• $8,5252
  • €10,1115
  • 494.386
  • 1431.78
12 Kasım 2013 Salı

Ah bir de Erdoğan’ı alt edebilseler...

Tam 11 yıldır bütün önemli duraklarda, demokratikleşmenin hız kazandığı süreçlerde, eski Türkiye ile hesaplaşmanın yoğunlaştığı dönemlerde Tayyip Erdoğan’a direnen, direnmenin ötesinde ‘nefret’ üreten kesimler şimdi yeni bir hamleyle son şanslarını kullanıyorlar.
2002 yılında AK Parti iktidara geldiğinde bunun bir yol kazası olduğuna inandılar, nasıl olsa gelecek seçimlerde geldikleri gibi giderler hesabıyla eski ‘derin’ oyunlarına kaldıkları yerden devam ettiler.
Memlekette hiçbir şey olmamış gibi 2003-2005 darbe planlarını yaptılar, 2006 Danıştay cinayetini planladılar, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi ittifaklarını tertiplediler, 2008 kapatma davasını açtırdılar, 2010 referandumuna ve 2011 seçimlerine son bir umutla yüklendiler. Karşılarındaki Erdoğan gücünü hafife aldılar.
Ama yine de pes etmediler ve son on yıllık süreçte sert iktidar mücadelesi sanki hiç yaşanmamış gibi Gezi’de Erdoğan’la güç mücadelesine girdiler. Oysa Erdoğan, kendisiyle siyaset dışı yöntemlerle girişilen bir mücadeleye karşı oyun planını “Ya hep ya hiç” üzerine kuran bir liderdir.
O Erdoğan ki, siyasi hayatını riske atma pahasına ülkenin 100 yıllık bir yarası olan Kürt sorununu çözmek için elini taşın altına koymuş bir lider...
O Erdoğan ki, ekonomide önemli başarı hikâyesi yazmış, IMF’yi ülkeden göndermiş bir lider...
O Erdoğan ki, hazırladığı demokratikleşme paketleriyle Türkiye’yi 2023 vizyonuna taşımayı kafasına koymuş bir liderdir...
Şu günlerde öğrenci evleri üzerinden koparılan fırtınaya sırtını dayayarak Erdoğan’ın zaafa uğrayacağı gibi bir beklentiye kapılanlar unutmamalı ki, Tayyip Erdoğan bundan daha ölümcül tuzakları teker teker sökerek bugünlere geldi.
Karanlık örtünün altındaki aktörler, tam da şu günlerde AK Parti içinde bir zaaf beklentisine yatırım yaparak Tayyip Erdoğan’ı alt edebileceklerine inanıyorlarsa boşuna umutlanıyorlar, onlara buradan ekmek çıkmaz.
Çünkü artık bunları çok iyi tanıyoruz. Devrim hayalleriyle girdikleri Gezi’yi Türkiye’nin önüne kaotik bir tablo olarak koymaya çalıştılar ama başaramadılar.
Sırf AK Parti düşmanlığı adına, PKK’nın gönüllü misyoneri olmayı bile göze aldılar ama başaramadılar.
Şu günlerde kimi gazetelerin ve yazarların, özellikle Başbakan Tayyip Erdoğan’a yönelik başlattıkları yeni kampanyayı dikkatle izlediğimizde tamamen ‘sınıfsal’ ama aynı zamanda dindarları hedef alan gizli bir düşmanlığı rahatlıkla görebiliriz.
Eski Türkiye’de olduğu gibi bugünlerde de Başbakan devirme yazısı yazmaya can atan bazı kalemler, işi öylesine abarttılar ki “AK Parti Erdoğan’ın malı değildir” şeklindeki küstah ifadelerle AK Parti içinde ‘hizip’ arayışına çıktılar.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın açıklamalarından çıkarak ‘bölünme’ analizleri yapma hevesine kapılanlar, aslında ‘vesayet’ günlerinden kalma eski alışkanlıklarına sarılma çaresizliğini yaşıyorlar. Anlaşılan, hâlâ toplum mühendisliği yöntemleriyle Erdoğan’ı ‘hizaya’ getirebileceklerini sanıyorlar. Eski Türkiye hayalleriyle yanıp tutuşanların kaç kuruşluk bir itibarı olduğunu hep birlikte göreceğiz...

<p>Kadına ve çocuğa yönelik şiddetin arttığı dünyamızda hukuk alanında bilmediğimiz ya da eksik bild

Aile içinde şiddetine maruz kalanlar ne yapmalı?

Iğdır'da yıkılan cezaevinin yerine yapılan sosyal yaşam alanı ilgi görüyor

Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplandı

Uludağ'da yangın ihtimaline karşı helikopterli denetimler artırıldı