine maruz kalanlar ne yapmalı?

Iğdır'da yıkılan cezaevinin yerine yapılan sosyal yaşam alanı ilgi görüyor

Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı

Uludağ'da yangın ihtimaline karşı helikopterli denetimler artırıldı