• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
14 Eylül 2017 Perşembe

Ne çilekeş halkmışız biz…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin yerli SİHA’lar üzerinden herhalde hiçbir ülkede kolay kolay tanık olmayacağımız rahatlıkla sürdürdüğü karşı kampanyanın tam ortasında, “Teörü, beş, bilemedin dört yılda çözerim” diye bir vaatte bulunmuş.

Dursun Temel’e sormuş, “İki kere iki kaç eder?” diye, Temel de “Dört, hadi bilemedin beş eder” diye cevap vermiş ya, işte o hesap.

Herhalde, eğer popülizmden kaçınılıcaksa, ilk olarak bu kadar acılı bir konudan başlamalı. Ama bu siyasi bir popülizm bile değil. Gayrıciddilik veya gayrıciddilik ambalajı ile süslenmiş daha vahim bir sapma.

Terör örgütlerinin kentlerimizde yaptığı ve acı kayıplara neden olan saldırılar sonrasında hükümeti suçlayan açıklamalar artık vakayı adiyeden. Bu tavrın terör örgütlerine ne kadar cesaret verdiğini önemsemeyecek kadar da konunun yakıcılığına ilgisiz.

"Bizim için YPG terör örgütü değildir. YPG kendi vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur” diyen de, hendek terörü estiren PKK’lılara “Hendeğin öteki tarafındaki arkadaşlar” diyen de yine kendisi.

Yani eğer dört yılda terörü çözeceğim diyor ve bu iddia bir mantığa oturuyorsa, bu söylemler ışığındaki çözümün ne olduğunu da sorgulamak gerekiyor.

TSK, şehit sayısının artması riskini göze alarak, sivil vatandaşları teröristlerden ayırmak için bu kadar titizlik gösterirken ve PKK tarihte görümedik biçimde köşeye sıkışmışken, bir ana muhalefet partisinin, bu üstünlükte merkezi rol oynayan İHA ve SİHA’ları hedef alması anlaşılır gibi değil. Ülkenin Silahlı Kuvvetleri, İçişleri Bakanı bu konuda resmi açıklamalar yaparken, bu açıklamaları önemsememek nasıl açıklanır ki zaten?

Şimdi Kılıçdaroğlu, “Ben terörü dört yılda bitiririm” dediğinde, bu tavırların ışığında, “o bitirme projesinin” üzerinde durulması şart gözüküyor.

Nasıl bir bitirme olacak bu? Herhalde SİHA’lar artık kullanılmayacak, terörü kaynağında kurutma stratejisinden vazgeçilecek... Belli ki CHP, başka bir formül bulmuş olmalı.

Acaba, uluslararası güçlerin bölge dizaynına uygun davranmak olabilir mi bu? Malum, 15 Temmuz muvaffak olsaydı, bugün Fırat Kalkanı yapılmamış, Kürtleri bir ateş havuzuna atacak Kuzey Irak referandumuna direnç gösterilmemiş, SİHA’lar havalanmamış, Suriye’nin kuzeyindeki terör devleti ise çoktan kurulmuş olacaktı. Darbe/işgal teşebbüsünün ana amaçlarından birisi Türkiye’yi bu dizayna uygun hale getirmekti.

Kılıçaroğlu, bu vaadine açıklık getirmeli. "Laik aklın eşsiz birikimiyle terörü bertaraf edeceğiz” demekle olmaz. Sorun somut, çözüm önerileriniz de somut olmalı.

Ne öneriyorsunuz? Açık konuşun. Beylik laflar ve sloganlarla değil, net çözüm önerilerinizi kamuoyuna açıklayın. Bir vaatte bulunuyorsanız, kendinizi sözlerinizle, projelerinizle bağlamanız gerekir.

Suriye’de, Irak’ta Türkiye’nin boynuna idam ipini geçirmek için uluslararası güçler ve terörist “arkadaşlar” tam teyakkuz halinde harekete geçmişken, kendi devletini ve ordusunu suçlayan bir ana muhalefet partimiz var. Şu anda görünen bu. Ve eğer ben vatandaşlarımızı tanıyorsam, bu tutumdaki bir partiye dün olduğu gibi, yarın da sittin sene iktidar yüzü göstermez.

Hasılı, ne çilekeş bir halkmışız biz.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!