• $9,3054
  • €10,8312
  • 529.045
  • 1429.85
28 Temmuz 2016 Perşembe

Millete teslim olmak en iyisidir…

Gezi’den beri baktım da genellikle Erdoğan yazısı yazmışım.

Erdoğan’ın tek haklı olduğuna “iman” ettiğimden değil, Erdoğan’ın milliliğinden şüphe etmediğim tek lider olmasından.

Yapılan son araştırmaya göre Erdoğan’ın liderliğine destek verenlerin oranı yüzde 79, darbenin arkasında Gülen’in olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 96… (ORC.)

Bunun anlamı, hadisenin boyutları tamamen netleştiğinde, ülke liderliğinde Erdoğan’ın yüzde yüze yakın bir meşruiyete ulaşacağıdır.

Gezi’de “Erdoğan’ın değeri” diye bir yazı yazmıştım. Bu başlığı sonra da sık sık kullandım.

Tanzimat’tan beri üst aklın lehine ve halkının aleyhine devleti/kurumları formatlanan bir düzenekte, milli bir liderin ortaya çıkmasının mucize kadar zor olduğunu ifade ettim.

Tüm mekanizmalar o milli lideri boğmaya dönük kurulmuştu. Bir kısmı mandaların hayrına gerçekten inandığından, bir kısmı doğrudan ajan olduğundan, bir kısmı istihdam edildiğinden, bir kısmı siyasi/ekonomik tamahkârlıktan, önemli bir kısmı da düşüncelerinin nasıl fethedildiğinin farkında bile olmadığından…

7 Şubat’ta Erdoğan “vatan hainliğinden” hapse atılabilseydi, Ortadoğu Türkiye ile birlikte dizayn edilecekti. Yeni haritalar tahakkuk edecekti. Başımızda da buna vaziyet eden kukla yöneticiler olacaktı.

Olmayınca, diğer etaplar gelmeye başladı.

Gezi, (demokrasi/çevre kılıfı ile) nasıl 1908’in tekrarı ise, 15 Temmuz da 1913 Bab-ı Ali Baskını’nın kopyasıdır.

Erdoğan’ı Nazım Paşa gibi öldürecekler, hükümet ele geçirecekler ve Sevr haritasını mümkün kılacak şekilde ülkeyi üst aklın kirasına vereceklerdi.

İttihatçılar, çoğunluk pozitivist/Darwinist, kendi halkı ve geleneklerine yabancılaşmış kişilerdi. Yönetimi ele aldıktan sonra ülkeyi Almanya’nın sömürgesi haline getirdiler, Osmanlı’yı yok edecek bir emperyal savaşa soktular. Hem de Türkçülük adına.

Mustafa Kemal Atatürk, Enver’e sert bir mektup yazar o günlerde: “Bari Bulgar komitacıları kadar olun ve ülkeyi Almanya’nın sömürgesi haline getirmeyin” der mealen.

Soru şu: Erdoğan öldürülseydi nasıl bir plan devreye girecekti?

Türkiye nasıl şekillenecek, nasıl yönetilecekti?

15 Temmuz’un darbe kılıfı içinde Erdoğan’ı öldürmeyi amaçlayan bir terör eylemi olduğu o kadar açık ki!

Tüm bu soruların cevapları dedikodu seviyesinde değil, kanıtlarıyla ortaya konmalıdır ve konacaktır.

Bütün inlere girilecektir.

Dolayısıyla, bu işe bulaşmış, rol almış, pişman olmuş kim varsa, bu son şansı kullanmalıdır. Kimse “bunu da geçiştiririz” diye düşünmemeli.

Neden mi?

Açıkçası bu bardağı taşıran son damlaydı. Vatanımızı kaybedersek canımızın da bir kıymeti yok, paranın da, pulun da… Gidecek hiçbir yerimiz yok. Olmamalı da… Vatan düşüyorsa gidilecek yer şehitlerin yanıdır. Millet bunu ispatlamıştır.

Herkes bunun farkında. Korku eşikleri geçildi. İnsanlar “neden şehit olamadım” diye üzülüyor.

Bu meşru güce teslim olmak en iyisidir. Çünkü bu gücün vereceği cezada bile bir şifa ve adalet vardır.

<p>Sosyal medyada toplumsal algıyı manipüle etmek için birçok yalan servis ediliyor. Bazı yayın orga

Hepsi teker teker deşifre edildi... İşte haftanın yalanları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu