• $9,5452
  • €11,084
  • 550.559
  • 1509.2
30 Temmuz 2016 Cumartesi

“Makineden tanrı” yenildi...

15 Temmuz FETÖ hain örgütün tetikçiliğinde ülkeyi işgal etme teşebbüsüydü.

Orduyu ve milleti kendi içinde bölerek birbiri ile yıllarca savaştıracak, sonra da şu bu adında barış güçleri ile kurtarıcı gibi ülkeyi cetvelle bölmeye geleceklerdi.

Hedef sadece dindarlar ve hükümet değildi.

Hedef tüm Türkiye’ydi.

Ankara Şam’a, İstanbul Halep’e, ülke külliyen Suriye’ye dönecekti.

Hani söz konusu tiyatroysa, milletin kahramanca direnişi değil, bu kurguydu.

Bu Batılı kolonyal kafadır. Batılı tiyatroda “Deus ex Machina” (makineden tanrı) denen bir fenomen vardır. Oyun karışır, karışır ve tıkanmanın doruk yaptığı noktada kurguya aniden yapay bir kahraman girer ve taşları yerli yerine oturtur.

Birinci Dünya Savaşı’nda da aynı oyun tezgâhlandı ve başarılı oldu.

Batı diplomasisini en iyi okuyan, seleflerinin hatalarından ders çıkaran 2. Abdülhamid, Şark sorunu ile iç toplumsal barışı baltalayan üçüncü ülkeleri birbirine tokuşturmasını iyi biliyordu. Osmanlı’yı doğrudan işgal etmediler, edemediler.

Bunun yerine Batıcı/İslamcı şeklinde devleti ve milleti böldüler. Demokrasi, özgürlük, eşitlik söylemleri ile el atından kışkırttıkları olayların çözümünün ancak Abdülhamid’in halli ile mümkün olduğuna ikna ettiler.

İlk Gezi dediğim 1908’de meydanlara çıkan halklar, çok değil, birkaç sene sonra muazzam bir cehennemin içine düştüler. 1908 İttifakının ortaklarından İttihatçılar önce Babı-ı Ali ile kendi içini temizledi, sonra da Almanya’nın gönüllü sömürgesi olarak büyük savaşa dahil oldu.

Savaşa girdikten sonra ilk işleri Tehcir’i yapmak oldu. Savaşın sonunda Sevr dayatıldı ve Osmanlı’nın toprakları cetvelle, gizli/açık anlaşmalarla dizayn edildi.

İki milyon kilometrekarelik imparatorluktan 780 bin kilometrekarelik bir vatan çıkaran bu ülkenin aziz milletinin şehadetidir. Dış konjonktürde ise Bolşevik Devrimi etkili oldu. Türkiye’nin paylaşılması üzerine ikinci bir savaşı kimse göze alamadı; ama sadece yüzyıllık bir mola verildi.

Suriye iç savaşı bu molanın bittiği andır ve asıl hedef merkez ülke olan Türkiye’dir.

O nedenle herkes iç barışın, birlik ve beraberliğin hamasi bir retorik değil, bir varoluş unsuru olduğunda hemfikir.

Bu işin eliti, dindarı, Türkü, Kürdü, Sünnisi, Alevisi, Müslimi gayrımüslimi yok.

Her ev içinden yıkılır; içinde sağlam olan ev ise tüm fırtınalara dayanır.

Siyasetçilerin, özellikle muhalefetin bu noktada çok dikkatli olması zaruridir.

Recep Tayyip Erdoğan, hep iddia ettiğim üzere, bir partinin, bir kesimin değil, tüm ülke ve bir bütün olarak 79 milyonun menfaatlerini koruyan bir ülke lideri olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.

Erdoğan bir işgal hareketinden bir devrim çıkaran muazzam yetenekte yerli, milli ve organik bir liderdir.

Kendisinin de dediği gibi bir kral değil, seçilmiş, meşruiyeti yüzde 80’lere ulaşmış demokratik bir liderdir.

Yerli ve milli konsepti üst kimlik olarak kurumsallaştırmak, yeniden dizayn edilen devleti liyakat ve çoğulculuk esasına göre inşa etmek olmazsa olmazımızdır.

Aziz milletimize, 15 Temmuz şehitlerine ve çocuklarımıza vereceğimiz en büyük hediye de bu olacaktır.

<p>Evi alev alev yandı. Tabloları küle döndü. O, gözyaşları içinde basın açıklaması yaptı.</p><p>Ola

Çevreci ressamın evi yandı

Kepçe ile yol kapatıp drift yaptılar

Muğla'daki fosil alanında yeni buluntulara ulaşıldı

''UÇBEY''in ilk kez kullanıldığı operasyonda gri listedeki terörist vuruldu