• $9,4485
  • €10,9803
  • 547.606
  • 1508.39
4 Ekim 2016 Salı

Selalar neden hedef oldu?

Osmanlı’daki Batılılaşma/modernleşme çabalarının üç nedenle ta başında başarısız olacağı kesin gibiydi. 1) Model bizim değildi. Pozitif yönlerini alarak onu uyarlayacak/işleyecek bir fikri ve politik bir zemin de bulunmuyordu. 2) Böyle olduğu için de Osmanlı/Türkiye modernleşmesi yüzeysel, kadrocu ve devirmeci olmak durumundaydı. 3) Büyük devletler bu hareketin çözülmeyi hızlandıracağını biliyorlar, onun başarısız olması için de her türlü fırsatı değerlendiriyorlardı.

Osmanlı dayak yiyeceği tüm sopaları kendi elleriyle rakiplerine sunmuştu.

Bunun neticesinde yaklaşık 200 yıllık bir süreçte bu halkın evlatları, Batıcı/İslamcı denecek şekilde kabaca iki tezat grup haline getirildi.

Laiklik istismar edilerek faşizm gibi işlev gördü. İktidarı azınlık grupta tutmak üzere darbelere/mandacılığa geçmekte hiçbir ahlaki sakınca görülmedi. Bu kadrocu seküler şemsiye solu da içerdiği için bizim solcular seçilmiş gariban siyasetçileri devirmek için darbeleri desteklediler.

15/16 Temmuz gecesi sela okuyan 60 müezzinin saldırıya uğradığı ile ilgili haberi okurken yine bu acılı hikaye aklıma geldi. Daha da vahimi Narlıdere İlçesi’ndeki Kutlu Yalvaç Camisi müezzini Mehmet Kuzgun’a saldıran kişi CHP Urla Meclis üyesinin oğlu Hasan Yalvaç’tı. Yani sorumluluk makamında bulunan kişiler ve aileleri bile böyle bir günde önyargılarını yenemiyordu. Bu kişi serbest kaldı ve halkın tepkisini çekti.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz ruhu/mutabakatı karşısında bir “köprüden önce son çıkış” arama gayreti de yazının girişindeki acılı böl/yönet hikayesinde gizli. Sünni blokla uzlaşmamak üzere Alevilerin, Kürtlerin, gayrımüslimlerin vd. yaralı hafızalarını kullanan bir mühendislikle karşı karşıya kaldık hep. Ne iyi ki halkın feraseti bu oyunlara geçit vermiyordu.

Esasen son 15 yılın başarısızlığı değil, başarısı tehdit olarak algılandı. Çözüm süreçleri, Dersim özrü ve 1915 taziyesi, son 200 yıllık böl/yönet düzenini ters yüz etme potansiyeli taşıyordu. Gettolara bölünmeye çalışılan bir ülkede bu tür hamleler rehabilite edici etkiler yaratabilir, ülkede toplumsal muhabbet tesis edildiğinde Türkiye ayağa kalkabilirdi. Çünkü her ev içinden yıkılırdı ve Osmanlı böyle yıkılmıştı.

2009 yılından sonra düğmeye basarcasına aniden başlayan kutuplaşma/diktatörlük/ataerkillik kampanyaları yeni bir kutuplaşmadan ziyade, eski kutuplaşmaların erimeye başlaması riskine karşı start almıştı. İçlerindeki en “sağduyulu” isimler bile günün sonunda “göbeğini kaşıyan adam, eğitimli beyaz Türkler” seviyesinde özlerine döndüler.

Ahmakları kenara ayırırsak, asıl amaçları iklimi, bölünmeden/içsavaştan önceki son safhaya hazırlamaktı. Erdoğan hal edilerek yüzde 20/30’luk bir Sünnici parti olsun, CHP, DHKP-C çizgisine çekilerek Aleviler marjinalleştirilsin, sokaklara gençleri salmaya hazır bir MHP operasyonu ve malum zaten başarılı olan HDP’nin PKK’lılaştırılarak Türk/Kürt muhabbetinin sona erdirilmesi...

15 Temmuz’da buna güvenerek altın vuruş yaptılar. Ama bu millet bunca mühendisliği tek bir fiske ve 241 şehit ile tuzla buz etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Temmuz mutabakatına bu kadar önem vermesi, bu ülkenin içine sokulan mayınların nasıl temizleneceğine dair halkın verdiği mesajı almış olmasından. Meclis konuşmasında da vurguladı: Birlik ve beraberlik içinde olmak, aynı şeyi düşünmek, tektipleşmek değildir.

Ve 200 yıl sonra ilk defa bu kadar iyi bir şans yakalanmış durumda. Bu şansı boşa harcayanlar asla bu hesabı veremezler.

*Gazetemizin 98. sene-i devriyesini tebrik ediyor, 100. yılında Türkiye’yi çok daha güçlü ve müreffeh görmeyi diliyorum.

<p>Yere yatırıp yumrukladılar. Polis  şiddetinin görüntüleri çevredekiler tarafından kaydedildi. Sos

Polis şiddeti tepki çekti

WhatsApp 1 Kasım'dan itibaren bu telefonlarda desteklenmeyecek

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler