• $8,438
  • €10,1988
  • 492.277
  • 1441.33
10 Aralık 2013 Salı

Ah bir de vicdanın şifresini keşfedebilsek

Bu nasıl karanlık bir ruh halidir ki, birileri marazi ideolojik hastalıkları yüzünden her gün havasını soluduğu, suyunu içip ekmeğini yediği ülkenin batmasını isteyebilecek kadar öfke ve kin içerisinde olabiliyor.
Her türlü muhalefetin özgürce yapılabildiği, siyasi iktidarların rahatlıkla eleştirilebildiği sivil bir iklimin adıdır demokrasi. Bütün demokratik toplumlarda muhalefet nasıl yapılıyorsa, bizde de öyle yapılacaktır elbette. Eğer demokrasiye gerçekten inanıyorsak kural bu. Yeni bir demokrasi şekli icat edemeyeceğimize göre, bazen işimize gelmese de demokrasinin kurallarına uymak zorundayız.
Sanırım, demokrasi içinde muhalefet etmenin de, siyaset yapmanın da yine demokratik kurallar içinde yapılması gerektiği konusunda en azından teorik düzlemde herkes mutabıktır. Ama bir konuda mutabık değiliz, yıkıcılık...
Daha açık bir ifadeyle, hiçbir yazılı kaynakta demokrasinin ‘yıkıcılık’ olduğunu tarif eden bir metin yok. En azından hiçbir demokratik toplumda, iktidarları alt edebilmek için ülkenin batmasını, ekonominin çökmesini isteyebilecek kadar azgın bir muhalefet örneğine bugüne kadar tanık olmadık.
Ne yazık ki Türkiye’de işler, normal demokratik ülkelerde olduğu gibi yürümüyor. Yıllardır ülkenin siyasi hayatını, toplumsal dokusunu tahrip eden ‘derin devlet’ yapısı, muhalefet etme anlayışını da siyaset dışı unsurlara ihale etmiş bulunuyor.
İşte tam da bu yüzden, yıllardır bu ülkede siyasi iktidarlara karşı oluş ya da eleştiri, siyasetin doğal dinamikleriyle değil, ‘toplum mühendisliği’nin kirli kanatları altında yapılagelmiştir. Nitekim, Ergenekon yapılanması göstermiştir ki, AK Parti iktidarından hazzetmeyen bu yapılar utanmaz bir üslupla ve de rahatlıkla, “Yeter ki AK Parti iktidarı gitsin, ekonomi çökerse çöksün” deme cüretkârlığını gösterebilmişlerdir.
Maalesef, ‘vesayet rejimi’nin geriletildiği, demokrasinin standartlarının yükseldiği şu günlerde de benzer bir yıkıcı anlayışla karşı karşıyayız.
Doğal olarak, seçimlere gidilirken muhalefet partileri, iktidarı sandıkta yenebilmek için değişik muhalefet etme yöntemleri deneyeceklerdir. Bu arada, farklı kulvarlarda faaliyet yürüten sivil oluşumlar da iktidara paralel ya da karşıt bir duruş sergileyebilirler, bu son derece doğal. Nitekim, 97 sivil toplum örgütü 28 Şubat’ın ağır tahribatını tamir eden AK Parti iktidarının gayretlerini takdir eden bir ilan yayınladı ve dedi ki: “Milleti için başarıyla hak mücadelesi verenlere karşı haksızlık yapılmamalı, yeni vesayetler tesis edilmemeli; şahsi, zümrevi kaygılar ve menfaatler milletin, ülkenin geleceğinin önüne geçmemelidir.
Bin yıl sürmesi beklenen projeyi 11 yılda sabır ve metanetle boşa çıkarmada emeği geçen herkese şükranlarımızı ifade ediyor, bu mücadelenin şahidi olduğumuz kadar, gelecekte de destekçisi ve duacısı olacağımızı ilan ediyoruz.”

Demek ki gönülleri yıkmadan, adalet ve insaf duyguları içinde ve de nezih bir üslupla meramını anlatmak mümkünmüş bu ülkede... Kaldı ki 28 Şubat’ta baskı ve zulmün en acımasızına muhatap olan bu insanlar da pekala daha yaralayıcı bir dil kullanabilirlerdi. Demek ki vicdanlı olmak o kadar da çok zor bir şey değilmiş…
Biliyorum, son on yılda yapılan bütün seçimler öncesinde olduğu gibi, Mart seçimleri arefesinde bulunduğumuz şu günlerde de yeni mühendislik projeleri çarpıştırılıyor. Bununla kesinlikle dershane tartışmalarını kastetmiyorum. Çünkü o, tamamen eğitimde bir dönüşüm projesi. Zaten dikkat edilirse, kimse doğrudan dershanelerle ilgili bir görüş beyan etmiyor.
Bambaşka şeyler konuşuyoruz. Öyle ki, vicdanları kanatacak bir üslupla 28 Şubat’tan beter günler yaşadığımız bile iddia edilebiliyor. İşte bu yaklaşımdan ürküyorum. Ve ister istemez aklım daha derin şifrelere takılıyor.
Korkarım, biz son on yılda omuz omuza inşa mücadelesi verdiğimiz yeni Türkiye’yi ve demokratik kazanımlarımızı değersizleştirirken, birileri ‘eski Türkiye’ye dönüş için derin planlar yapıyor.

<p>Akşam Gazetesi Spor Müdürü Kenan Karcı Süper Lig'de tüm  merak edilenleri Ezgi Aşık'a anlattı.</p

Süper Lig'de şampiyon kim olur?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor