• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
21 Eylül 2017 Perşembe

New York’ta lider var...

“Yüzümüzün ve gözlerimizin rengi ne olursa olsun, gözyaşlarımızın aynı olduğunu hatırlatmak istiyorum. Sizleri dünyanın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını dindirmek amacıyla bir an evvel harekete geçmeye çağırıyorum.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 72. Genel Kurul görüşmelerinde sarf ettiği bu sözler zirvede tarihe damga vuran en etkili cümleler oldu.

Erdoğan 2. Dünya Savaşı şartlarında kurulan BM Genel Kurulu’nun yapısının değişmesi gerektiğini ifade ederken “Dünya beşten büyüktür” sözünü BM kürsüsünden tekrarladı. Eğer bu yapı değişmezse insani trajedilere ve zulümlere engel olunamayacağını hatırlattı.

Erdoğan Suriye gibi Arakan’daki zulmü zirveye taşıyan öncü lider olarak buradaki trajedinin engellenmemesi halinde insanlığın yeni bir utançla yüz yüze kalacağı konusunda uyarı yaptı.

ABD Başkanı Trump BM’nin yapısının değişmesi gerektiğini teyit ederken, Türkiye’ye mülteciler konusunda teşekkür etti.

Ülkesinin Musul’da DEAŞ’ın elinden alıp kurtardığı CHP’nin genel başkan yardımcısı zatın “Erdoğan hiçbir dünya lideriyle görüşemiyor” diye tweet attığı anda Erdoğan Trump, May ve Macron başta olmak üzere birçok liderle önemli ikili görüşmeler yapıyor ama bundan da öte akıl ve vicdanı buluşturan etkili sözleriyle dünyaya liderlik dersi veriyordu.

Erdoğan dünyada sayısı atmış milyonu bulan mültecileri, bu sayıya yakın modern köleleri gündeme taşıyarak, cinleri bir bir şişeden çıkarıyordu. Dünyanın her bir köşesinde dini, ırkı, mezhebi ve rengi ne olursa olsun tüm mazlumların sesi Türkiye olmuş durumda. En ücra köşedeki insan bile artık Türkiye’nin adını biliyor ve Erdoğan’ı tanıyor. Tüm kara propagandaya rağmen doğru sözler ve tavırların karşılık bulmaması mümkün değil.

Eğer Türkiye eski Türkiye olsaydı, Arakan ve Suriye başta olmak üzere bu trajedilerin dünya sahnesinde duyulması ne derece mümkün olurdu?

Bu nedenle üzerimize düşeni yapmış olmanın huzurunun şu kara günlerde ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatmaya gerek var mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi bir lidere sahip olmanın değerini hatırlatmaya gerek var mı?

Oysa, kendi iddiaları itibarıyla bu rolü ABD Başkanı Trump’ın üstlenmesi gerekmez miydi? Nerede demokrasi iddiası, nerede yüksek uygarlık değerleri? Bunun yerine ABD’nin artık kendi çıkarlarını gözeteceğini söyleyen, Venezuela ve İran gibi ülkelere müdahale gözdağı veren bir konuşma dinledik.

Ha bir de terör örgütlerine destek veren ülkelerin eleştirildiğini duyduk. Sanki YPG/PKK’ya binlerce TIR ağır silah ve teçhizat veren, FETÖ’yü kalbinde besleyen ülke ABD değildi.

Eğer demokrasiyi güçlü olan kendi menfaatleri nasıl gerektiriyorsa öyle tanımlayıp uyguluyorsa, bir demokrasiden bahsedemeyiz.

“Canım bu hep böyle değil miydi” diyeceksek, hiç olmazsa bu ortaoyununu deşifre ederek kirli amaçlar uğruna evrensel değerlerin daha fazla suiistimal edilmesini önlemeye çalışabiliriz.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha bunu yaptı BM zirvesinde. Zarrab davası üzerinden tehdit edilmesine rağmen…

İyi de kendisine solcu, demokrat, insan hakları aktivisti diyenlerin bu tavrı desteklemesi gerekmez mi?

Çünkü Türkiye sadece retorik üretmiyor, söylediklerini duruşu ve eylemleriyle destekliyor da. Suriyeli mülteciler, Arakan’a verilen destek ortada. Dünyanın mazlumlara en çok mali destek veren ülkesiyiz.

Demek ki buralarda da kral çıplak kalmış. Para ve güç neredeyse oraya biat edilmiş. Belki de Türkiye ve Erdoğan’ın çektiği öfke bu illüzyonu bozduğu içindir.

Politik aktüel, dengelere bağlı olarak hızla değişebilir. Ama Türkiye’nin tavrı doğrudur ve mutlaka karşılık bulacaktır.

<p>Duygu Gecü Yüzseven'in sunduğu Sağlık Raporu programında Prof. Dr. Gürkan Arıkan sağlıklı doğumda

Kök hücre tedavisi hangi hastalıklara çare oluyor?

Karabük'te bilim insanları otonom kontrollü kalp masajı cihazı geliştirdi

Dünyanın yeraltı kaynakları zengini ülkesi hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?

Selimiye Meydanı kazılarında Roma döneminden kalma aile mezarlığı bulundu