• $8,5104
  • €10,2962
  • 498.414
  • 1441.33
01 Ocak 2019 Salı

Yanlış yaşamak, yanlış ölmek…

Yeni yılın, 2019’un ilk gününü yaşıyoruz. Bu yazıyı şüphesiz yılın son günü yazıyorum ve aslında bu ilk cümleyi ben dahil kaç kişinin okuyabileceğini bile bilemiyoruz. Bu durum da bize, yaşayıp bitirdiklerimizin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. O nedenle, geçen yıl ve yılları öyle kolayca harcamanın/kötülemenin bir anlamı yok.

Onlar, sadece yaşanabilmiş olmalarıyla bile oldukça değerliler. İçinde iyi kötü, tatlı ve acı birçok şey barındırabilirler. Bazı yıllar diğer bazı yıllardan daha iyi veya daha kötü olabilir. Bazı yılların ise nasıl geçtiğini bile anlamayabiliriz. Ama hepsinden önemlisi, tüm muhtevası ile yaşanmış olmalarıyla, bizim olmuşladır. Bizi barındırmışlardır. Bu bile kendimizi kutlamamız için yeterli olmalıdır.

Montaigne’ne “Ne iş yapıyorsun?” diye sorduklarında, “Yaşıyorum ya, bundan ala bir iş mi olur?” diye cevap verirmiş. Polonyalı şair Adam Mickiewicz ise şöyle der: “Bir günü güzel şekilde geçirmek, upuzun bir kitap yazmaktan daha zordur.”

Yani yaşamak, doğmuş olmakla otomatik olarak başlayan, ölmüş olmakla da otomatik olarak sona eren, dışımızda gelişen olaylara kapıldığımız bir süreç değildir. Daha doğrusu öyle olmamalıdır.

Fransız mistik filozof Simone Weil ise “İnsanlığa şimdiye kadar verilmiş en paha biçilmez şey ölümdür. Bu nedenle en büyük günah onu kötüye kullanıp yanlış ölmektir” diye çok bilgece bir açılımda bulunuyor.

Hayatımız, ölümden kaçtığımız bir sürek avına dönüşmüşse, ne kadar talihsiz insanlarızdır biz. Oysa ölüm, yaşamı anlamlı kılan sihirli bir dokunuş gibidir. Sonu olmayan bir roman, bir dizi, bir müsabaka, bir seyahat, bir bayram, bir düğün düşünün. Korkunç olurdu değil mi? Tüm bu güzel şeyler anlamlarını yitirir, önce yavanlaşır, sonra da işkenceye dönüşürdü. Bundan emin olduğumuz halde, sonsuz yaşamı, ölümsüzlüğü arar durur insan. Sorun bu arayışta değildir. Aranan şey yanlış yerde/boyutta aranmaktadır sadece. Bu hayatın kurgusu buna müsait değildir. Bu hayat gelip geçmek, olgunlaşmak içindir.

Yazıyı Sidartha’nın yakın arkadaşı Govinda’ya söylediği sözle bitirelim. Hayatlarının son demlerinde yeniden karşılaşan iki eski arkadaş arasında geçen konuşmadır bu. Govinda arkadaşı Sidartha’nın aradığı şeyi bulduğunu gözlerinden anlamış ve ona kendisinin neyi eksik yaptığını sormuştur. Sidartha cevap verir: “Aramışsın dostum, o kadar aramışsın ki, aramaktan bulmaya vaktin kalmamış.”

Herkese çok mutlu bir 2019 yılı temenni ediyorum.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı