• $12,6179
  • €14,2398
  • 729.645
  • 1781.26
27 Mayıs 2014 Salı

Af örgütü teröriste şefkat istiyor…

Mao’dan aldıkları ilhamla “İktidar namlunun ucunda büyür” hayaliyle yola çıkan 1970 model devrim çapulcuları, malum Gezi ile birlikte yeniden devrim rüyaları görmeye başladılar, günlerce sokağı terörize ederek iktidar yıkma hayallerine kapıldılar.

YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Vandalizm görüntüleriyle süsledikleri bu rüyalarını gerçekleştirmek için de uluslararası insan hakları kuruluşlarından ve küresel medyadan hatırı sayılır destekler aldılar. Halen de almaya devam ediyorlar.
Bilindiği gibi o günlerde Uluslararası Af Örgütü, Gezi çapulcularını kutsamak için hazırladığı "Gezi Raporu"nu yayımlamıştı.
Bu örgüt şimdi de, Okmeydanı’nda yüksek tesirli el bombaları, molotofkokteylleri ve taşlarla polise saldıran illegal örgütlerin terör estirdiği olaylarla ilgili “derhal, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yapılması” çağrısında bulunmuş.
Yanlış duymadınız, Uluslararası Af Örgütü geçtiğimiz cuma günü Okmeydanı’nda iki insanımızın hayatını kaybettiği kanlı olayın faili olan teröristlere arka çıkmak için soruşturma istiyor. Ayrıca af örgütü açıklamanın devamında, polisin olaylardaki güç kullanımının uluslararası insan hakları standartlarında belirlenen katı bir gereklilik ve orantılılık ilkeleriyle uyumlu olması çağrısında bulunuyor. Yani demek istiyor ki, eli bombalı teröristlere karşı güç kullanamazsın, onlara şefkatli davranmalısın…
Af örgütünün koruma altına almaya çalıştığı teröristlerin yıkıcı eylemleri sonucunda hayatını kaybeden Uğur Kurt’un ablası bu vandalistlere dönüp “Kardeşimi siz öldürdünüz” diye haykırıyordu. Acaba bir gün bu terör muhafızı örgüt, yüreğine ateş düşen ablanın, annenin çığlığını da duyabilecek mi?
Ama biliyoruz ki bu uluslararası kaos tacirleri ne Soma’da hayatını kaybeden 301 madencimizin acısını ne de Okmeydanı’nda evladını kaybeden annenin, ablanın çığlığını duyabilecek bir insani duyarlılığa sahiptir.
Çünkü onlar, dünyanın değişik coğrafyalarında yaşanan insan hakları ihlalleri, diktatörlerin katliamları ve cunta cinayetleri konusunda bugüne kadar hep sustular ama efendilerine hizmette kusur etmediler.
Adı üstünde bir insan hakları kuruluşu olan af örgütü Suriye diktatörü yüz bin insanı katlederken, çocukları kimyasal silahlarla öldürürken, Mısır’da cuntacılar keskin nişancılarla sivilleri avlarken sıradan açıklamalar dışında kılını bile kıpırdatmadı. Diktatörlere hoşgörülü, Okmeydanı’nda eli silahlı, bombalı teröristlere şefkatli davranan Uluslararası Af Örgütü dünyadaki masum insanlara yönelik katliamları bir kez olsun kampanyaya değer bulmadı.
Gerek Türkiye’yi rahatsız etmek için her türlü fırsatı değerlendiren af örgütü benzeri uluslararası kuruluşlar, gerekse içeride eski Türkiye’den kalma yapılar gençler üzerinden çok kirli bir iktidar oyunu oynuyorlar. Okmeydanı’nda vizyona sokulmak istenen filmi dikkatle izlediğinizde eski Türkiye medyasının ve 17 Aralık’ta bu ittifaka katılan paralel medyanın şiddeti romantize eden bir yayıncılık yaptığını rahatlıkla görebilirsiniz. Maalesef en dramatik durum da bu aktörlerin genç ölümler üzerinde tepinerek sokaktaki şiddeti meşrulaştırmaya çalışmalarıdır.
Özellikle Alevi vatandaşlar üzerinden kolonyal heveslerle Türkiye’yi dizayn etmeye çalışan dışarıdaki güçler de, içeride şiddetin üretimine katkı sağlayan medya, iş dünyası ve siyaset erbabı da bilmeli ki Türkiye artık ‘eski Türkiye’ değil, ölüm ticaretinden vazgeçin…

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar